
2010 yılından bu yana iktidarda kalarak Avrupa’da özgün bir hikayenin öznesi olan Orban, 16 yıllık iktidarının ardından en zorlu seçimine girmek üzere. Seçim öncesinde çok yoğun bir tempoda çalışmalarını sürdüren Orban’ın hikayesi, zaman zaman iktidar süresi ve izlediği politikalarla, zaman zaman da bir önceki seçimde olduğu gibi muhalefetin kendisine karşı konsolide olma stratejisi üzerinden Türkiye’de ilgiyle takip edilen bir konu. Bir önceki seçimde kendisine karşı konsolide olan muhalefetin, Türk siyasetinde de deneyimlenmesi, 14 Mayıs 2023 seçimleri öncesinde altılı masa örneğinde tecessüm etmiş ve Orban ismi diğer Avrupalı liderlere oranla Türkiye’de çok daha fazla zikredilir olmuştu.
Seçimlerde her iki ülkede de muhalefetin başarılı olamaması muhtemelen Macaristan’da seçimlere yönelik ilgiyi gölgede bıraktı. Hiç kuşkusuz sadece Ortadoğu ve Körfez değil dünyayı yakından ilgilendiren bir savaşın gölgesinde gerçekleştirilecek olan seçimler öncesinde, bu ilgiyi sıcak tutmakta fayda var. Öyle ki Orban sadece siyasette süre açısından değil son dönemde Rusya-Ukrayna savaşı ile ortaya koyduğu performans ile de Avrupa’dan ayrışmış ve hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerini sıcak çatışmalara rağmen belirli bir seviyede tutabilmiştir. Popülizm ve aşırı sağ etiketine rağmen içeride hakim parti pratiğiyle pozitif ayrışan Orban, seçimlerde epey zorlanacak gibi. Nitekim kamuoyu araştırmaları, muhalefet partisi Tisza’nın lideri Magyar’ın, Orban’a karşı elinin güçlü olduğunu göstermekte. Fakat Macaristan’daki seçim sistemi ve uzun süre iktidarda kalmanın oluşturduğu birtakım imkanlar, seçimlerin muhalefet açısından zannedildiği kadar kolay olmayacağını göstermektedir.
Seçimler öncesindeki en önemli tartışmaların dış politikadaki eğilimler üzerine yoğunlaştığını söylemek mümkün. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı ve Orban’ın AB hilafına izlediği politika, Brüksel bürokrasisi ile ciddi sorunlar yaşamasına neden olmuştur. Brüksel’deki savaş lobilerine yönelik mücadele ettiğini ifade eden Orban’ın, rakibini Brüksel çıkarlarının temsilcisi olarak resmetmesi bu bağlamda dikkate değer. Rusya’ya yönelik savaşın söz konusu bürokrasi eliyle tırmandırıldığını düşünen Orban’a göre savaşı bitirmenin yolu müzakereden geçmektedir. Zelenski’nin savaşına Avrupa’nın ortak olmaması gerektiği yönündeki uyarılarını her platformda yineleyen Orban’ın bizzat Zelenski eliyle Rus gazından aylardır mahrum bırakılması, seçimlere enerji üzerinden müdahale olarak okunuyor.
Avrupa’nın hem söylem hem de pratik düzeyde Macarları rahatsız edebilecek ve Orban’a karşı muhalefeti tahkim edecek birtakım politikalar izlemesi ise seçimlere müdahale iddialarının iki yönlü olduğunu gösteriyor. Bu nedenle hem birçok AB üyesi lider hem de Brüksel, bu seçimi sadece Macaristan’la sınırlı görmemekte ve seçim sonuçlarının Avrupa’nın demokratik geleceği ile doğrudan ilgili olduğunu savunmaktadırlar. Orban’ın olası zaferini Avrupa aşırı sağı açısından yukarı yönlü trendin devam etmesi olarak gören birçok siyasi, Avrupa’nın geleceği ile yakından ilişkili gördükleri bu seçime muhtelif açılardan müdahale etmeye çalışmaktadırlar.
Seçim öncesinde bu tür müdahaleleri takip edebileceğimiz en önemli alanlardan biri de sosyal medya. Muhalefet, ısrarlı bir biçimde Rusya’dan istihbaratçıların geldiği ve Macaristan’a yerleşerek seçim öncesinde sosyal medya üzerinden algı yönetimine giriştiklerini iddia etmekte. Rusya ve Çin’in merkezde olduğu bu tartışmalarda, en önemli hususlardan biri de Orban’ın hem Trump hem de Putin tarafından desteklenmesidir. Bu nedenle Rusya iddialarına rağmen Trump yönetiminin Orban’a açık destek vermesi ve seçimlerin hemen öncesinde Başkan Yardımcısı Vance’in Macaristan’ı ziyaret ederek Orban’ın Avrupa için bir şans ve iyi bir model olduğu yönündeki açıklamaları çok açık bir destek.
Hatırlayacak olursak Trump yönetiminin Avrupa’daki sağ siyasete olan desteği Münih Güvenlik Konferansı’nda çok açık biçimde görülmüştü. Vance ve Elon Musk’ın bir önceki zirvede, AFD’ye yönelik baskılar nedeniyle Alman hükümetine yönelik eleştirileri ve İngiltere’de Nigel Farage’ye yönelik destekleri bu müdahalenin çok açık göstergeleri. Macaristan seçimini Avrupa’nın geleceğinde önemli bir kilometre taşı olarak görenler, seçimi otoriter yönetimlerle liberal demokrasiler arasında gerçekleşecek bir yarış olarak değerlendirmektedirler. Her ne kadar uzun süreli iktidarın getirdiği sorunlar ve Brüksel bürokrasisinin Orban’a yönelik direnci söz konusu olsa da Orban’ın zannedildiği kadar dezavantajlı olmadığını söylemek gerekiyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.