
Son günlerde yurt genelinde artan şiddet olayları, özellikle çocuklar ve gençler arasındaki akran zorbalığını yeniden gündeme taşıdı. Uzman Klinik Psikolog Beril Aksoy, akran zorbalığının sadece fiziksel değil, duygusal yaralar da açan ciddi bir toplumsal sorun olduğuna dikkat çekerek, aileleri ve eğitimcileri uyardı. “Zorbalık bazen sessiz olur, ama etkisi çok derindir. Çocukları dinlemek, gözlemlemek ve gerektiğinde destek almak, bu sessiz çığlığı duyabilmenin anahtarıdır.” diyen Aksoy, özellikle ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukların dikkatle gözlemlemesi ve onlara destek olunması gerektiğine vurgu yaptı.

Geçtiğimiz hafta farklı şehirlerde yaşanan toplumsal şiddet olayları, akran zorbalığının sadece bireysel değil, toplumsal bir yara olduğunu da gözler önüne serdi.

Özellikle okullarda yaşanan şiddet vakaları, çocukların eğitim hayatını olumsuz etkilerken, psikolojik anlamda da derin izler bırakıyor.

Uzman Klinik Psikolog Beril Aksoy, son günlerde artan akran zorbalığı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

'Çocuğunuzun davranışları sinyal olabilir'
Çocuklar genelde yaşadıkları zorbalığı açıkça dile getiremediğini söyleyen Aksoy, "Çocuğun davranışlarında gözle görülür bir değişim varsa, bu bir sinyal olabilir. Kaygı seviyelerinde artış, yoğun korku ve çaresizlik belirtileri ortaya çıkabilir," diyerek ebeveynlerin bu belirtilere karşı duyarlı ve dikkatli olması gerektiğini söyledi.

“Zorbalık, bir çocuğun yaşıtları tarafından kasıtlı ve tekrarlayan şekilde duygusal ya da fiziksel olarak zarar görmesidir. Burada önemli olan, davranışların kasıtlı ve tekrarlayıcı şekilde devam ediyor olmasıdır,” diyen Aksoy, zorbalığın kimi zaman sessizce yaşandığını ve bu durumun, çocukların yaşadıklarını ifade edememelerine yol açtığını belirtti.

Aksoy ayrıca, “Zorbalık bazen sessiz olur, ama etkisi çok derindir. Çocukları dinlemek, gözlemlemek ve gerektiğinde destek almak, bu sessiz çığlığı duyabilmenin anahtarıdır.” ifadelerini kullandı.

Zorbalığa uğrayan bir çocukta hangi belirtiler görülür?
Çocuklar genelde yaşadıkları zorbalığı açıkça dile getiremezler. Çocuğun davranışlarında gözle görülür bir değişim varsa, bu bir sinyal olabilir.. Akran zorbalığına maruz kalan çocuklarda kaygı seviyelerinde artış, yoğun korku, çaresiz ve değersiz hissetme sık görülmektedir. Örneğin; okula gitmek istememeye başlar, sabahları karın ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik şikayetler artabilir. Aynı zamanda fiziksel ve duygusal yıpranma, okul kurallarına uymama, sosyal ilişkilerde azalma, benlik saygısında düşme, akran ilişkilerinde zayıflama ve içe kapanma gibi sorunlar görülebilmektedir.

Çocuğumun zorbalığa uğradığını fark edersem nasıl davranmalıyım?
“İlk müdahale için doğru yöntem nedir?” Zorbalığa uğradığından şüphelenilen bir çocuk için ailelerin yaklaşımı çok önemlidir. Bu süreçte, çocukla empatik bir dil kullanmak, ona kendini rahatça ifade etme imkânı sunmak gerekir. Aileler, çocuğun “okula gitmek istemiyorum” gibi bir ifadeyle karşılaştığında, hemen suçlayıcı ya da kaygılı bir şekilde, “Neden gitmek istemiyorsun?” “Hep bunu yapıyorsun gideceksin!” gibi bir soru ve baskıcı yaklaşımda bulunmamalıdır. Bunun yerine, çocuğa ne yaşadığını anlamaya yönelik sorular yöneltmek, örneğin “Okulda seni üzen bir şey mi oldu?” gibi, çocuğa açık uçlu ve güven verici bir soru yöneltmek daha etkili olacaktır. Çocuğun yaşadığı sorun karşısında, ailesi ona “Bu durumun üstesinden birlikte gelebiliriz” gibi bir güvence vermelidir. Çocuğun yaşadığı sorunların önemsendiğini, yanında birinin olduğunu hissetmesi, bu tür durumları daha kolay aşmasına yardımcı olacaktır.

Okul ve aile el ele vermeli
Akran zorbalığına karşı mücadelede en önemli adımlardan biri, ailelerin çocuklarını dikkatle gözlemlemesi ve onlara destek olması. Son yaşanan olaylar, akran zorbalığı ve şiddetle mücadelede toplumsal farkındalığın artırılmasının önemini bir kez daha gözler önüne serdi. "Okulda seni üzen bir şey mi oldu?" gibi açık uçlu sorular sormanın, çocuğun yaşadıklarını anlatabilmesi için bir kapı aralayabileceğini ifade eden Aksoy, çocukların yanında olduklarını hissettirmenin önemine vurgu yaptı.

Okullarda ise öğretmenlerin sınıf içi ilişkileri daha dikkatle gözlemlemeleri ve rehber öğretmenlerle iş birliği içerisinde hareket etmeleri gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, empatiyi teşvik edici programların artırılması gerektiği ifade edildi.

Uzman Klinik Psikolog Beril Aksoy, çocukların "sessiz çığlıklarını" duymanın, geleceğin sağlıklı bireyler yetiştirilmesi adına büyük bir sorumluluk olduğunu belirtti.







