İran’da zor kararların arefesinde

04:006/03/2026, Cuma
G: 6/03/2026, Cuma
Yahya Bostan

O füzenin hedefi Türkiye miydi yoksa başka bir ülke mi? Tetiğe basan kimdi? Amaç neydi? Türk semalarında bir füze düşürüldüğü haberini aldığımda aklıma gelen ilk sorular bunlardı. Elbette yanıtlarını araştırdım. AFP, rotanın Türkiye olmadığını ileri sürdü. “Füze Girit’teki ABD üssüne gidiyordu” yorumu yapanlar da oldu. Ancak kaynaklarımdan bu iddiaları doğrulatamadım. Gördüğüm şudur: Füze Tahran’ın doğusundan ateşlendi. Çıkış kaynağı İran’dır. Önce K. Irak, ardından Suriye’nin kuzeyine giren füzenin

O füzenin hedefi Türkiye miydi yoksa başka bir ülke mi? Tetiğe basan kimdi? Amaç neydi? Türk semalarında bir füze düşürüldüğü haberini aldığımda aklıma gelen ilk sorular bunlardı. Elbette yanıtlarını araştırdım.

AFP, rotanın Türkiye olmadığını ileri sürdü. “Füze Girit’teki ABD üssüne gidiyordu” yorumu yapanlar da oldu. Ancak kaynaklarımdan bu iddiaları doğrulatamadım. Gördüğüm şudur: Füze Tahran’ın doğusundan ateşlendi. Çıkış kaynağı İran’dır. Önce K. Irak, ardından Suriye’nin kuzeyine giren füzenin Türk hava sahasına yöneldiği Kürecik’teki radarlar tarafından tespit edildi. 9 Mach hızla gelen füzeyi Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO gemisi düşürdü.


İRAN TETİĞE KASTEN Mİ BASTI?

Tahran bu füzeyi kasten mi ateşledi? Dışişleri Bakanı Fidan, olayın ardından İranlı mevkidaşı Arakçi’yi aradı. Türkiye’nin tepkisini iletti. Bu görüşmeden sonra İran büyükelçisinin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak uyarılması bende “füze saldırısının bilinçli yapıldığı” düşüncesini doğurdu. Tüm bunlardan sonra İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın bölge ülkelerine seslenerek “Egemenliğinize saygı duyuyoruz” mesajı vermesi de muhtemelen bununla ilgilidir. İran’dan gelen “Türkiye’nin egemenliğine saygı duyuyoruz, topraklarına füze fırlatılmadı” açıklamasını “tekrarlanmayacak” mesajı olarak okudum.

İran, bölge ülkelerini değil bu ülkelerdeki ABD unsurlarını hedef aldığını savunuyor. Kendi içinde tutarlı bir argüman ama sonuçları kağıt üzerindeki gibi durmuyor. İran’ın bu süreçteki en önemli hatası İstanbul’da yapılması kararlaştırılan müzakereleri, bölge ülkelerini dışlayarak Umman’a taşımasıydı. Şimdi ikinci büyük hatayı yapıyor. Özellikle Körfez ülkelerini hedef alarak onları İsrail’le aynı safta hizalıyor (Son hareketlilik Azerbaycan’da oldu.)


İSRAİL BÜYÜK KART AÇTI

Genel olarak savaşın seyri, İran’ın direnip direnemeyeceği konuşuluyor ama ben daha çok savaş sonrası dizaynla ilgiliyim. İsrail, 7 Ekim’den sonra giriştiği saldırılarla bölgesel hegemonya kurma arayışında. Geride kalan iki buçuk yılda bazı kazanımlar elde etti. Bazı kazanımları bölge ülkelerinin devreye girmesiyle geri alındı. İnişli çıkışlı bir süreçtir. En büyük kazanımı Suriye’de elde etmek istiyordu ama sahada bir karşılığı yoktu. İran vekil güçlerini vurdu, o boşluğu Türkiye doldurdu.

Şimdi İran’da, ABD’yi saldırıya ikna ederek büyük bir kart açtı. Tüm tuşlara basıyor: Lübnan’da yarım kalan işini bitirmeyi, Suriye’de alan genişletmeyi hedefliyor. Hatırsınız; karşısında konumlanan cepheyi zayıflatmak için S. Arabistan’ı “bölgesel koordinasyondan” çıkarmaya çalışacaklarını da yazmıştım (Bknz, Anlaşsa da vuracak, 24 Şubat.) Netanyahu’nun “S. Arabistan’la barış mümkün” demesi bu maksadı taşır.

“AZINLIKLARA” GÜVENLİK GARANTİSİ

İsrail’in İran’da beklentileri büyük (ABD’nin hedefleri gel-gitli.) Rejim değişikliği, İran’ın bölünmesi, azınlıklara “güvenlik garantisi” verilmesi (Detaylar için bknz, İran’a yeni saldırının ayak sesleri, 2 Eylül 2025.) Böylece bölgede tek hegemon güç olmak istiyor. Aynı zamanda Türkiye’yi zayıflatmayı hedefliyor. Pakistan Savunma Bakanı Asıf “İsrail etkisini Pakistan sınırına kadar genişletmek istiyor” diyerek doğru bir okuma yaptı. Yani, meselenin Hindistan (İttifaklar Altıgeni) boyutu da var.

İsrail’in, (İran’ı bölmek için) özellikle ayrılıkçı grupları silahlandırdığı konuşuluyordu. ABD’li Özel Temsilci Barrack’ın K. Irak’a yaptığı ziyarete işaret etmiş, “Ayrılıkçı gruplardan taleplerde bulundu” demiştim (Bknz, Bu olmadı Sayın Büyükelçi! 3 Mart.) Aynı gün ABD Başkanı Trump’ın Barzani ve Talabani ile (Hatta İran Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mustafa Hicri ile) telefon görüşmesi yaptığı ortaya çıktı. K. Irak’taki isimler önceki gün İsrailli kaynaklarca ortaya atılan “İranlı Kürt gruplar sınırda saldırı başlattı” haberlerini yalanlasa da bunun önümüzdeki günlerde gerçekleşmeyeceğinin bir garantisi yok.


SAVAŞI DURDURAMIYORSAK SONUÇLARINA ETKİ ETMELİYİZ

Kaynaklarım İran’da bayrak açmaya hazırlanan ayrılıkçı güçler için “potansiyeli zayıf” diyor. Buna rağmen ABD ve İsrail, K. Irak’taki İranlı muhalif Kürtleri (Barzani ya da Talabani değil) “kara gücü” (mayın eşeği) olarak kullanmak istiyor. Ama önce devrim muhafızlarının zayıflamasını bekliyorlar. Şu an yumuşatma saldırıları düzenliyorlar. Nitekim İran da bu durumu ciddiye alıyor. Arakçi, Talabani ile telefonda “sınır güvenliğini” konuştu. Devrim Muhafızları da bu örgütlerin K. Irak’taki kamplarını vurdu.

İran’ın bölünmesinin Türkiye açısından dramatik sonuçları olur. Suriye ile kazandığımız stratejik üstünlük tehlikeye girer. İsrail bize komşu olur. Bundan Körfez ülkeleri de Pakistan da Türkiye de zarar görür. O halde ne yapmalı?

İran, Körfez ülkelerini hedef almaktan vazgeçmeli. ABD ile ateşkesin yollarını aramalı. Körfez ülkeleri yaklaşan tehlikenin, -vadedilmiş topraklar safsatasının- kendilerini de hedef alacağını görmeli (görüyor). Türkiye açısından bakarsak… Savaşı durduramıyorsa sonuçlarını etkileyecek hamleler yapacağını öngörüyorum. Gazze’de olduğu gibi Trump’ı İsrail güdümünden çıkaracak formüller… İran’da İsrail yanlısı bir yönetimin ortaya çıkmasının engellenmesi… Müstakbel dizaynın bölgesel koordinasyonla bölge ülkeleri lehine dönüştürülmesi…

Evet, İran bir Suriye değil. Ama iş rejim değişikliğini aşıp iç çatışma ve bölünmeye varırsa her seçenek gündeme gelmeli. Pakistan’la birlikte İran’ın toprak bütünlüğünü desteklemek de buna dahil…

#iran
#ortadoğu
#Yahya Bostan