Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi Üyesi Doç. Dr. Ahmet Mahmut Kılıç, Gürcistan'ı kontrol eden ülkenin, Türkiye üzerinden Avrupa'ya gidecek olan enerji yollarını da kontrol etmiş olacağını belirterek, "İstediği senaryo eline geçen Rusya'nın güç gösterisi devam edecektir" dedi.
Ahmet Mahmut Kılıç, yaptığı açıklamada, petrol ve doğalgaz enerji kaynaklarının Gürcistan ve Türkiye üzerinden geçişini sağlayan boru hatlarının, Rusya'ya olan bağımlılığı azalttığını ifade ederek, petrol boru hatlarının Rusya topraklarından geçmemesinin Avrupa Birliği (AB) için büyük önem taşıdığını vurguladı. Kılıç, Rusya'nın bu yüzden, kendisini saf dışı bırakan, Türkiye'nin içinde yer aldığı bu tür enerji projelerine sürekli karşı çıktığını kaydetti.
Kılıç, açıklamasında şunları belirtti:
"Türki Cumhuriyetleri olarak bilinen, zengin doğalgaz ve petrol kaynaklarına sahip olan ülkelere ait olan enerji kaynaklarının, Türkiye üzerinden Avrupa Birliği ülkelerine taşınması amacını güden ve her seferinde enerji koridoru olabileceği iddiasında bulunan Türkiye'nin bu iddiasının 'Süper güç' olarak bilinen Rusya'nın izin vermesi ve kontrolü altında olması halinde gerçekleşebileceği, Rusya'nın Güney Osetya sorununu bahane ederek Gürcistan'a müdahale etmesiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Çünkü, Gürcistan, iki önemli boru hattı ve orta ölçekli petrol ihraç limanlarına ev sahipliği yapmasından ötürü Batı için önemli bir enerji koridoru işlevi üstlenmekle birlikte, bu konudaki en büyük destekçisi Türkiye'dir. Halen Gürcistan ve diğer geçiş ülkeleri, Hazar Denizi havzasının Azerbaycan bölgesinden petrol ve doğalgaz taşıyan boru hatlarının güvenliğini sağlamakla yükümlü bulunmaktadır. Yani Gürcistan'ı kontrol eden ülke, Avrupa'ya, Türkiye üzerinden gidecek olan enerji yollarını da kontrol etmiş olacaktır. Bu nedenle adeta istediği senaryo eline geçen Rusya'nın güç gösterisi devam edecektir. Bilindiği üzere Türkiye'nin de yer aldığı ve Gürcistan üzerinden enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden geçişini sağlayan bu boru hatları, Rusya'ya olan petrol ve doğalgaz bağımlılığını azalttığı ve Rusya topraklarından geçmediği için Avrupa Birliği için büyük önem taşımaktadır. Rusya ise bu ve benzeri senaryolar içeren, kendisini saf dışı bırakan, Türkiye'nin içinde yer aldığı bu tür enerji projelerine sürekli karşı çıkmaktadır."
Doç. Dr. Ahmet Mahmut Kılıç, Rusya'nın, Gürcistan'a müdahale ederek, Türkiye'ye de mesaj verdiğine dikkati çekti. Kılıç, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Günlük kapasitesi 850 bin varil olan ve Azerbaycan petrolünün Avrupa'ya taşındığı stratejik öneme sahip Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı, Hazar bölgesi petrolünün sevkıyatında Rusya'yı bypass eden ilk petrol boru hattı olma özelliği taşıması bakımından oldukça önemlidir. Ama Rusya burada, Gürcistan müdahalesiyle tüm dünyaya, bölge ülkelerine ve Türkiye'ye şu mesajı vermektedir; 'Benim kontrolüm dışında bir enerji senaryosu olamaz.' Ayrıca Putin'in Türkiye'ye vermiş olduğu mesaj açık ve net bir şekilde, 'Ben evet demez isem, siz Hazar bölgesinden gelecek olan enerji kaynaklarının enerji köprüsü olamazsınız' şeklinde olmuştur. Ayrıca Putin, bu hareketiyle birlikte Türkiye'nin bölge ülkeleriyle birlikte planladığı diğer önemli enerji projelerine de bir gözdağı olmuştur. British Petroleum (BP) liderliğindeki konsorsiyumun, Azerbaycan'da petrol üretimini artırmasından sonra BTC Hattı'nın gelecek yıl kapasitesinin günlük 1.2 milyon varile ulaştırılması, Kazakistan'da faaliyet gösteren petrol şirketlerinin katılmasıyla, kapasitesinin günlük 1.6 milyon varile yükselebileceği planları yapılırken, Rusya'nın Gürcistan'ın kontrolünü ele geçirmekle birlikte enerjide nasıl bir konuma gelebileceği açık bir şekilde görülmektedir. Diğer bir önemli hat olan Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattı, Hazar Denizi'nde Şahdeniz yataklarından çıkarılan doğalgazı Erzurum'a taşımaktadır. Bu hattan 2007 yılında Türkiye'ye doğalgaz ihracatı başlamış ve nihayetinde bu hatla 20 milyar metreküp doğal gaz taşınması hedeflenmiştir. Bütün bunların yanı sıra, Gürcistan gerçekten de bir enerji koridorudur. Gerek limanları gerekse Türkiye ile stratejik açıdan oldukça öneme sahip olan boru hattı bağlantılarıyla birlikte Türkiye'nin enerji koridoru olmasında önemli bir rol oynamaktadır."
Hazar Denizi'nden uzanan petrol ve doğalgaz hattıyla birlikte Türkiye'nin enerji koridoru olma yolunda ilerlediğini ve enerji piyasasında güçlü bir konuma gelmeye başladığını ifade eden Doç. Dr. Ahmet Mahmut Kılıç, "Savaşın devamı halinde Türkiye büyük zarar görecektir. Belki de Rusya'nın isteği de budur. Yani Rusya bu bölgede 'Enerjide tek aktör benim' mesajını da tüm dünya ile birlikte Türkiye'ye de vermektedir. Ayrıca, bu bölgede ortaya çıkabilecek bu tür karışıklık ve istikrarsızlıklar Rusya'nın işine gelmektedir. Çünkü bu şekil istikrarsızlıklar petrol fiyatlarını artırmakta, bu artışlarda gelirinin büyük bir kısmını petrol ve doğalgazdan elde eden Rusya kazançlı çıkmaktadır. Özellikle çok uzun bir beklemenin ardından sonra önemli bir coğrafya olan Kafkaslar'da, Rusya ile sınırları arasında Gürcistan'ın bağımsızlığını ilan etmesiyle çok ama çok sevinen Türkiye, bu yeni müttefiki ile birçok projeye başlamış ve bu müttefikine güvenerek enerji köprüsü olma yolunda büyük adımlar atmıştı" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin enerji politikasının iflas etmekte olduğunu öne süren Kılıç, "BTC Hattı, Şahdeniz gaz boru hattı, Nabucco projesi, Kafkaslar'da yeni işbirliği imkanları açan projeler olarak öne çıkmış ve Türkiye'yi önemli bir konuma getirmişti. Bu projeler Rusya'yı çok memnun etmiyordu. Bu nedenle Rusya her defasında bu projeleri engelleme yoluna giderken aradnük kapasitesi 850 bin varil olanığı fırsatı bir anda bulmuş ve Türkiye'nin bu bölgedeki enerji köprüsü olma yolundaki enerji politikası da iflas
etmiştir. Burada dikkat çekici diğer bir konu ise, Gürcistan'ı Osetya müdahale konusunda cesaretlendiren Amerika, Rusya'ya neden gereken tepkiyi göstermemektedir. Bu da düşündürücü bir noktadır. Acaba bu iki süper güç enerji pastasını tekrar mı paylaşmaktadır. Yani Ortadoğu enerji kaynakları senin, Kafkasya enerji kaynakları benim olsun gibi mi acaba? Bütün bunların yanı sıra ihraç ettiği doğalgazın yaklaşık yüzde 70'ini Rusya'dan satın alan Türkiye'nin Rusya'ya enerji alnında bu derece bağlı olması da diğer düşündürücü bir olaydır" ifadelerini kullandı.
Kılıç, açıklamasını şöyle tamamladı:
"Türkiye olarak enerji koridoru olma iddiasında isek emin olmalıyız, kontrol bizde olmalıdır. Yoksa bu iddiamızın hiçbir geçerliliği olamaz. Yani enerji köprüsü isek vanalar bizim elimizde olmalı, Rusya'nın değil. Sonuç olarak, Türkiye enerji politikalarını tekrar ve acil olarak gözden geçirmelidir. Türkiye'nin Hazar bölgesi kaynaklarını Gürcistan üzerinden Avrupa'ya taşıması amacını güden ve kendisinin enerji koridoru olduğunu savunan tezi sekteye uğramış ve bölgede 'Rusya ben izin vermezsem hiçbir şey olamaz' demiştir. Bu nedenle eğer Türkiye enerji köprüsü olma konumuna gelecek ise enerji yollarını kendi kontrol etmelidir. Türkiye enerji köprüsü olmak için ya Ortadoğu enerji kaynaklarını ya da Hazar enerji kaynaklarını kendi üzerinden Avrupa'ya taşımalıdır. Ama burada kendimize sormamız gereken bir soru vardır. Ortadoğu enerji kaynakları ABD'nin, Hazar enerji kaynakları da Rusya'nın kontrol ve güdümünde olur ise, Türkiye'nin enerji koridoru olma şansı sıfırdır. Eğer enerji koridoru olsa bile bu ABD ve Rusya tarafından kontrol edilen kontrollü bir enerji koridorundan başka bir şey olmayacaktır."






