
Aşılanan insan sayısındaki artışla birlikte salgının kontrol altına alındığı bir dönemdeyiz. Salgının başladığı günlerden sonra ilk defa bu kadar iyimser bir hava oluştu. Salgının seyriyle alakalı hâlâ birtakım belirsizlikler söz konusu olsa da fiilî durum geleceğe dair tedirginliklerin kaybolmasına imkân veriyor. Bunu özellikle aşılanan insan sayısındaki artış hızından anlayabiliriz. Salgınla ilgili spekülatif tartışmalar, aşı karşıtı hareketler ve bağımlı yapıların yoğun faaliyetleri kontrolün sağlanmasını güçleştirebilirdi fakat aşılanma sürecinin hız kazanması aleyhte propagandaların önemini azalttı. Milyonlarca insanın bir an önce aşılanmak için harekete geçmesi salgın sürecinde bir dönemin geride kaldığını göstermiş oldu.
Türkiye, büyük dönüşümler yaşadığı bir dönemde salgına yakalandı. Toplumun bütün katmanlarını etkisi altına alan ve hemen hemen herkesi etkileyen değişim ve dönüşüm dönemi birçok konunun yeniden ele alınmasına sebep olabilir. Bu açıdan salgın döneminde gözlemlenebilir bir hâle gelen birtakım durumları ele almakta fayda var. Örneğin aksi yöndeki bütün açıklamalara rağmen milyonlarca insanın aşı olmak için harekete geçmesi sağduyu kavramına yüklenen anlamın geçerliliğini koruduğunu gösterir. Daha doksanlı yıllara kadar vatandaşın taleplerini karşılamakta zorlanan bir sağlık sistemi vardı. Hatta “nerede bu devlet” gibi dillere dolanan ifadelerin kaynağında karşılanmakta zorlanılan bu talepler vardı. Bu da değişim isteğini canlı tutuyordu.
Son yirmi yıllık dönemde ise devlet kurumlarının vatandaşın değişim taleplerini karşılamaya özen gösterdiğini hatta değişim süreçlerine öncülük ettiğini söyleyebiliriz. Osmanlı döneminde olduğu gibi yukarıdan aşağıya doğru seyredeceği anlaşılan değişimlerle ilgili olarak grupların direnç gösterdiği bir durum ortaya çıktı. İdeolojilerin güç kaybetmesi ile değişim süreçlerine karşı oluşturulan tepkileri bir arada düşünebiliriz. Değişim taleplerinin seyri konusunda yakın coğrafyamızda ne gibi farklılıklar oluştuğunu tespit etmek kolay değil fakat örgütlü yapılarla bireyler arasında önemli bir fark olduğunu söyleyebiliriz. Örgütlü yapılar oluşan direnç üzerinden tanımlama yaparken bireysel kimlikler daha kolay pozisyon üretebiliyor. Birtakım sivil toplum kurumlarının güç kaybetmesi önemli bir göstergedir.
Kuşkusuz Türkiye’nin sarsıcı değişim sürecini sağlık alanı ile sınırlı tutamayız. Savunma sanayii, ulaşım, enerji, iletişim gibi alanlardaki büyük atılımları bir bütünün parçaları olarak görmek gerekir. Kanal İstanbul gibi bugünün sınırlarını aşan projeler bütünün boyutlarına işaret eder. Aşı karşıtlığının etkisini yitirmesi örneğinde olduğu gibi bireysel kimliklerin daha kolay pozisyon üretmesiyle örgütlü yapıların ürettiği dirençler hükmünü yitirecektir.
Osmanlı dönemine dair değerlendirmelere dinî duyarlılıklar ile bilimsel yenilikler arasındaki zıtlıklar hâkim olmuştu. İlericilik, gericilik, yobazlık, aydınlanma, akıl gibi kavramlar bugün hâlâ birtakım çağrışımlara yol açabiliyor. Bu kavramların çağrışımlarını bütün Şark-İslam dünyasına teşmil edebiliriz. Oryantalizmin ürettiği diğer kavramlar da değerlendirmelerin istikametini tayin eder. Örneğin despotizm ve durağanlık gibi kavramlar da belirli bir yargıya karşılık gelir. Bu yargıların Şarklıların düşünme biçimini dönüştürdüğünü de kabul etmek gerekir. Fakat yukarıda göstermeye çalıştığımız gibi bugünü canlı bir laboratuvar olarak kabul ettiğimizde tarihe bakışımızın da değişeceğini söyleyebiliriz. Gezi Parkı Kalkışması’nda birtakım projelerin durdurulması istenmişti. Yapımı durdurulması istenilen hava alanları, köprüler, yollar, uçaklar ve savunma sanayiinin önemli projelerini din-bilim çatışması ile izah etmek herhâlde doğru olmaz. Bu kalkışmadan çok kısa bir zaman sonra “din” alanından beslenen bir yapının benzer gerekçelerle öne çıkması da Şark’a ait önyargılarla izah edilemez.
Türkiye açısından değişimin dinamikleri çok daha derinlerdedir. Hatta coğrafya merkezli bir değişim dinamiğinden bile bahsedebiliriz. İdeolojileri suçlayarak zihnî konfora ulaşabiliriz fakat bu da içinde bulunduğumuz durumu izah etmez. Bağımlı yapıların coğrafyadan uzaklaşması ile ideolojilerin çözüm üretemez bir duruma gelmesini birbirinden ayırmak gerekir. Bağımlı yapıların bilinçli karşıtlığını ayrı bir kategori olarak görmek gerekir. Coğrafyanın dinamikleri ideolojileri dönüştürebilir fakat bağımlı yapılar kendini farklı coğrafyalarda yeniden var etme yoluna gidecektir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.