Geçenlerde Star gazetesinden Eser Karakaş "Baro seçimleri tuhaf değil mi?" başlıklı son derece çarpıcı bir yazı dercetti.
Hayır, söz konusu seçimlerde herhangi bir "teknik aksaklık" veya usulsüzlükten bahsetmiyordu.
Dahası...
Ümit Kocasakal hakkında, avukatların yasal ve meşru yollarla seçtiği baro başkanı nitelendirmesinde bulunuyordu.
Eser Hocanın tuhaf bulduğu neydi peki?
Şu:
Siyasi görüşleri bakımından ulusalcı, AB karşıtı, İşçi Partisi"ne yakın biri yeniden İstanbul Barosu Başkanlığı"na seçilmişti.
Halktaki karşılığı yüzde birlerin altında olan bir siyasi görüşe sahip olmak elbette "nakısa" değildi.
Tuhaf olan, böylesi siyasi görüşe sahip birinin on binlerce avukatın oyuyla yeniden başkan seçilmesiydi.
Eser Hocanın ifadesiyle "ortada en azından istatistiki bir mesele" vardı.
Bu "meseleyi" tuhaflık boyutunda vahimleştiren nokta da şuydu: Ümit Kocasakal meslek sorunlarını değil, siyasi görüşlerini öne çıkardığından dolayı kazanmıştı.
Burası önemliydi.
Hrant Dink kararından 367 saçmalığına kadar bir yığın yargı kararını hatırlamamıza neden olacak kadar önemliydi.
Söz konusu tuhaflığın yansıması olarak son yirmi senedir yüksek yargının kararlarına bakmamızı öneren Eser Karakaş makalesini söyle nihayete erdiriyordu: "Yüksek yargı organlarına "Anayasanın 90.maddesi içimize sinmiyor, alışmamışız" mealinde bir zihniyet hala egemen olabiliyor ise, yargıçlarımızın kahir ekseriyeti "evrensel hukuk ilkeleri ile devletin çıkarları çeliştiğinde devletten yana tavır alırım" diyebiliyor ise ortada ciddi bir sorun var demektir. / İstanbul Barosu seçimleri de bu sorunun avukatlar düzeyine yansımasından başka bir şey değildir.."
Hocanın bahsettiği mahut zihniyetin versiyonları sadece yüksek yargı alanında değil, medya dahil birçok alanda egemendir hâlâ.
AK Parti"nin her alanda egemen olduğu sadece şehir efsanesidir.
Yanlış anlaşılmasın, AK Parti her alanda egemen olsun falan demiyorum. Bir üçkağıtçılığı deşifre etmeye alışıyorum.
Ümit Kocasakal"ın baro başkanı seçilmesine de karşı değilim.
Aldığı oylara "devrimci oylar" diyerek alkışlamam. Ama "bidon kafalıların" yahut göbeğini kaşıyan adamın oyları" diyerek de aşağılamam.
Ayrıca...
Eser Hoca, "AB karşıtı" falan diyor ya, Kocasakalgillerin mutlak tavrı bu değildir.
AB bugün AK Parti"ye tastamam karşı olsun alayı AB taraftarı olurlar.
Zira asıl karşı oldukları AK Parti"dir.
Kocasakal vaktiyle şöyle demişti: "Açık söylüyorum bana şu an sorsalar, şu anki AKP hükümeti mi yoksa bir askerî darbeyi mi tercih edersiniz, ben darbe hükümetini tercih ederim.."
Bu yolda da yalnız değildir.
Dünün ulusalcısı günün liberali veya solcusuyla AK Parti karşıtlığında omuz omuzadır.
NOT: Geçen hafta medyada "Aydın Doğan jet uçağıyla hacca gidiyor" haberi yer aldı. Tasavvur ettiğim şeytan taşlama "sahnesini" paylaşmak isterim:
AYDIN DOĞAN: "Kahrol şeytan al sana bir taş.."
ŞEYTAN: "Oğlum bak git.."
Başlıklar :

