Olağan şüpheliler

00:0023/09/2010, Perşembe
G: 3/09/2019, Salı
Şenol Kazancı

Hayır, filmden bahsetmeyeceğim. Gerçi Bryan Singer''in başyapıtında bu yazıya kanıt olabilecek esaslı bir hikaye var ama, izlememiş olanların keyfini kaçırabilecek bir örnek olacağından, girmiyorum.Genel olarak yaşananları anlayabilmek için yardımı olabilecek bir tavsiyede bulunacağım.Etrafımızda gelişen olayları anlamaya çalışırken çoğunlukla gözden kaçırdığımız bir nokta var. Bize anlatılan yahut gösterilen şeyi çok çabuk kabul ediyoruz. Hükümlerimizi meseleyi inceleme imkanı bile bulamadan tesis

Hayır, filmden bahsetmeyeceğim. Gerçi Bryan Singer''in başyapıtında bu yazıya kanıt olabilecek esaslı bir hikaye var ama, izlememiş olanların keyfini kaçırabilecek bir örnek olacağından, girmiyorum.

Genel olarak yaşananları anlayabilmek için yardımı olabilecek bir tavsiyede bulunacağım.

Etrafımızda gelişen olayları anlamaya çalışırken çoğunlukla gözden kaçırdığımız bir nokta var. Bize anlatılan yahut gösterilen şeyi çok çabuk kabul ediyoruz. Hükümlerimizi meseleyi inceleme imkanı bile bulamadan tesis etmek zorundaymışız gibi davranıyoruz.

Bu da bizi manipülasyona açık ve kullanılabilir kılıyor.

Pek çok olayı örnek olarak verebiliriz, hem bizden hem dünyadan. Ama herhalde en etkileyici örnek Danıştay saldırısı ve sonrasındaki gelişmeler olacaktır.

Hatırlayalım, saldırıyı gerçekleştiren şahıs yakalanmış ve ilk ifadesinde başörtüsüne saygısızlık olarak gördüğü kararların hesabını sorduğunu söylemişti. Daha doğrusu bize yansıtılan bilgi buydu.

O günlerde Adalet Bakanı olarak kabinede görev yapan Mehmet Ali Şahin de Meclis kürsüsünden bu olayın görüldüğü yahut yansıtıldığı gibi olmadığını ileri sürmüştü. İyi hatırlıyorum zira oldukça iddialı bir şekilde meydan okumuştu Şahin. Gerçeklerin ortaya çıkması durumunda utanacak insanların olacağını söylemişti.

Daha sonra Danıştay davası hepinizin bildiği gibi Ergenekon davasıyla birleştirildi. O günlerde kabine üyelerine saldırmak için bu olayı kullananlar utanmışlar mıdır?

Sanmıyorum.

Avcılar belediye başkanının rahibe kıyafeti konulu afişini ele alalım. Olayın ardından gerçeğin ortaya çıkması tüm zamanların rekoru denebilecek bir kısa sürede de olsa, ilk tepkilerde yine hedef şaşırtma denenmişti.

Bir başka olay da işte bu son günlerin sıcak gelişmesi, KPSS''de usulsüzlük iddiaları ve bu iddiaların sonucunda ÖSYM Başkanı''nın istifası.

Toplumsal hafıza oluşturmakta zorlandığımız için yine bir kısım basının yüklenmelerinden etkileniyoruz. Bu sınavların tümünde kopya iddiaları var ve bu iddialar bilinçli bir şekilde bir cemaati hedef göstermekte kullanılıyor.

Bir sistem dahilinde kopya yoluyla sınavlarda başarı elde edenlerin şu anda nasıl bir ruh hali içerisinde olduklarını tahmin etmek zor değil. Ama bu suçu işleyenlerin de tek arzusu eylemin kolayca havale edilebileceği bir adresin bulunması.

Olağan şüpheliler ihtiyacı diyelim.

Gerçeği bilmiyoruz ama benim de dikkat çekmek istediğim bu. Her ülkede buna benzer olaylar oluyor.

Arada şöyle bir fark var.

Daha doğrusu vardı.

Gelişmiş ülkelerde bu tarz eylemler hemen tüm açıklığıyla ortaya çıkarılıyor ve de hedef şaşırtma diye bir alışkanlık oluşmuyor. Artık bizim ülkemizde de gerek emniyet birimlerimiz gerekse istihbarat organlarımız çok hızlı çalışıyor. Avcılar''daki afiş meselesinde olduğu gibi, tarafların dahi yalanlayamayacağı bir açıklıkta mesele orta yere seriliyor.

Mahcup olmaktan bitap düşmüş olmaları gereken çevreler de hedef şaşırtma esnaflığını bırakırlar artık.

Gerçi bugün tüm gazetelerde mahalle baskısı üzerine yazılar okuyacağımızı tahmin edebiliyorum ama ben Tophane''deki sergi açılışında olup bitenlerin de KPSS hırsızlığının da açıklığa kavuşturulacağına inanıyorum.

Dolayısıyla da acele etmemekte fayda görüyorum.

Türkiye acele etmeme rahatlığını yaşayabileceğiniz bir ülke oldu artık, bunun keyfini sürelim.

Acizane tavsiyeme gelince.

Sabah gazeteleri okurken bir kağıda bunu yazın, arada sırada gazeteden başınızı kaldırıp okursunuz, tüm manipülasyon ihtimallerini ortadan kaldırıyor:

''O iş aslında öyle olmayabilir!''