
Kudüs Gecesi davasından 18.5 yıl ceza alan Nurettin Şirin, Türk Ceza Kanunu'nda yapılan yeni düzenleme sonucu tahliye oldu. Şirin, cezaevi günleri için, "Üç günlük fasıldı geçti" dedi.
Kudüs Gecesi davasından 18,5 yıl ceza alan ve 8 yıl Kandıra F Tipi Cezaevi'nden yattıktan sonra Türk Ceza Kanunu'nda yapılan yeni düzenleme sonucu tahliye olan gazeteci yazar Nurettin Şirin, "Ortadoğudaki son süreç bize her zamankinden daha büyük sorumluluklar yüklüyor. Daha büyük bedeller ödememizi istiyor bizden. Kafkasya'dan Filistin'e bütün islam coğrafyada nasıl bedeller ödendiğini çok iyi biliyoruz" dedi.
Tahliyeden sonra kendisiyle İstanbul'da görüştüğümüz Şirin, "Dün ne düşünüyorsam, bugün de onu düşünüyorum" dedi. Cezaevi'nden çıktıktan sonra, cezaevi ile ilgili anılarını anlatmak istemediğini kaydeden Şirin, "Üç günlük fasıldı geçti. Üç günlük fasıldı derken, zulmün boyutlarını küçümsemiyorum. Biz 30'a da 300 günlük zulme de varız" dedi. Şirin, şunları söyledi:
Bizler inancımızda samimi ve mert isek, Kur'an'da Cenab-ı Allah'ın buyruklarına ve İslam coğrafyasındaki Müslümanların ödediği bedellere baktığımız zaman, hakkın müdafaası, mazlumların müdafaası için, mukadesatı çiğnenen, onurları, namusları ayaklar altına alınan bir ümmetin izzetini, onurunu ayağa kaldırmak için bir bedel ödenecekse, bu uğurda ölmek bile çok basittir. Hepimiz bu uğurda ölmeye hazır olmak zorundayız. Müslümanlar böyle olursa, o zaman Washington'un, Moskova'nın şeflerinin elleri bağlanır, Telaviv'in cellatlarının elleri bağlanır. Onlar müminlerin iman kararlılıkları karşısında çaresiz kalırlar. Onların kof gövdeleri karşısında, boyun eğmemekle onları biz kartondan kaplan, kağıttan aslan görüyoruz. Bunu ben değil, Felluceli, Gazzeli, Necef'li müslümanlar gösteriyor."
Belli iradelerin kendilerini bu düşüncelerinden dolayı cezalandırdığını kaydeden Nurettin Şirin, bu durumda müminlerin cevabının "Elinden geleni ardına koyma" olacağını kaydetti. Cezaevinde kaldığı sürece kendisini etkileyen bir kaç olayın bulunduğunun altını çizen Şirin, şu açıklamalarda bulundu:
"Cezaevindeki her insanın ortak sorunu olan, insanın haysiyetini çiğneyen, ruh dünyasını altüst eden sorunları, haksızlıkları itiraz kabilinden Nurettin'in sorunu olarak değil, herkesin sorunu oarak görüyorum. Benim için önemli olan cezaevine girdiğim dönemde, üniversite ve imam hatip liselerinde başörtülü kızlarımızın karşı karşıya kaldığı zulumdür. Bu zulüm defakto olarak devam ediyor. Bunları biz televizyonlarda gördüğümüz zaman, elimizin bağlı olması bizim en çok zorumuza giden noktadır. Bir müslüman bacımıza el uzatacak birisi varsa, bizim cesedimizi çiğnemeden bunu yapabiliyorsa, benim varlığım mundar varlıktır."
Şirin, Filistin'de ikinci intifada başladığı zaman, Şaron'un Haremi- Şerif'e girmesiyle, içinde siyonizme karşı büyük darbeler vurulacağı noktasında bir his oluştuğunu söyledi. Dünya müslümanlarının yakın tarihi dinamizm ve aksiyonun ekseninde 4 yıllık intifada olduğunu kaydeden Şirin, Irak'taki ve diğer islam dünyasındaki direnişlerin hepsinin kader belirleyici payı olduğunu vurguladı. Şirin, "Her bir müslüman, ümmetinin istikbali adına yürüyen Kur'an oldu. Ümmetin namusu adına, tarihin en büyük bedellerini ödediler. Şeyh Ahmet Yasin'in şehadeti kadar ümmetin kalbinde iz bırakacak başka şehadet olayı yoktur" dedi.
Eski Selam gazetesi yazarı Nurettin Şirin, TCK'da yapılan son değişiklikle gündeme gelen ceza indirimi ve ertelemeden yararlanarak önceki gün tahliye edildi. Şirin'in Avukatı Hacı Ali Özhan, 2 hafta önce Ankara 11. Ceza Mahkemesi Başkanlığı'na başvurarak, 1 Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5237 sayılı TCK/2. maddesi uyarınca infazının ertelenmesi istendi. Özhan'ın başvurusunu değerlendiren Süreyya Gönül'ün başkanlığındaki mahkeme heyeti, oybirliği ile Şirin'in tahliyesini kararlaştırdı.






