Uyarlamaların arasında orijinal senaryosuyla dikkat çektiğini yazmıştım ki Görüş Günü Kadınları"nın da BBC"nin drama dizisi Prisoners Wives"in uyarlaması olduğunu öğrendim bir okuyucunun uyarısıyla. Esinlenme ya da hikayeyi aynı fikir üzerine inşa etme değil; bildiğimiz birebir uyarlama söz konusu. İnternet çağında hiç bir şeyin gizli kalmadığı bilinmesine rağmen neden en baştan açıklanmaz ki uyarlama olduğu.
BBC versiyonu başarılı; senaryo matematiği kusursuz, karakterleri derin, hikayesi zengin olduğundan, Görüş Günü Kadınları da başarılı bir uyarlama olarak birbirinin kopyası diziler arasında yıldız misali parladı.
Suçu, suçluyu merkeze alan diziler genelde mahkumların hapishane yaşamlarına odaklanırken; Görüş Günü Kadınları mahkumların değil yakınlarının hayatına odaklanıyor. Hikayenin merkezinde dört kadın var; üçünün eşi, birinin oğlu hapiste. Üç kadın kocalarının suçunu ört bas etmeye çalışırken ve bunu da evlatları için yaptıklarına kendilerini ikna ederken; anne, oğlunu kendi elleriyle göndermiş hapishaneye ve içlerindeki tek masum da o.
İzleyicinin ilk bölümden kurguyu çözebileceği bir anlatım dili değil tercih edilen. Ekranlarda daha çok görmek istediğimiz alternatif bir anlatım tarzına sahip Görüş Günü Kadınları. Bu sebepten ekran ömrünün uzun olmasını dilediğim bir dizi. Fakat o kadar yanlış bir tanıtım stratejisi tercih ettiler ki seyirci ile iletişim kurmakta zorlanıyorlar. Rakiplerinden bir hafta önce yayına başlamalarının avantajını kullanamadılar ne yazık ki. Televizyon yazarlarını sete davet ettiler, Adana"da ağırladılar, ama yazılan yazılar sete harcanan paralar, prodüksiyonun ne kadar pahalı olduğu etrafında döndü. Aynı kişiler yayından sonra ortada olay var ama hikaye yok temalı yazılar yazdı.
Hikayenin ilk bölümden kurulduğu, kimin kime aşık olacağı, kimin kimi yanlış anlayacağı belli olan dizilerden değil Görüş Günü Kadınları, dramatik yapısı ile ekrandaki diğer dizilerden farklı.
Tanıtımını pahalı prodüksiyon haberlerinden ziyade karakterlerinin hikayesi üzerine inşa etseydi; tabu yıkmaya niyetli dizilerin kullandığı siz olsanız ne yapardınız sorusuyla seyirciyi hikayenin içine çekmeye çalışsaydı çok daha başarılı olabilirdi. Zira kimin başına ne zaman ne geleceği hiç belli değil. Söylenen yalanlar, gizlenen gerçekler, çok iyi tanıdığını zannettiğin kişiyi aslında hiç tanımadığın gerçeğiyle yüzleşmek. "Herkes gibi bir hayatın olduğunu zannederken bir günde değişebilir gökyüzünün rengi."
Lüks hayatın safasını sürerken kocam silahlı terör örgütü kurdu cümlesini kolaylıkla telaffuz edebilen; tüm mal varlığını kaybettikleri gerçeğiyle yüzleştiğinde kocasının hapiste olduğunu ilk defa idrak eden Süreyya. Yetimhanede büyümüş, kendisi gibi yetimhanede büyüyen kocası Sertaç"ın suçsuz olduğuna tüm kalbiyle inanan, suçlu olduğunu anladığında çocuğunu düşünerek suç aletini yok etmeye çalışan Gülay. Kocasının hapse girmesine sebep uyuşturucu işini ayakta kalmak için yürütmeye çalışan Lale. Oğluna bir ders vermek için elinde silah görünce polise ihbar eden, ama silahın cinayet aleti olmasından dolayı masum oğlunu kendi elleriyle hapse gönderen, o günden sonra oğlunu görmeye cesaret edemeyen, cesaret ettiğinde reddedilen Zehra. Murat dışında diğerleri daha iyi bir hayat peşinde koşarken suça bulaşmış, mahkum olmuş kişiler. Daha çok kazanmanın, daha iyi hayat şartlarına sahip olmanın peşinde benliğini rehin verenlere oldukça tanıdık karakterler hepsi.
Kalabalık karakterler uzun dizi süreleri için avantaj ama hikayeyi seyirci ile tanıştırmak da bir o kadar zor. Alternatif bir tarzı tercih eden, seyircinin geneli tarafından yadırganan Görüş Günü Kadınları tarzında ısrar etmesi halinde keşfedilebilecek, alternatif olabilecek bir yapım.
Başlıklar :

