MHP lideri Bahçeli'den önemli açıklamalar: Türkiye’ye parmak sallamak Avrupa'nın harcı değil
10:37, 03/11/2026, SalıG: Güncelleme: 11:38, 03/11/2026, Salı
Yeni Şafak

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de düzenlenen partisinin grup toplantısında Libya ile imzalanan deniz yetki anlaşması, bölgesel gerilimler ve Mekke anlaşması hakkında değerlendirmelerde bulundu. Avrupa’da yaşanan protestolara ilişkin, “Fitne tohumları kendilerine dönmeye başladı. Türkiye’ye parmak sallamak Avrupa’nın harcı değildir” ifadelerini kullanan Bahçeli, İsrail’deki seçim sonuçlarına da değinerek Arap partilerinin de yer aldığı bir “Kudüs İttifakı” kurulması çağrısında bulundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkan satır başları şu şekilde;
Milli iradenin tecelli ettiği bu kutlu mekânda yapacağımız her faaliyetin milletimizin birliğine, devletimizin kudret ve adaletine, daha insani bir dünyanın teşekkülüne yönelik hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum. Değerli milletvekilleri, 19. yüzyılın sonlarında başlayan ve Düvel-i Muazzama denilen emperyalist devletlerin Türk topraklarını bölme, paylaşma ve yönetme amacını taşıyan Şark Meselesi, Türk milletini varlık mücadelesi ile karşı karşıya bırakmıştır. 1912 Balkan Harbi'nden Cihan Harbi ve İstiklal Harbi'ne uzanan savaşlar silsilesinde emperyalizmin hedefi açıktı.
Türk milletini önce Avrupa'dan, sonrasında da Anadolu'dan tamamen çıkartmak. Emperyalizmin kara bulutları vatan topraklarımızın her bir parçasına tasallut ederek Türk ufkunu sardığı bir iklimde, işgal güçlerinin zulmetine karşı tüten her ocakta, biçilen her başakta, boğazlardan geçen her bir lokmada, velhasıl her bir Müslüman Türk'ün kalbinde ve aklında istiklal ateşine ilişkin şu mısralar vücut bulmuştur.
"Avrupa'nın fitne tohumları kendilerine döndü"
Fransa ile başlayan ve farklı vesilelerle diğer Avrupa ülkelerine de sirayet eden sosyal hareketler, çok kısa bir zamanda kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddet içerikli gösterilere dönüşmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Avrupa'da vuku bulan bu süreci başından beri yakından takip ediyoruz. Avrupa Birliği'nin temel hak ve özgürlükler noktasındaki hassasiyetini üyesi olan devletlere de hatırlatmasını bekliyoruz. Şiddetin gittikçe tırmandığı gösterilerin altında yatan temel sebeplerin Avrupalılar tarafından iyi okunması gerektiği kanaatini taşıyoruz.
Uzun zamandır göçmen karşıtlığıyla İslamofobi ve Türkofobi taşımak suretiyle siyasi rant oluşturma peşinde koşan Avrupa'nın ektiği fitne tohumları kendilerine dönmeye başlamıştır. Avrupa bugün her zamankinden daha fazla güvenlik kaygılarıyla karşı karşıyadır. Artan maliyetler, azalan sosyal refah ve ekonomik sıkıntılar Avrupa toplumlarında sosyal öfkeyi büyütmüştür. Avrupa artık Sanayi Devrimi'nin dinamizmini yaşadığı, ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü tartışmasız biçimde koruduğu dönemde değildir. Küresel rekabette güç kaybetmekte, ekonomik ve siyasi etkisi giderek azalmaktadır.
Buradan Avrupa için söylenen, "Avrupa bisiklet gibidir, ilerlemek zorundadır, durursa düşer." sözünü hatırlatmak isterim. Zira Avrupa'nın pedal çevirecek dermanı da kalmamış görünmektedir. Bu doğrultuda Avrupa Birliği'ne, Türkiye'nin egemenlik hakları kapsamında uluslararası hukuka uygun atılımlarını sorgulamak ve laf yetiştirmek yerine zayıflayan ekonomilerine, ihlal ettikleri değerlerine, tepetaklak giden sosyal ve ekonomik düzenlerine odaklanmalarını tavsiye ederim.
Bugün Türkiye, sahip olduğu jeopolitik konumu, güçlü devlet tecrübesi, üretim kapasitesi, genç nüfusu ve bölgesel ilişkileriyle Avrupa'nın her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duyduğu bir ülkedir.
"Kudüs İttifakı gerçekleştirilmelidir"
Diğer yandan, bölgemizdeki güven ve istikrar iklimini bozucu unsur olan İsrail'deki seçimler, sonuçları itibarıyla önemli gelişmelere gebedir. İsrail seçimleri, hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koymuş, İsrail siyasetini adeta ortadan ikiye bölmüştür. Arap partilerinin bu tabloda güçlü bir konum elde etmesi dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu sonuçlar, İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bununla birlikte İsrail'in önünde önemli bir fırsat oluşmuştur. Bu fırsatı bölgede barış ve huzur ikliminin tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirmek mümkündür.
Bu çerçevede Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümetin kurulması, İsrail siyaseti açısından önemli ve tarihî bir adım olacaktır. Böyle bir adım, İsrail'in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacak, bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından da yeni imkânlar yaratabilecektir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın ve uluslararası Yahudilik kuruluşlarının İsrail halkının tümünü kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesi, Filistin için oluşturulan barış çabalarında yeni ve pozitif bir aşamayı da mümkün kılacak, İran ve Yemen dâhil bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne katkı sağlayacaktır. Bize göre Arap partilerinin de temsil edildiği, toplumsal uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşama iradesini güçlendirecek yeni bir hükümetin kurulması yönündeki fırsat değerlendirilmeli, Kudüs İttifakı gerçekleştirilmelidir.

Gündem
Bahçeli'den 100 il 1000 ilçe önerisi

Gündem
Beştepe'de sürpriz zirve: Cumhurbaşkanı Erdoğan MHP Lideri Bahçeli ile görüştü

Gündem
Bahçeli'den Türk dünyası mesajı: Kadim bağlarımız geleceğin gücü olacak