Yazarlar Üniversitelerimizde bahar şenlikleri

Üniversitelerimizde bahar şenlikleri

Yasin Aktay
Yasin Aktay Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Üniversitelerde bahar şenlikleri bugün üniversite pratiğimizin, kurumumuzun vazgeçilmeyen rutinlerinden biri haline gelmiş bulunuyor. Özü itibariyle çileli bir yolculuk olan yüksek eğitimde yılın bir döneminde bir hafta da olsa üniversite kampüsünün böyle etkinliklerle şenlenmesi belki bilimin kasvetli yanını yumuşatan onu şenlikli kılan bir tarafı da olabilir diye düşünülüyor.

Doğrusu bu şenliklerden murat edilen sadece vur patlasın çal oynasın bir eğlence değil ama ne yazık ki son zamanlarda bu şenliklerin aldığı biçim, bu şenliklerin organizasyonunu ilham eden düşünceden çok uzakta.

Dans, müzik ve her türlü eğlenceye doğru kaymasıyla birlikte kampüs hayatını farklı bir yaşam tarzının domine etmeye başladığı hemen herkesin katılabileceği bir gözlem. Tüketim ve eğlence sektörü ise giderek üniversite kampüsünü üniversitenin ruhundan iyice uzaklaştıran bir pazar alanına dönüştürmekte oldukça mahir. Üniversite kampüsü giderek bilimsel eğitim ve faaliyetleri ikincilleştiren, tüketimi ve hazları-zevkleri merkeze alan bir yaşam alanına dönüşüyor. Bilimsel faaliyetleri asıl etkileyecek ve dibe doğru çekebilecek gelişme bu olsa gerek.

Doğrusu buradan bakınca bahar şenlikleri kampüsün bu boyutuna fazla bir şey de katmamış oluyor, çünkü zaten yeterince şenlikli kampüslerimiz oluşmuş durumda.

Oysa bu şenliklerle murat edilen kampüs hayatında üniversitenin farklı bölümlerinde okuyan insanlarının birbiriyle tanışması, kaynaşması ama aynı zamanda yine evrensel niteliği üzerinde bulunan üniversite kampüsünde dünyanın her tarafından gelen öğrencilerin kültürlerinin de birbiriyle tanışmasıdır.

Üniversite bir ülke ne kadar kendi içine kapanık olsa da başka ülkenin bilim insanlarıyla köprüleri kurabilen ve o ülkenin insanlarını başka ülkelere açabilen bir kanaldır çünkü. Bilginin, hakikatin evrenselliğine bir atıf vardır bu kanal düşüncesinde. O yüzden üniversite ne kadar ücra bir köşede kurulmuş olursa olsun ne kadar sınırlı imkanlara sahip olsa da bir ülkede yerel sınırlarda kalamaz.

Çok kullandığımız “taşra üniversitesi” kavramı üniversite ideası tarafından bertaraf edilir. Üniversite kendi içinde bütün dünya üniversiteleriyle ayrı bir alemin bir üyesi, o alemin bir sakinidir. O yüzden bahar şenlikleri tam da kampüs içinde dünyanın her tarafından gelmiş olabilecek öğrencilerin, öğretim üyelerinin bir buluşma ve kültürleriyle birlikte bir tanışma vesilesidir. Bu tanışmanın kendisi başlıbaşına bir şenlik sebebidir.

Bu yıl Sakarya Üniversitesi’nin bahar şenlikleri münasebetiyle gerçekleşen “kitap fuarı ve kitap söyleşisine” davet edildiğimde aslında kampüsler için epeydir kayıp olan şenlik modelinin ne olabileceğine dair iyi bir fikir aldığımı düşündüm. Sakarya Üniversitesi, bahar şenliğini tam da bir üniversitede olması gereken şekilde düşünmüş ve uygulamaya sokmuş. Şenliğin ortasına çok başarılı bir kitap fuarı yerleştirmiş. Kitap fuarına da çok sayıda yazar ve akademisyen davet edilerek öğrencilerle buluşması, söyleşilerle sohbet etmeleri sağlanmış. Şahsen ben de “Yazar ve Otorite” başlıklı bir söyleşide bulundum.

Eğlencenin içeriği, insanın dünyaya nasıl baktığıyla da yakından ilgilidir. Sevdiğiniz bir yazar, fikirlerini, kitaplarını okuduğunuz ve merak ettiğiniz bir akademisyenle bir sohbet fırsatı bir bilim yolcusu olarak birçok şeyden daha fazla eğlendirici gelmiyorsa bu yolculuktan sağlam bir menzile varılması beklenemez.

Sakarya Üniversitesi Rektörü bir bilim insanı kültürünün farkında olarak bahar şenliğinde üniversitenin uluslararası niteliğinin kendini göstermesi üzerinde özenle durmuş. Son zamanlarda birçok üniversitemizde olduğu gibi Sakarya üniversitesinde de çok sayıda ülkeden çok sayıda öğrenci var. Bunlar aslında üniversiteye üniversite niteliği kazandıran çok önemli bir insan varlığı. Türk öğrencisinin de bu kültürel çeşitlilik içinde kendini bulma, kendini fark etme, dolayısıyla incelme, derinleşme ve ufkunu genişletme, kalitesini artırma, evrenselleşme imkanı daha fazla oluyor. Değil mi ki bu çeşitlilik üniversitenin kalitesini ve verimliliğini daha fazla artırıyor, Türk öğrencisi de böylece daha kaliteli ve daha verimli bir üniversitede öğretim görmüş oluyor. Sadece Sakarya Üniversitesi için değil, çoğu üniversitemiz için geçerli bir gözlem bu.

Ayrıca bu yabancı öğrenci varlığı üniversitelerimizin uluslararasılaşma kültürünü de daha fazla artırıyor ve giderek Türkiye adına dünya üniversiteleriyle daha fazla bütünleşmiş oluyorlar. 37 yıldır Türkiye’nin akademik hayatında bulunan ve yakından yaşayıp gözlemleyen biri olarak on yıl öncesine kadar hayal edemeyeceğim bir durum bu.

Bu amaçla bahar şenliğinde üniversitenin farklı ülkelerden okuyan öğrencilerinin her birinin kendi ülkelerinin tanıtıcı stantlarını açmalarına imkân verilmiş. Üniversite böylece tam bir dünya atlasına dönmüş. Bosna, Arnavutluk, Sudan, Cezayir, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Suriye, Mısır, Somali, Libya, Tunus vs. nereden arasanız insanını bulabileceğiniz müthiş bir kültürel buluşma ortamı.

Bu arada şenlikte müzik eğlence de hiç yok değil. Bunun için üniversitenin bünyesindeki konservatuarda eğitim görmekte olan öğrenciler maharetlerini, sanatlarını sergilerken hem kendi bölümlerini, faaliyetlerini tanıtmış oluyor hem de popüler kültürden çok daha yüksek bir zevkle bir sanat gösterisi yapmış oluyorlar.

Bu güzel bahar şenliği için Sakarya Üniversitesini tebrik ederim, umarım üniversitelerimizde şenliği de eğitim felsefesine daha fazla yaklaştırmak, onu işlevselleştirmek üzere bir model oluşturur.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.