Aziz Nesin yaşasaydı en az Levent Kırca kadar Ergenekon"a sahip çıkardı

00:0012/11/2009, Perşembe
G: 3/09/2019, Salı
Salih Tuna

Madem dünkü yazımızla kalemimizi Yılmaz Erdoğan''a değdirdik, bugün de Levent Kırca''ya değdirelim ki, hatırı kalmasın.Zira "Olacak O Kadar" programındaki "mizah anlayışı" tam bir fecaat.Oldukça zayıf "skeçleri", acemi oyunculukları ve alelade dekorlarına göz yumsak da, bu tuhaf mizah anlayışına asla göz yumamayız.Darbe günlüklerine, lahikalara, komplolara, provokasyonlara, muvazaalı gazete bombalamalara, "Danıştay Cinayeti" itiraflarına, faili meçhullere, asit kuyularına, karadan denizden çıkarılan

Madem dünkü yazımızla kalemimizi Yılmaz Erdoğan''a değdirdik, bugün de Levent Kırca''ya değdirelim ki, hatırı kalmasın.

Zira "Olacak O Kadar" programındaki "mizah anlayışı" tam bir fecaat.

Oldukça zayıf "skeçleri", acemi oyunculukları ve alelade dekorlarına göz yumsak da, bu tuhaf mizah anlayışına asla göz yumamayız.

Darbe günlüklerine, lahikalara, komplolara, provokasyonlara, muvazaalı gazete bombalamalara, "Danıştay Cinayeti" itiraflarına, faili meçhullere, asit kuyularına, karadan denizden çıkarılan onca mühimmata tek kelime söyleme; bu "rezilliklerin" üzerine gidenlere demediğini bırakma!..

Bu nasıl mizah anlayışıdır Allah aşkına?

Halbuki…

Eskiden, en azından Fox TV''den önce, böyle değildi.

Hakkaniyet ölçüsünü tutturmaya çalıştığı izlenimini verir, insaf ve iz''andan bu kadar nasipsiz "skeçlere" tenezzül etmezdi.

"Şinasi milleti" yanlış anlamasın: Başbakanı yahut AK Parti hükümetini eleştirmesine bir şeycikler dediğim yok.

Mizah doğası itibariyle muhaliftir, dahası, muhalif olmak zorundadır.

Dolayısıyla "iktidarı" kıyasıya eleştirecektir elbette.

Lakin…

Bunu, sürgit "derin iktidar" kalmak için enva-i çeşit entrika çevirenleri, cinayet işleyenleri, her türlü hukuksuzluğa imza atanları, demokratik normale kastedenleri arkalayarak yapmayacak.

Çünkü bu yaptığı şey "mizah" değil, sevimsiz hatta seviyesiz bir "propaganda"dır.

Tamam, nihayetinde bu bir zihniyet sorunudur.

"Kemalist format"tan kurtulamayınca böylesi garabetlere duçar olmak mukadderdir.

Bu halden kurtulmak da, en azından "zihnî dönüşüm"ü gerektirir. Yani, samimi olmak yetmez.

Zaten yetseydi Bekir Coşkun''a, Emin Çölaşan''a yeterdi.

Uzatın kulacığınızı da size bir tahminimi söyleyeyim: Bu format öyle bir formattır ki, Aziz Nesin yaşasaydı, en az Levent Kırca kadar Ergenekon''a sahip çıkardı.

Aklınıza n''oldu; İlhan Selçuk veya Özdemir İnce dururken adını Ahmet Altan''la aynı hizaya yazdıracak değildi ya. (Bu tahminde Aziz Nesin''in vaktiyle Altan''larla yaptığı polemiklerin etkisi yok; zihniyet meselesi!)

Uzun lafın kısası:

Levent Kırca siyah–beyaz TRT yıllarından itibaren dişiyle tırnağıyla kazandığı "saygınlığı" böylesine pespaye bir mizah anlayışına kurban etmemelidir.

Hakkı yok buna!

Ayşe Şasa''nın Türkçede yazılmış en değerli sinema kitabı "Yeşilçam Günlüğü"nde sitayişle bahsettiği Levent Kırca bir an önce kendini toparlamalı; "Kemalist format"ın rahatsızlıklarından kurtulabilmek için "gelenek"le irtibatını yeniden kurmaya çalışmalıdır.

Şu günlerde "Bir Ruh Macerası" adlı mükemmel kitabıyla şerefyâb olduğumuz Ayşe Şasa, Mayıs 1993''te şöyle diyordu: "Karagöz''ü Şarlo''ya, Kavukluyla Pişekar''ı Nasreddin Hoca''ya, Âşık Veysel''i kendine eklemliyor, bütün bunları yaparken ekranı kusursuz bir tevazu ve âdâbla donatıyordu. Levent Kırca doruktaydı... Gelenek, yalnızca Türk seyirlik oyunları geleneği değil, bir gelenek olarak âdâb doruktaydı… Bir gelenek olarak Türk kara mizahı doruktaydı.." (Yeşilçam Günlüğü, sayfa 135, Dergâh Yayınları)

İmdi; Sevgili Levent Kırca karar vermelidir:

Ya mazhar olduğu bu iltifata layık bir mizah çizgisine devam edecek ya da Cemal Süreya''nın, "99 Yüz" adlı kitabındaki, "Ekranın büyük aptalı" şeklindeki "münasebetsiz" nitelendirmesini hatırlatacaktır.