
Bu köşecikte kaç kez yazdığımı unuttum, hadi bir kez daha tekrar edeyim: İktidarların zehri goygoyculuk, azığı eleştiridir.
Mademki iktidardasın, muhalefetten çok daha fazla "tahammüllü" olmak zorundasın.
Demokrasi bir yanıyla da "tahammül" rejimidir.
Eleştiriden azami derecede istifade etmeyi bilemeyen her iktidarın içten içe çürümeye başlayacağı da muhakkaktır.
Nasılsa oyun çoğunu aldım; dediğim dedik çaldığım düdük, olmaz.
Bir kişi bile farklı düşünse kulak verecek, hakkını hukukunu sonuna kadar gözeteceksin.
Lakin "her şey sandıktan ibaret değildir" heyulasıyla milletin iradesine karşı "seçkinlerin" tahakkümüne (Ki, yakın tarihimiz aynı zamanda bu tahakkümün hikayesidir.) taş döşeyenlerin "çoğulculuk" kamuflajına da kanmayacaksın.
Bu arada hazır bahsi açılmışken, "çoğulculuğu" dillerinden düşürmeyen arkadaşlar, Fikirtepe"de Kemal Sunal filmi tadındaki "direnişe" sevabına el atsalar olmaz mı?
Hani; "kentsel dönüşüm projesi" kapsamında 500 ev yıkılmış ama bir ev tek başına 31 dönümlük arazide "direniyordu."
Müteahhitle parada anlaşamayan yurttaş belli ki, "direne direne kazanacak" ama onca vatandaş da mağdur vaziyette; "şu direniş hayırlısıyla bitse de evlerimize kavuşsak" diye bekliyor.
Neyse, biz dönelim yine mevzumuza...
Kıymet hükmümüz şudur: Hakaret içermediği sürece her düşünce, her eleştiri "muhteremdir."
Hükümetin icraatlarını kimin ne kadar eleştirmeye, yerden yere vurmaya hakkı varsa, başkalarının da o kadar takdir etmeye hakkı vardır.
Söz konusu övgü veya yergi nedeniyle kimsecikler kınanamaz, aşağılanamaz.
Yani, hükümetin hizmetlerini her beğenen, "Vay yandaş vay, kömür mü verdiler sana, yolunu mu buluyorsun, malı mı götürüyorsun..." yollu aşağılanamayacağı gibi, her eleştiri yönelten de "vay vatan haini vay" şeklinde kınanamaz.
Ne ki, korkunç bir algı operasyonu sürgit arzı endam ediyor!
AK Parti"nin icraatlarını beğenmek veya projelerini benimsemek sanki affedilmez bir suçmuş gibi gösterilirken, AK Parti"nin yaptığı her şeye karşı çıkmak da en onurlu, en erdemli tavır gibi sunuluyor.
Son zamanlarda malum merkezlerden desteklenen sistemli programlı bir kampanyaya dönüştü bu.
Hiç kuşkunuz olmasın; Erdoğan hakkında oluşturulmaya çalışılan "otoriter – muktedir - diktatör" algı faaliyeti, Erdoğan"ı demokratik olmayan yollarla saf dışı bırakmanın lansmanı niteliğindedir.
AK Parti"nin 30 Ağustos seçim zaferi bu algıya karşı okkalı bir tokat indirdi ama vazgeçmeyecekler, her yolu deneyecekler.
O kadar bencil, o kadar azgınlar ki, rezil rüsva olmak pahasına her türlü çılgınlığı yapmaktan imtina etmiyorlar.
Önde gidenlerinden biri "barış süreci" start alır almaz kendini dağlara vurmuş, "Kürtler bizi satacak" diye dizlerini dövmüştü.
Netameli dönemlerde "cami ile kışla arasında" kalabilme mahareti gösteren bir başkası da geçenlerde "Kürtler demokrasiyi sattı" demeye getirdi.
Biz "barış süreci" sayesinde (çok şükür) kan akmıyor, analar ağlamıyor diye sevinirken bunların derdine bakın!
Ne kafa ama!
Kürtler ölürken, devlet tarafından varlıkları bile inkâr edilirken mahut güruhu satmıyor ama demokratik haklarını elde edecekleri "barış sürecini" yürütürken satıyor!
Peki bu elemanları satmamak için Kürtler ne yapmalı?
Ölmeliler mi?
Veya...
Güneydoğu"da yapılan duble yolların Kürtleri katletmek için yapıldığına mı inanmalılar?
Yoksa...
Seçimlerde MHP ve CHP"yle ittifak mı kurmalılar?
Sahi ne yapmalıydı Kürtler?
Mesela, Öcalan"ın uyarılarına kulak tıkayıp, Talat Paşa Komitesi veya "Hrant"ın parazitleri" veya "Alışverişimi Türk"ten yapıyorum" kampanyaları düzenleyen Türk Solu"yla veya maklubeci Çalışkan Koraylarla "Gezi gericiliğine" ölesiye katılmalı mıydılar?
Bu güruhta bu bencilik olduğu sürece sadece Kürtler değil, Türkiye"de yaşayan Ermenilerden Alevilere kadar tüm halklar bunları "satar", benden söylemesi.
Bari dikkat etseler de birbirlerini satmasalar!
Malumunuz, Trabzon"da Ayasofya"nın ibadete açılmasına katılmayan, hatta karşı çıkan malum yapı, Erdoğan"ın Ermeni açılımına karşı kurnaz bir manevrayı çağrıştırırcasına "Ayasofya açılsın" kampanyası yapıyor ya, korkarım mahut güruh ikiye bölünecek.
Hepsi birden, "Zincirler kırılsın Ayasofya açılsın" diyecek değil ya!.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.