Hayat Başörtümden taviz vermem

Başörtümden taviz vermem

İlk tesettürlü model olarak bilinen Somali asıllı manken Halima Aden, “kişisel tesettür yolculuğumda yanlış yere gittiğimi fark ettim” diyerek geçtiğimiz sene modelliği bıraktığını duyurdu. Neredeyse bir sene sonra bileğinde Filistin bayraklı bilekliği ile modelliğe değil ama değerlerine sadık kalabileceği ve sınırlarını kendisinin belirleyeceği şekilde modaya geri dönen Halima Aden ile “eve dönüş”ü konuştuk.

Abone Ol Google News
Haber Merkezi Yeni Şafak
Başörtümden taviz vermem
Halima Aden

LATİFE BEYZA KAHVECİOĞLU

Müslüman kadınların kendine dayatılan giysileri değil, İslama uygun kıyafetleri tercih etmesi gerektiğine inanan ve bu yolda mücadele veren dünyaca ünlü model Halime Aden geçtiğimiz yıl inancına ters düştüğü gerekçesiyle modelliği bıraktığını açıklamıştı. “Annem gibi örtünmek ve dinimi yaşamak istiyorum” diyen Aden modellikten sonra aktivist kimliğiyle öne çıkmıştı. Şimdi ise dünyadaki Müslüman kadınlara inançlarından taviz verecekleri şekilde kıyafet üreten markalara karşı dikkatli olmaları hussunda önderlik ediyor. Türkiye’nin ilk ve dünyanın en büyük uluslararası online moda ve alışveriş platformu Modanisa’nın 10. yılında bu konuda sesini duyurmak için Türkiye’ye gelen Halima Aden’le konuştuk.

HAYATIMA DEVAM ETME KARARI ALDIM

Dini hassasiyetleri kalbinde taşıyan genç kızlar için bile moda dünyası cezbedici olabiliyor. Sizin bu podyuma vedanız da pandemi süreci içerisinde oldu. Bu kararın sebeplerini birkaç cümle ile dinleyebilir miyiz?

Benim için pandemi dönemi kendimi daha iyi tanımak ve yansıtmak için bir fırsat oldu. Kişisel sınırlarım zorlanmıştı ve ben de sayfayı çevirip hayatıma devam etme kararı aldım. Bu sorunuzun cevabını aslında kendi sosyal medya kanallarımda uzun uzun anlattım. Beni inancımla çatışmaya götüren ortamlardan uzak durmaya karar verdim. Bir iç hesaplaşmanın sonucunda bu kararı aldım. Ancak sorunuzdan modayı pozitif değil negatif bir kavram olarak yorumladığınızı anlıyorum. Kişisel fikrim, moda, kimse için iyi ya da kötü diye nitelenecek bir kavram olmamalı. Herkesin sosyal hayatında daha etkili olmak, karşısındakilere daha iyi görünmek isteği, arzusu var. İnandığı şekilde giyinmek isteyen kadınlar için de durum böyle. Moda, iyi giyinme arayışının bir sonucu. Siz kendinizi nasıl konumluyorsanız, öyle giyinmeyi tercih ediyorsunuz. Bu tercihinizi moda belirlemiyor, siz belirliyorsunuz.

Halima Aden’in Vita Coco Project için katıldığı bir etkinlikten fotoğraf.
Halima Aden’in Vita Coco Project için katıldığı bir etkinlikten fotoğraf.

Halima Aden'in Kenya'daki bir mülteci kampında yaşayan Somalili bir kız çocuğunun öldürülmesi ardından yaptığı paylaşım.
Halima Aden'in Kenya'daki bir mülteci kampında yaşayan Somalili bir kız çocuğunun öldürülmesi ardından yaptığı paylaşım.

Sizce geçmişte moda endüstrisindeki konumunuz neydi? Değerlerinize olabildiğince sahip çıkarak uyum göstermek mi, yoksa sizi tesettürünüz ile kabul etmelerini sağlamak mı?

Kesinlikle çok saf ve naif olduğumu düşünüyorum. Çünkü beni olduğum gibi kabul etmelerini beklemiştim. Başörtümden kesinlikle taviz vermek istemiyordum, anlaşmalarımda bu koşul hep yer alırdı. Beni olduğum gibi kabul etmelerini bekliyordum. Hayat anlayışım hep şu olmuştur: Kendini değil, oyunu değiştir. Fakat içinde bulunduğum ortamda yavaş yavaş değiştiğimi fark edince, sektörden geri çekilme ve uzaklaşma kararı aldım.

MÜSLÜMAN KADININ SESİ OLMAK İSTİYORUM

Vogue moda dünyasını yakından takip eden pek çok genç kızın hayallerini süsleyen bir mecra. Bir Vogue kızı olduktan ve farklı edisyonlarda boy gösterdikten sonra vazgeçmek nasıl bir duygu?

  • Modellik benim olmak istediğim yere gelmemi sağlayan bir basamak oldu belki de… Ben, aktif hayatın içinde, sesimi duyurmanın bir yolunu arıyordum. Müslüman kadının sesi olmak istiyordum. Dünyada yok sayılan, görmezden gelinen Müslüman kadınların sesini duyurmak, onlarla ilgili farkındalığı artırmak istiyordum. Modellik beni aktivistliğe taşıdı. Doğrusunu isterseniz eğer ben başörtümü günlük hayatımda kullandığım gibi gösteremeyeceksem, Vogue’un kapağında yer almak benim için bir anlam ifade etmiyordu. Başörtü trendi oluşturmak adı altında, bazı çekimlerde, Müslüman kadınların günlük hayatta tercih etmeyecekleri şekilde başörtü bağlama şekilleri kullanmaları, benim kabul edebileceğim şeyler değildi.

Yani, sizin için sektörden uzaklaşmanın zor olmadığını söyleyebilir misiniz?

Hayır, ilk başta uzaklaşma kararını almak benim için biraz sancılı bir dönem oldu. Ama kararımı verdikten sonra arkasında durmak ve podyumlardan uzaklaşmak kolay oldu.

“Moda sektörünü suçladığım konu, Müslüman kadın stilistlerin olmaması” açıklamanızı okurken sizi tüm içtenliğimle onayladığımı söylemeliyim. Peki, yapıcı olmak gerekirse, ne yapabiliriz?”

  • Sektör içinde, örneğin; casting yönetmenleri, dergi genel yayın müdürleri, kamera arkası çalışanları arasında çeşitlilik görmeyi çok isterdim. Neden o dünyada Müslüman bir kadının hassasiyetlerine sahip olan kimse yok? Sadece kamera önünde, podyumlarda ve dergi kapaklarında çeşitlilik, kapsayıcılık gözetilmemeli; kameranın ve organizasyonların arkasında yer alan çalışanlar arasında da kapsayıcı olmak gerektiğini düşünüyorum. Kısacası evet, daha çok Müslüman stilist ve tasarımcı ile tanışmak, karşılaştığım bazı sorunların önüne geçebilirdi. Ben de size sorayım o zaman. Neden yok? Neden kameranın arkasında daha fazla biz olamıyoruz?

Modanisa ile vardığınız anlaşmayı “eve dönüş” olarak nitelendiriyorsunuz. Sizin için bu “ev” tam olarak neresi?

Başörtünün ne olduğunu açıklamam gerekmeyen, dünyanın en büyük muhafazakar moda platformlarından biri olan Modanisa’ya, evime geri dönüyorum. Onlar benim değerlerimi anlıyor, zaten bildikleri şeyleri onlara anlatmama gerek kalmıyor. Ve benim tam da olduğum gibi kabul ediyorlar, bu benim için paha biçilemez. Tekrar başladığım ve olmak istediğim yere geri geldiğimi hissediyorum. Bir Modanisa müşterisi ve partneri olmuş olmam, 2016’da düzenlenen Miss Minnesota USA yarışmasında, sahnede onların burkinisini giymiş olmam ve bunun modellik kariyerimi başlatması… Hikayeye bakar mısınız? Modanisa hayatımın önemli anlarında hep yanımdaydı, bu yüzden evimi geri döndüğümü hissediyorum. Tekrar, olmak istediğim ve olmam gereken yerdeyim.

MODA DÜNYASINDA OLMAK ZOR AMA MÜMKÜN

Moda endüstrisinde sizin gibi tesettürlü olmasa da Müslüman kökenli çok fazla isim var. Sizce moda, bu inanç ve etnik farklılığı gerçekten tüm samimiyetiyle kucaklayabiliyor mu?

  • Bence sektör kapsayıcı olmaya çalışıyor ve bunu istiyor. Ancak aynı zamanda sadece doldurulması gereken kutucuklar boş kalmasın diye işaretledikleri, sadece göstermelik olarak yaptıkları şeyler da var. Asyalı bir modelin yanında başörtülü bir model ve Afro-Amerikalı bir model kullanmak gibi... Yine de moda dünyasının doğru yöne ilerlediğini ve daha kapsayıcı olmaya çaba gösterdiğini düşünüyorum.

Anladım. Peki, moda dünyası inançlı kadınları benimsiyor mu yoksa bu hala çok mu zor? İnançlarınızdan taviz vermeden sektörde var olmanın mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir model olarak taviz vermemek oldukça zor. Zaten “Model” ya da Fransızca kökenli kullanımıyla “Manken” kelimesinin kökeni bile bu meslekteki çalışanların, tasarımcıların, cast yönetmenlerinin ve kreatif direktörlerin hayallerini yansıtmak için kullanılan insan askılıkları olarak tanımlıyor. Aslında meslek icabı orada boş bir kanvas olarak bulunuyorsunuz ve onlar da sizi hayallerine göre değiştiriyor ve tasarlıyor. Bu açıdan, değerlerinden vazgeçmek ya da buna itilmek biraz da bu mesleğin hamurunda var.

Tamam, ama yine de değerlerine sadık kalabileceğine, sınırlarını kendin belirleyebileceğine ve yine de modanın bir parçası olabileceğine inanıyor musun?

Bence zor ama mümkün.

Kendinizden taviz vermeyin

Modelliği bırakmış olsanızda bu alanda bir ilktiniz ve peşinizden gitmeye hevesli pek çok genç kız vardı. Şimdi geriye dönüp arkanızdan gelenlere bir şeyler söylemenizi istesek bu sözler neler olur?

  • Müslüman kız kardeşlerime şunu söylemek isterim; moda dünyasının size ihtiyacı var, size ihtiyacı olan taraf onlar, tersini düşünmeyin. Vaad ettikleri şeylere, kendinizden taviz verecek kadar teslim olmayın derim. Siz kendinizi tanıyorsunuz, sınırlarınızı biliyorsunuz ve onların da bunlara dikkat etmeleri gerektiğini açıkça belirtin. Çünkü moda dünyası değerleri olan pek çok insanın kendilerinden taviz vererek, sektör içinde kolayca kaybolmalarına neden olur. Kısaca önerim şu, sektöre girmeden önce sınırlarınızı kesin bir şekilde belirleyin.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.