Engellilerin engellenmeleri engellenmeli

00:0016/05/2011, Pazartesi
G: 4/09/2019, Çarşamba
Yusuf Kaplan

Yazı, dikkat çeksin, okunsun diye "engel" eylemleri üzerinden kurdum başlığı; hiç olmazsa başlığa bakarak eyleme geçsin ilgililer.Ayrıca bendeniz, dikkat çeksin diye başlık atan bir yazar değilim aslında: Mütevazi olmaya gerek yok; yazılara iyi başlık atarım; o yüzden kimi zaman uzar gider başlıklar: Gazete formatı pek kaldırmasa da, özlü cümlelerden veya ifadelerden oluşan uzun başlıklar, daha iyi özetler yazıda mesele edinilen meseleyi. Hatta uzun başlıklar, çoğu zaman bir esprisi olduğu için

Yazı, dikkat çeksin, okunsun diye "engel" eylemleri üzerinden kurdum başlığı; hiç olmazsa başlığa bakarak eyleme geçsin ilgililer.

Ayrıca bendeniz, dikkat çeksin diye başlık atan bir yazar değilim aslında: Mütevazi olmaya gerek yok; yazılara iyi başlık atarım; o yüzden kimi zaman uzar gider başlıklar: Gazete formatı pek kaldırmasa da, özlü cümlelerden veya ifadelerden oluşan uzun başlıklar, daha iyi özetler yazıda mesele edinilen meseleyi. Hatta uzun başlıklar, çoğu zaman bir esprisi olduğu için atılır: Kimi zaman zihinde yer edecek bir önerme sunar bu tür başlıklar; kimi zamansa sürekli tekrarlanacak, insanı düşünmeye ve eyleme kışkırtacak özellikler arzeder.

* * *

Başımıza gelmediği sürece, bazı önemli, hayatî meselelerle ilgilenmiyoruz. İnsanın en büyük zaaflarından biri bu olsa gerek: Başkaları için çok büyük önem arzeden sorunları bırakınız mesele edinmeyi, çoğu zaman görmüyoruz, göremiyoruz bile.

O yüzden, bir sorunun mahiyetini, boyutlarını, nasıl çözümlenebileceğini, en iyi, o sorunu bizzat yaşayan insanlar bilebilir. Bir mesele hakkında konuşan insanlar, eğer o meseleyle ilgili bizzat bir tecrübe yaşamamışlarsa, hâriçten gazel okuma açmazına düşmekten kurtulamazlar çoğu zaman.

İşte bu nedenle olsa gerek, Türkiye''de engellilerin sorunlarının ülke gündemine getirilmesinde Lokman Ayva''nın çabalarının büyük katkısı olduğunu zannediyorum. Yine Mustafa Öztürk, bir radyocu, bir televizyoncu ve bir yazar olarak, engellilerin sorunlarının kavranması ve çözümlenmesi konusunda çok önemli işlere imza attı.

Ve tabiî Sabancı ailesinin otistik sorunlar yaşayan çocuklarla ilgili uzun zamandan bu yana gözdolduran çalışmalar yaptıklarını, böylelikle toplumun bütün engellilerin sorunlarına karşı daha duyarlı hareket etmesine katkıda bulunduklarını söylemek mümkün.

* * *

Sözünü ettiğim ve etmediğim bütün çalışmalara, çabalara rağmen, engellilerin sorunlarıyla yeterince ve doğru şekillerde, engellileri rencide etmeyecek yöntemlerle ilgilenmediğimiz yönünde bir gözlemim vardı; bu gözlemimin doğruluğunu bir engelli dostum da teyit etti: Fuat Fidan.

Fuat Bey, HAS Parti''nin seçim beyannamesinde engelliler bölümünü hazırlamış bir fiziksel engelli arkadaşımız.

Fuat Bey, engellilerin sorunlarının partiler üstü bir mesele olarak ve birincil önem arzeden bir konumda ele alınması gerektiğine vurgu yapıyor öncelikle.

Bu iki temel gerçek ıskalandığı için, engellilerin sorunlarının gerçek boyutlarıyla anlaşılamadığına ve kavranamadığına dikkat çekiyor Fuat Bey. Engellilerle ilgili geliştirilecek politikalarda, hak ve adalet kavramlarının belirleyici olması gerektiğini ancak Türkiye''de engellilerin sorunlarının hak ve adalet anlayışından çok uzak ele alındığını hatırlatıyor. Bu konuda yapılan yasal düzenlemelerde "hak" kavramının hâlâ tanımlanmadığını söylüyor.

Fuat Bey''in engellilerin sorunları ve çözüm yolları konusunda hazırladığı ayrıntılı bir program var. Burada bu programı özetlemek bile çok zor. HAS Parti''nin bu konuda adıyla müsemma bir hassasiyet gösterdiği hazırlanan bu programdan anlaşılabiliyor. Programı, bütün partilerin, ilgili kurum ve kişilerin yakından incelemelerinin engellerin sorunlarının kavranmasında ve çözümlenmesinde doğru adımlar atılması açısından önemli olduğunu hatırlatarak, bunun için hiç olmazsa HAS Parti''nin internet sitesine bakılmasını öneririm.

Burada Fuat Bey''in engellilerin sorunlarının doğru anlaşılması ve çözümlenmesi konusunda iki temel noktaya dikkat çektiğini özellikle vurgulamak isterim: Birincisi, engelliler, maalesef yoksullukla boğuşuyorlar; çünkü engellilere ödenen maaş, asgarî ücretin çok çok altında (300 TL civarında). Gerçekten utanç verici bir durum bu.

İkincisi de, engellilerin sorunlarının belediyelere, derneklere, vakıflara, valiliklere havale edilmesinin yanlış olduğunu; asıl muhatabın devlet ve kurumları olması gerektiğini özenle hatırlatıyor Fuat Bey.

Hiç olmazsa seçimlerin arefesinde olduğumuz gerçeğini de gözönünde bulundurarak engellilerin sorunlarını artık daha fazla ertelemeyelim ve engellemeyelim, derim.

Unutmayalım: Engelli insanlar, insana ve hayata karşı daha duyarlılar ve hayatın, hatta hakikatin kavranması konusunda biz "engelsiz"lerden daha öndeler: Sözgelişi, Nietzsche, görme yetisini yitirmeye başladığı ândan itibaren asıl "baba" eserlerini vermiştir: Kalp gözü devreye girmiştir çünkü. Yine, doğrudan ses''le ilgili bir sanat türü olan klasik Batı müziğinin dehalarından Beethoven''ın işitme engelli olması, bize çok şey söylüyor olmalı.

Özetle… asıl engelliler, hayata, insana, tabiata ve hakikate karşı duyarsız olan biz sözümona engelsizleriz, galiba.