Yazarlar Tarihin beş vakti Gündönümü zamanı şimdi

Tarihin beş vakti: Gündönümü zamanı şimdi...

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı

Tarihin gündönümü vaktindeyiz: Güneş, ışınlarını uzun gölgelere yayarak sunuyor cömertçe bütün varlığa. İnsanlığın tarihinin, tabiatın tarihinin, kâinâttaki bütün varlıklarının tarihinin olgunluk safhasındayız. Olgunluk ve yorgunluk. Tarihin gündönümü vakti, ikindi vakti şu ân.

Bugün size Gerçek Hayat dergisinin son sayısında yayımlanan yazımın son bölümü olarak kaleme aldığım beş vakti, tarih felsefesi bakışı olarak, tarihin akışı, yapılışı olarak nasıl okuyabileceğimize dâir sinematoğrafik bir dille resmettiğim mini tarih felsefesi manifestosunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Dinginleştirici, zihin açıcı, düşünmeye kışkırtıcı bir pazar yazısı...

SABAH

İnsanın Rabbiyle irtibatı beş vakitle devr-i dâim ederek tekevvün ediyor...

İnsanın tarih yolculuğunu da insanın vakitle kurduğu beş safhalık kulluk eylemiyle izah edebiliriz.

Sabah namazı vakti’nde insan secdeye durur, yer-gök, bütün varlıklar güneşin ilk ışınlarını beklemeye koyulur... Şafak atar, güneş çıkar, yer-gök aydınlanır, rahmet semada ve arzda dalga dalga dolanır, bütün varlıklara ulaşır. Dışını ışıtır, içini ısıtır bütün varlıkların ve tabiî insanın.

İnsan, dimdik doğrulur, bütün putları elinin tersiyle iterek yola koyulur...

ÖĞLE

Melekût âleminden süt emen insan, öğle vaktinde konaklar, güneş en tepeye vardığında, durur dinlenir, durur düşünür insanın ve hayatın telâşlı devr-i dâimini...

Soluklanır...

Taze bir ruhla, diri bir kalple yola koyulur...

Yorulur...

İKİNDİ

Gündönümü vakti, sararmaya başlar dağ taş; ağaçlar yapraklarını dökeyazar birer birer...

AKŞAM

Akşam, kıştır artık; evine kapanır insan, içine yönelir, dinlenmeye bütün varlıklar...

YATSI

Yatsı vakti, yenilenmek için, taze ruh ve enerji devşirmek için çekilir dünyadan insan.

Geceye yürür... Ruhun yolculuğu başlar zifirî karanlıkta. Zifirî karanlıkla ancak ruh başa çıkar zira. Ruh, yıkar insanı, arındırır gece boyunca, tertemiz yapar sabaha kadar...

Sabah hayat, yeni bir hayat başlar yeniden, yeni sürprizlere gebe...

Umutla doğrulur insan hayata, hakikat yolculuğunu aksatmadan sürdürebilmek için.

OKYANUS’UN ORTASINDA, DALGALARI ARASINDA...

Şimdi insanlık tarihin ikindi vaktinde, esen fırtınalarla boğuşuyor akşama sağ salim sahil-i selâmete çıkmak için okyanusun tam ortasında...

Fırtına, kar, tipi her şey var okyanusta...

Göz gözü görmüyor...

Olgunluktan ziyade yorgunluk işaretleri görülüyor havada, insanlarda...

İnsanlık işte bu kar, tipi, fırtına ortasında iki seçenekle karşı karşıya: Ya okyanusun dalgaları arasında yok olacak ya da Nebevî solukla donanarak, hakikat medeniyeti yolculuğuna çıkacak, sahil-i selâmete, evine varacak, içine yönelecek, ruh yolculuğuna çıkacak, içini imar edecek, bütün kirlerden arınarak şafakla birlikte taze bir yolculuğa çıkacak...

İşte öncü kuşak burada çağ aşacak, çağ açacak, çağrısı çağını kuracak, insanlığın yükünü omuzlarında taşıyacak hakikat medeniyetinin tohumlarını toprağa düşürecek, ilk şafakla birlikte... Güneş, daha bir cömertçe yayacak ışıklarını arza ve semaya ve arasındaki varlıklara; daha samimiyetle, daha ihlasla sarıp sarmalayarak ısıtacak çilekeş insanlığa kol kanat gererek ve diriltici bir varoluş nefesi üfleyerek...

Duran tarih, durdurulan insanlık tarihi yeniden başlayacak böylelikle...

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.