Yazarlar Otomobil fiyatlarıyla konut fiyatları arasındaki ilişki

Otomobil fiyatlarıyla konut fiyatları arasındaki ilişki

Yusuf Dinç
Yusuf Dinç Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Otomobil, Türkiye’de en güzel hayal süsüdür. 4 tekerden ibaretinden en fiyakalısına her otomobil mutlaka birisinin üzerine en güzel düşlerini kurduğu metadır. Hatta gelinden önce otomobili süsleyen bir sosyolojidir Türkiye. Bu sayede romantik tarafından da otomobil bağlantılı ekonomik ilişkiler ele alınabilir.

Türkiye güzel bir ülke ve herkes bu güzellik manzaralarına otomobiliyle girmek ister. Yani otomobil biraz gezi planlarının hak ettiği seyyar olmanın gereğidir. Piknik insanı olabilmenin ön şartıdır. İş dünyasının olmazsa olmazıdır. Bazen sosyal bağların ölçütüdür. Bazen meşgaledir. Memlekete otomobilsiz gitmemek başka bir gerekçedir.

Bu gerekçeler olsa da olur olmasa da anlamında bir ihtiyacı değil, ilginç şekilde olmazsa olmaz bir gereksinimi ifade eder. Varoluşsal bir gereksinimi… Çünkü çoğu nimetten mahrum olma durumunun en büyük müsebbibi otomobil yoksunluğu olarak görülür.

Otomobil yoksa o manzaralara hiç girilemeyecek, memlekete seyahat hayal olacak, pikniklere kayıtsız kalınacak, iş geliştirmek, sosyalleşmek, çocukları okula götürmek ve daha neler neler imkânsız görülecektir.

Basit görünse de hayli önem atfedilen bu olumsuz kabuller onu birçok diğer fiyatın ana kıyası haline getirir.

Yani otomobil, ekonomideki fiyatlar üzerinde davranışsal bir ilişki kurar. Gerçekte ise küresel girdi fiyatlarını, üretim kısıtlarını, tedarik problemlerini, kur ilişkilerini, vergi denklemlerini, finansal çözümleri veya çözümsüzlükleri, yatırım ilişkilerini, her seviyeden istihdam dinamiklerini ve sürdürme maliyetlerini kendinde toplayıp yansıtabilen neredeyse tek göstergedir.

Şu açıktır ki otomobil fiyatları artıyorsa diğer fiyatların da artacağına güçlü bir işaret ortaya çıkar. Gayrimenkul fiyatları tarafındaysa tam anlamıyla davranışsal fiyatlamalara neden olur. Çünkü konut imal edenler satış değerlerini bir takım lüks otomobillerle ilişkilendirmeden zaten tayin etmez.

O yüzden otomobil fiyatlarını artırıcı düzenlemelerden kaçınmak gerekir. Fakat Türkiye kendisine ÖTV artışlarıyla böyle bir gol atmıştır. Gene de bir şansı var. Togg, ürününün saydığım referansları nedeniyle Türkiye ekonomisinde çok belirleyici olacak bir yatırımdır. Konut fiyatlarını ve bazı diğer fiyatları regüle edeceği belki üzerinde çok durulmayan bir husus ama doğru stratejiler kurulursa fevkalade sonuçlar alınabilir.

Togg pahalı bir otomobil imajı çiziyor. Bu haliyle Türkiye’nin ihtiyaçlarına değil de markasına katkı veriyor gibi duruyor. İyi de yapıyor. Ama sadece markaya katkı üzerine odaklanmak bu çok iyi projeyi yanlış bir proje haline getirebilir. Mutlaka ve kesinlikle otomobil piyasasıyla beraber bir miktar diğer piyasaları da regüle etmek üzere uygun bütçeli, güvenlik donanımına odaklanan bir model tanıtılmalıdır.

Bir anlamda Togg’un her segmentte modeli bulunması gerekir. Hem Türkiye, her segment aracı sindirebilen bir pazar yapısına sahiptir. Bu şartlarda Togg fiyatları yukarı çeken değil, aşağı çeken bir karakterde olmalıdır. Bunu da alttakileri öncelemek şartıyla her segmentte piyasanın uygun aracını sunarak yapabilir.

Mevcut ÖTV dinamikleri Togg’u bu anlamda desteklemek için yeterli görünüyor. Alt segmentlerde modeli bulunmadığı takdirdeyse daha güçlü bir ÖTV desteğine ihtiyaç duyabilecektir ki bu Türkiye’deki tüm fiyatlar üzerinde enflasyonist etki yapar. Artık öyle bir dünyadayız ki tüm ilişkiler çok değişkenli matematiklerle işliyor. Her denkleme aktör sokmak gerekiyor.

Önemli olansa Togg tarafından böyle bir model ihtiyacını analiz etmenin gecikmemesi. Çünkü bugünkü fiyatlar, Togg’dan gelebilecek uygun fiyatlı otomobil haberiyle davranışsal olarak baskılanabilir.

İslam Ekonomisi ve Finansı bölümü üçüncü mezunlarını veriyor

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslam Ekonomisi ve Finansı bölümü üçüncü dönem mezunlarını vermeye hazırlanıyor. Bu mezunlar, dünyadan çok iyi üniversitelerin lisansüstü eğitim anlamında ilgisini çeken gençler. Ailelerine, milletine, devletine fevkalade katkı verecekler. Yeter ki bu başlıkta doktora ve yüksek lisans yapanlarla beraber faizsiz finans kurumlarının idaresinde rol alacak duruma gelsinler.

Türkiye, bölümün başlığından da anlaşılacağı üzere finansta entelektüel derinliği de olan pratik kapasite geliştiriyor. Şimdiye değin fevkalade gençler yetişti. Dahası da yetişecek. Öyle ki bu kapasite tüm dünyadaki İslam ekonomisi ve finansı eko-sisteminin merkezine yerleşmiş bir atmosferden neşet ediyor.

Böylece Türkiye’nin trilyonlarca dolarlık küresel fon pazarından hak ettiği payı alması noktasında İslami finansı milli bir mesele olarak ele alma imkânı gelişiyor. Belki mavi vatan gibi mali vatan kavramı da tartışılabilir. Mali vatan derinliği içinde Türkiye’nin İslami finansla anlamlı bir çeşitlilik sağlayabileceğini ana rakibi olan İngiltere’nin de teyit ettiğini her defasında söylerim.

Üstelik Türkiye, İslami finansı sadece bir kaynak değil, iletişim aracı olarak da kullanabilir. Elbette öncesinde bakış açılarını, İslami finansı bir konjonktür ilişkisi olarak görmekten kurtarmak gerekir. Türkiye ya bu farkındalığa kavuşacak ya da İslami finansta İngiltere’nin şubesi olarak yoluna devam edecektir.

Sürdürülebilirliğin, Birleşmiş Milletler’in kalkınma hedeflerine ulaşmanın, sosyal finansın ve bugün de doğruluğu anlaşılan selektif kredi uygulamalarının, varlık geliştirmenin, tasarrufları kümelemenin ve yatırıma dönüştürmenin en güçlü pergel ucudur İslami finans. Henüz yeterince işlenmemiş bir değer olarak elimizde duruyor.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.