Kapıyı kırıp ilk gözaltı talimatını gönderdik

Burak Doğan
04:00, 15/07/2026, ÇarşambaG: Güncelleme: 05:08, 15/07/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Kapıyı kırıp ilk gözaltı talimatını gönderdik
Fotoğraf: Arşiv

15 Temmuz akşamı İstanbul Cumhuriyet Savcısı ünvanıyla darbecilere karşı hukuki ilk adımı atan isimlerden birisi olan Can Tuncay, polise gönderilen ilk talimatı anlattı: “Kilitli olan faks odasının kapısını kırarak gözaltı talimatını emniyete ilettik. Hemen ardından bu talimat telsiz kanalıyla tüm İstanbul Emniyet birimlerine anons edildi.”

15 Temmuz gecesi İstanbul’daki Çağlayan Adliyesi’nde Cumhuriyet Savcısı ünvanıyla FETÖ’cü hainlere karşı ilk adamı atan isimlerden birisi olan Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, o gece yaşananları Yeni Şafak’a anlattı. Darbeciler hakkında Türkiye’deki ilk yazılı gözaltı talimatını hazırladıklarını belirten Tuncay, faks odasının kapısının kilitli olması üzerine kapıyı kırarak talimatı emniyet birimlerine ulaştırdıklarını ve bu kararın polis telsizlerinden tüm İstanbul’a duyurulmasıyla sahadaki direnişte kırılma yaşandığını söyledi. FETÖ’nün mahrem yapılanmasının çözülmesinde ankesör soruşturmalarının hayati rol oynadığını vurgulayan Tuncay, bu soruşturmalar yapılmasaydı bugün binlerce örgüt mensubunun Türk Silahlı Kuvvetleri içinde albay ve general rütbesiyle görev yapmaya devam edeceğini ifade etti.

Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay
Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay

KULELİ’DEKİ HAREKETLİLİKLE İHANET GİRİŞİMİNİ ÖĞRENDİK

Tuncay, 15 Temmuz akşamı mesai sonrasında savcı meslektaşlarıyla yemek yediği sırada İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görev yapan bir büro amirinin kendisini aradığını belirtti. Kuleli Askeri Lisesi önünde olağan dışı hareketlilik yaşandığının ve darbe girişimi ihtimalinin bildirildiğini söyleyen Tuncay, “O dönem İstanbul Terör Büro’dan sorumlu Başsavcı Vekilimiz olan İrfan Fidan’ı aradık. Kendisi derhal adliyeye geçmemizi ve talimatlarını beklememizi istedi. Konuşmadan sonra önce araçla, trafiğin sıkıştığı yerde ise yürüyerek olmak üzere adliyeye intikal ettik” dedi.

TANK VE JETLERDEN DARBE OLDUĞUNU ANLADIK

“İlk anlarda tam olarak ne olduğunu anlamaya çalışırken, televizyon kanallarında yayınlanan bazı haberlerde bir kısım asker şahısların Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerine el koyduğunu, tankların halkın üzerine sürüldüğünü gördük” diyen Tuncay, jetlerin alçak uçuş yapması ve tankların sokaklara inmesiyle bunun basit bir kalkışma değil, seçilmiş hükümeti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan hain bir darbe girişimi olduğunun açık şekilde ortaya çıktığını ifade etti. Olayın vahametini anlamalarının ardından dönemin Başsavcı Vekili İrfan Fidan ile görüştüklerini belirten Tuncay, “Devletimizin ve milletimizin egemenliğinin yanında yer almanın tek ve mutlak doğru gerçek olduğunu bilerek Çağlayan Adliyesi’ne gittik” diye konuştu.

‘EVDEN ÇIKMAYIN’ TELKİNLERİNE RAĞMEN ADLİYEYE GİTTİK

O gece çevrede “Evden çıkmayın”, “Bekleyin” şeklinde telkinlerin dolaştığını belirten Tuncay, buna rağmen terör bürosu savcıları olarak en küçük bir rehavet göstermediklerini söyledi. “Böyle bir durum ülkenin hukukuna ve geleceğine ihanet etmek demekti” diyen Tuncay, “Beş savcı arkadaşımla birlikte her türlü riski göze alarak görev yerimiz olan adliye binasına ulaştık” sözlerini sarf etti. Çağlayan Adliyesi’ne ulaştıklarında derin bir sessizlik ve belirsizlikle karşılaştıklarını belirten Tuncay, “Kimin nerede durduğunu, darbe mekanizmasının adliyedeki uzantılarının ne yapacağını henüz bilmiyorduk. Ancak diğer beş savcı arkadaşla bir araya gelir gelmez bir toplantı yapma kararı aldık. O gece bizim adliyede olmamız ve soruşturmalara başlamamız, Devletimizin dik duran tüm unsurlarına ve milletimize bir güven mesajıydı” ifadelerini kullandı.

BÖLGELERE AYIRARAK SORUŞTURMALARI BAŞLATTIK

Başsavcı Vekili İrfan Fidan’ın talimatıyla İstanbul’un bölgelere ayrıldığını belirten Tuncay, altı savcının yalnızca darbe soruşturmalarına odaklanacak şekilde görevlendirildiğini söyledi. “Meslektaşlarım Hikmet Pak, Şenay Baygın, Ercan Devrim, Evliya Çalışkan ve Orhan Aydın gibi isimlerle adeta zamanla yarışıyorduk” diyen Tuncay, “Hukukun üstünlüğünü korumak adına tüm adlî mekanizmayı darbeci hainleri durduracak şekilde organize ettik” diye konuştu. Adliyeye ulaşır ulaşmaz toplantı yaptıklarını belirten Tuncay, Türkiye’deki ilk yazılı gözaltı talimatını hazırladık. “Tüm darbe girişimine iştirak eden şahısların derhal yakalanarak gözaltına alınması” talimatını verdik. Bu kararı metne dökerken olayın hukuken de bir “darbe girişimi” olduğunu açıkça belirttik” sözlerini sarf etti.

EN KRİTİK AN KAPIYI KIRDIĞIMIZ AN

O gecenin en kritik anının, hazırlanan ilk gözaltı talimatının İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne faksla gönderildiği an olduğunu söyleyen Tuncay, “Faks odasının kapısının kilitli olduğunu gördüğümüzde faks odasının kapısı kırılarak gözaltı talimatı emniyetteki birimlere faks olarak iletildi. Hemen ardından bu talimat ilgili büro amirimiz tarafından telsiz kanalıyla tüm İstanbul Emniyet birimlerine anons edildi” dedi. Söz konusu talimatın sahada darbecilere karşı direnen güvenlik güçlerimize ve halkımıza muazzam bir hukuki koruma ve meşruiyet sağladığını vurgulayan Bakan Yardımcısı Tuncay, “O telsiz anonsundan sonra sahada kırılma yaşandı, olaylar netleşmeye başladı” ifadelerini kullandı. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ile sürekli irtibat halinde olduklarını belirten Tuncay, “Bizim verdiğimiz hukuki talimatlar, emniyet mensuplarının sahada darbecileri kelepçeleyip gözaltına almasının yasal dayanağı oldu. Yargı olarak emniyet birimlerimizle el ele vererek hain kalkışmanın durdurulması noktasında ilk işaret fişeğini yakmış olduk” dedi.

ŞİFRE: “AHMET’İ TANIYOR MUSUN?”

Yürütülen soruşturmalarda darbeden iki gün önce mahrem imamların bazı askeri personele şifreli buluşma talimatları verdiğini tespit ettiklerini belirten Tuncay, “15 Temmuz mesai bitimi Sabiha Gökçen Havalimanı’na git, sana ‘Ahmet’i tanıyor musun?’ diyecekler” şeklindeki talimatlarla hücresel yapının işletildiğini söyledi. Tuncay, “Hücresel bir şekilde yıllarca gizliliğe riayet ederek çok tehlikeli bir şekilde örgütlendiklerini, takiyye, ihanet ve hücre sisteminin bu kadar kılcal damarlara indiğini de o gece yaşayarak çözmeye başladık” ifadelerini kullandı. Adliyede çalışırken dışarıda jetlerin uçtuğunu, silah seslerinin geldiğini ve bazı kamu kurumlarının darbecilerin hedefi olduğuna ilişkin haberlerin ulaştığını belirten Tuncay, “Ancak o an can güvenliğini düşünecek bir saniyemiz bile yoktu; o gece mesele bizim can güvenliğimiz değildi, Devletimizin, milletimizin ve anayasal düzenin korunmasıydı. Bu bilinçle hareket ettiğimiz için can güvenliğimiz aklımıza dahi gelmedi” sözlerini dile getirdi.

O ANONSU UNUTAMIYORUM

Aradan geçen yıllara rağmen en çok hazırladıkları gözaltı kararının emniyete ulaştırıldığı anı hatırladığını belirten Tuncay, “Polis telsizinden İstanbul’da görev yapan tüm polislere ‘Darbeye teşebbüs eden tüm şahısların görüldükleri yerlerde derhal yakalanarak Cumhuriyet Başsavcılığı’na mevcutlu olarak getirilmesine karar verilmiştir’ şeklinde anons edildiği anı hiç unutmuyorum” dedi. Tuncay, “O an hukukun, silahlara ve darbecilere teslim olmayacağını gösterdiğimiz tarihi bir andı” yorumunu yaptı.

ANKESÖR SORUŞTURMASI ÖRGÜTÜN BELİNİ KIRDI

15 Temmuz sonrasında en önemli çalışmasının ankesörlü ve kontörlü sabit hat veri havuzu soruşturmaları olduğunu belirten Tuncay, “Bu havuz sayesinde TSK içerisindeki gizli mahrem yapılanmayı deşifre ettik. Yalnızca benim koordine ettiğim operasyonlarda 10 binden fazla asker şüpheli hakkında işlem yapıldı” dedi. Örgütün darbe gecesi askeri hücrelerinin tamamını deşifre olmamak için sokağa dökmediğini belirten Tuncay, “Eğer bu ankesör soruşturmalarını yapmasaydık, bugün binlerce FETÖ mensubu TSK içinde albay veya general rütbesiyle ihanetlerine devam ediyor olacaktı” değerlendirmesinde bulundu.

YARGININ KARARLILIĞI DARBECİLERİN PLANINI BOZDU

Darbe girişiminin ilk saatlerinde bazı yargı mensuplarının bilinçli şekilde pasif kaldığını gözlemlediklerini belirten Tuncay, “Özellikle 28 Şubat sürecini bir dönüm noktası olarak kullanıp “mağdur Anadolu çocuğu” maskesiyle kendilerini gizleyerek yargıya ve TSK’ya sızmışlardı. İlk saatlerde bu gizli hücrelerin nasıl bir beklemeye geçtiğini net bir şekilde kendi gözlerimizle görmüş olduk” ifadelerini kullandı. “Biz gitmeseydik de necip milletimiz ve kahraman polisimiz o hainleri durdururdu elbette” sözlerini sarf eden Tuncay, “Ancak Yargının o gece ilk saatlerde “Bu bir suçtur, bu bir darbe girişimidir ve sorumluları gözaltına alınacaktır” diyerek ağırlığını koyması, sahada mücadele edenlerin moral motivasyonunu ve hukuki meşruiyetini en üst seviyeye çıkardı buna bizzat şahit olduk” yorumunu paylaştı.

“GERİ ADIM ATMAK YOK” TALİMATINI UNUTAMIYORUM

Darbe gecesi başsavcı ve emniyet müdürüyle sürekli görüştüklerini belirten Tuncay, son telefon konuşmalarında “Talimatlar emniyete ulaştı, operasyonlar başladı, geri adım atmak yok” mesajlarının verildiğini söyledi. Vatandaşları tanklarla ezmeye çalışan ve milletin silahını yine millete doğrultan bir yapıya karşı mücadelede hiçbir zaman şüphe duymadığını belirten Tuncay, “En ufak bir acıma duygusu olmadan vatandaşlarımızı tanklarla ezen ve milletin silahını düşman unsurlar yerine yine millete doğrultan bir ihanet şebekesine karşı, hukukun, devletimizin, sayın Cumhurbaşkanımızın ve seçilmiş hükümetimizin yanında durmaktan bir an bile şüphe etmek vicdanen ve üstlenmiş olduğumuz görev kapsamında imkânsız bir durum” değerlendirmesinde bulundu.

MÜCADELE İLK GÜNKÜ KARARLILIKLA SÜRMELİ

Bugün çıkarılması gereken en önemli dersin FETÖ ile mücadelenin ilk günkü bilinç ve kararlılıkla sürdürülmesi olduğunu belirten Tuncay, “FETÖ, klasik bir terör örgütü değildir; sinsi bir istihbarat ve casusluk örgütüdür. Elebaşlarının ölmesi veya zayıflamış görünmeleri bizi asla rehavete itmemelidir” yorumunu yaptı. Tuncay, FETÖ’cülerin son mensubu da devletin içinde gizlendiği yerden temizlenene kadar mücadelelerinin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. 15 Temmuz’u, yarım asır boyunca sinsi şekilde örgütlenen FETÖ’nün Türkiye’yi işgal planına karşı millet ile devletine sadık evlatlarının yazdığı eşsiz bir direniş ve adalet destanı olarak tanımlayan Tuncay, “Bu mücadele milletine sadık evlatlarının yazdığı eşsiz bir direniş ve adalet destanıdır” sözleriyle cümlelerini noktaladı.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026