Nefs-i müdafaa 24 NİSAN 1915

04:0024/04/2023, Pazartesi
G: 23/04/2023, Pazar
Yeni Şafak
II. Abdülhamid
II. Abdülhamid

Doç. Dr. Ebru Demircioğlu
Trabzon Üniversitesi Öğretim Üyesi

Siyasi olarak Ermeni meselesinin uluslararası arenada ortaya çıkma tarihi 13 Temmuz 1878’deki Berlin Antlaşması’dır. İlk kez Ermenilere ıslahat yapılması şeklinde bir maddeye yer verilmiştir. Ermenilerin hayalleri ise kendilerine bir özerklik verilmesi, Ermeni devletinin kurulmasıydı. Sultan II. Abdülhamid, bu reformları mümkün olduğunca geciktirdi çünkü ıslahatların peşinden bağımsızlık taleplerinin geleceğinin farkındaydı ve yanılmadı. Ermeni Patriği Mıgırdiç Hırimyan da Berlin Kongresi’nde Ermeniler için doğuda muhtar bir Ermeni devleti talep etmişti. Yani 1915’e gelmeden 37 sene evvel…

SİLAHLANIN EMRİ

Patrik Hırimyan, Kafkasya’ya giderek Ermeni cemaatine bir vaaz verdi. Vaazında “Büyük devletler ortaya büyük bir tas yemeği koydular hepsi paylarına düşeni ellerindeki demir kepçelerle aldılar ama Ermeniler buraya bir kâğıtla gittiklerinden istediklerini alamadılar. Bu yüzden Ermeniler! Yurdunuza döndüğünüzde silahlanın!” diyerek gelecekte yaşanacak sorunların fitilini ateşlemiştir.

Büyük devletlerin Ermeniler üzerinden kurdukları birtakım planları vardı. Türklerin, Balkanlardan ve Anadolu’dan temizlenmesi gereken bir tür kanser olduğunu düşünen İngiltere Başbakanı William Ewart Gladstone kendisine gelen Ermenilere; “Siz böyle sessiz kaldığınız zaman sizin için bir şey alamayız. Aranızdan bazıları ölecek, ayaklanmalar çıkacak ki sizin adınıza Osmanlı Devleti’ne müdahale edelim” demişti. İngiltere’nin amacı; Doğu Anadolu’da kendine bağlı, Rusya’nın Akdeniz’e inmesini önleyecek yeni bir devlet inşa etmekti. Ruslar ise Ermenileri kışkırtarak, Osmanlı’yı bölme planlarını devreye sokmuşlardı. 1915 öncesinde hemen hemen tüm vilayetlerde düğmeye basılmışçasına kırk civarında Ermeni isyanı çıkmıştır. Bu süreçte sadece Zeytun’da 25 isyan çıkmış, devlet müdahale edince de hami devletler devreye girmiş ve büyükelçilikler vasıtasıyla Osmanlı üzerinde baskı kurup ıslahat yapılmasını istemişlerdir.

Van, Erzurum, Tokat, Yozgat ve Çorum’daki büyük isyanların dışında en önemli isyan Merzifon merkezli 1893 isyanıdır. Hagop Tomayan ve Ohannes Kayayan adlı iki Protestan okul müdürü, yargılandıkları mahkeme sonucu suçlu bulunmuş ve 13 kişi idama mahkûm edilmiştir. İngiltere, Fransa ve Rusya’nın baskıları sonucu padişah fermanıyla serbest bırakılmışlar ancak geri dönmeleri yasaklanarak sınır dışı edilmişlerdir.

ARDI ARKASI KESİLMEYEN TAŞKINLIKLAR

Taşkınlıklar sürmüş, 1895 Diyarbakır olaylarında bazı Ermeniler cuma namazında cami basmışlar, Kilikya bölgesinde nüfusunun yüzde 12’sini oluşturan Ermeniler ise bağımsız bir devlet kurmak için harekete geçmişlerdir. Başarılı olamayınca, İstanbul’da Kumkapı gösterisi düzenlemiş, 1896’da Osmanlı Bankası baskınını yapmışlardır. 1905 yılına gelindiğinde Sultan II. Abdülhamid’e bir suikast girişiminde bulunmuşlar başarılı olamayınca bir yıl sonra yeniden denemişler, Fatih ve Yeni Cami meydanlarına bomba atıp ortalığı karıştırmışlardır. Yine Rumeli’deki camilere domuz başı koymuşlar ve olayların çıkmasına sebep olmuşlardır. Tüm çıkarılan bu taşkınların sorumlularını görmezden gelen büyük devletler, Osmanlı’yı Hıristiyanları katletmekle itham etmişlerdir. Baskılar sonucunda Osmanlı Devleti, Doğu Anadolu’da yaşayan Ermenilerle ilgili reform yapmayı kabul etmiştir. 1908-1914 yılları arasında Anadolu’da 27 kilise ve Ermeni mektebinin açılmasına izin verilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1914 yılında Osmanlı Devleti seferberlik ilan ettiğinde, askere gitmesi gereken Rum ve Ermenilerin bir kısmının firar ettiği, çoğunun Rus sınırını aşarak Rus ordusuna gönüllü yazılmaya başladıkları görülmüştür.

SOYKIRIM YALANI

24 Nisan 1915 komitacıların ve bir kısım Ermenilerin önde gelenlerinin tutuklanma tarihidir. Doğu’daki olayların giderek artması ve tehlikeli boyutlara ulaşması üzerine, Bakanlar Kurulu’ndan karar çıkmış ve 24 Nisan 1915’te resmi gazete Takvim-i Vekayi’de; Hınçak-Taşnak ve Ramgavar komite merkezleri ile derneklerinin kapatılacağı, partilerin yasaklanacağı, evraklara el konulacağı ve Ermenilerin önde gelen isimlerinden belirlenmiş olanların tutuklanıp Anadolu’daki bazı kamplara gönderileceği ilan edilmiştir. İstanbul’daki 610’a yakın komitacıdan sadece 235’i ele geçirilebilmiş ve belirlenen yerlere gönderilmiştir. Daha sonra yapılan aramalarda ise binlerce silah ele geçirilmiştir.

Bugün bu tutuklanmaların yapıldığı gün, diaspora tarafından –sözde- soykırım günü olarak kabul edilmektedir. Devletin böyle bir anarşi durumunda ne yapacağı sorusunun cevabı ise kimse tarafından verilmemektedir. Ordumuz Rus cephesindeki düşmanla, arkadan saldıran Ermeni çeteleri arasında kalmıştır. Devlet tedbir almış, meşru müdafaa hakkını kullanmıştır. Buna benzer olaylar Avrupa’da gerçekleşseydi, 1878’den 1915’e kadar beklenmez, tarihte pek çok örneği olduğu gibi insanlık dışı çok farklı muamelelere başvurulurdu…



#Ermeni meselesi
#Siyaset
#Osmanlı
#Ebru Demircioğlu