
İlk tesettürlü model olarak bilinen Somali asıllı manken Halima Aden, “kişisel tesettür yolculuğumda yanlış yere gittiğimi fark ettim” diyerek geçtiğimiz sene modelliği bıraktığını duyurdu. Neredeyse bir sene sonra bileğinde Filistin bayraklı bilekliği ile modelliğe değil ama değerlerine sadık kalabileceği ve sınırlarını kendisinin belirleyeceği şekilde modaya geri dönen Halima Aden ile “eve dönüş”ü konuştuk.
HAYATIMA DEVAM ETME KARARI ALDIM
Benim için pandemi dönemi kendimi daha iyi tanımak ve yansıtmak için bir fırsat oldu. Kişisel sınırlarım zorlanmıştı ve ben de sayfayı çevirip hayatıma devam etme kararı aldım. Bu sorunuzun cevabını aslında kendi sosyal medya kanallarımda uzun uzun anlattım. Beni inancımla çatışmaya götüren ortamlardan uzak durmaya karar verdim. Bir iç hesaplaşmanın sonucunda bu kararı aldım. Ancak sorunuzdan modayı pozitif değil negatif bir kavram olarak yorumladığınızı anlıyorum. Kişisel fikrim, moda, kimse için iyi ya da kötü diye nitelenecek bir kavram olmamalı. Herkesin sosyal hayatında daha etkili olmak, karşısındakilere daha iyi görünmek isteği, arzusu var. İnandığı şekilde giyinmek isteyen kadınlar için de durum böyle. Moda, iyi giyinme arayışının bir sonucu. Siz kendinizi nasıl konumluyorsanız, öyle giyinmeyi tercih ediyorsunuz. Bu tercihinizi moda belirlemiyor, siz belirliyorsunuz.
Kesinlikle çok saf ve naif olduğumu düşünüyorum. Çünkü beni olduğum gibi kabul etmelerini beklemiştim. Başörtümden kesinlikle taviz vermek istemiyordum, anlaşmalarımda bu koşul hep yer alırdı. Beni olduğum gibi kabul etmelerini bekliyordum. Hayat anlayışım hep şu olmuştur: Kendini değil, oyunu değiştir. Fakat içinde bulunduğum ortamda yavaş yavaş değiştiğimi fark edince, sektörden geri çekilme ve uzaklaşma kararı aldım.
MÜSLÜMAN KADININ SESİ OLMAK İSTİYORUM
- Modellik benim olmak istediğim yere gelmemi sağlayan bir basamak oldu belki de… Ben, aktif hayatın içinde, sesimi duyurmanın bir yolunu arıyordum. Müslüman kadının sesi olmak istiyordum. Dünyada yok sayılan, görmezden gelinen Müslüman kadınların sesini duyurmak, onlarla ilgili farkındalığı artırmak istiyordum. Modellik beni aktivistliğe taşıdı. Doğrusunu isterseniz eğer ben başörtümü günlük hayatımda kullandığım gibi gösteremeyeceksem, Vogue’un kapağında yer almak benim için bir anlam ifade etmiyordu. Başörtü trendi oluşturmak adı altında, bazı çekimlerde, Müslüman kadınların günlük hayatta tercih etmeyecekleri şekilde başörtü bağlama şekilleri kullanmaları, benim kabul edebileceğim şeyler değildi.
Hayır, ilk başta uzaklaşma kararını almak benim için biraz sancılı bir dönem oldu. Ama kararımı verdikten sonra arkasında durmak ve podyumlardan uzaklaşmak kolay oldu.
- Sektör içinde, örneğin; casting yönetmenleri, dergi genel yayın müdürleri, kamera arkası çalışanları arasında çeşitlilik görmeyi çok isterdim. Neden o dünyada Müslüman bir kadının hassasiyetlerine sahip olan kimse yok? Sadece kamera önünde, podyumlarda ve dergi kapaklarında çeşitlilik, kapsayıcılık gözetilmemeli; kameranın ve organizasyonların arkasında yer alan çalışanlar arasında da kapsayıcı olmak gerektiğini düşünüyorum. Kısacası evet, daha çok Müslüman stilist ve tasarımcı ile tanışmak, karşılaştığım bazı sorunların önüne geçebilirdi. Ben de size sorayım o zaman. Neden yok? Neden kameranın arkasında daha fazla biz olamıyoruz?
Başörtünün ne olduğunu açıklamam gerekmeyen, dünyanın en büyük muhafazakar moda platformlarından biri olan Modanisa’ya, evime geri dönüyorum. Onlar benim değerlerimi anlıyor, zaten bildikleri şeyleri onlara anlatmama gerek kalmıyor. Ve benim tam da olduğum gibi kabul ediyorlar, bu benim için paha biçilemez. Tekrar başladığım ve olmak istediğim yere geri geldiğimi hissediyorum. Bir Modanisa müşterisi ve partneri olmuş olmam, 2016’da düzenlenen Miss Minnesota USA yarışmasında, sahnede onların burkinisini giymiş olmam ve bunun modellik kariyerimi başlatması… Hikayeye bakar mısınız? Modanisa hayatımın önemli anlarında hep yanımdaydı, bu yüzden evimi geri döndüğümü hissediyorum. Tekrar, olmak istediğim ve olmam gereken yerdeyim.
MODA DÜNYASINDA OLMAK ZOR AMA MÜMKÜN
- Bence sektör kapsayıcı olmaya çalışıyor ve bunu istiyor. Ancak aynı zamanda sadece doldurulması gereken kutucuklar boş kalmasın diye işaretledikleri, sadece göstermelik olarak yaptıkları şeyler da var. Asyalı bir modelin yanında başörtülü bir model ve Afro-Amerikalı bir model kullanmak gibi... Yine de moda dünyasının doğru yöne ilerlediğini ve daha kapsayıcı olmaya çaba gösterdiğini düşünüyorum.
Bir model olarak taviz vermemek oldukça zor. Zaten “Model” ya da Fransızca kökenli kullanımıyla “Manken” kelimesinin kökeni bile bu meslekteki çalışanların, tasarımcıların, cast yönetmenlerinin ve kreatif direktörlerin hayallerini yansıtmak için kullanılan insan askılıkları olarak tanımlıyor. Aslında meslek icabı orada boş bir kanvas olarak bulunuyorsunuz ve onlar da sizi hayallerine göre değiştiriyor ve tasarlıyor. Bu açıdan, değerlerinden vazgeçmek ya da buna itilmek biraz da bu mesleğin hamurunda var.
Bence zor ama mümkün.
Kendinizden taviz vermeyin
- Müslüman kız kardeşlerime şunu söylemek isterim; moda dünyasının size ihtiyacı var, size ihtiyacı olan taraf onlar, tersini düşünmeyin. Vaad ettikleri şeylere, kendinizden taviz verecek kadar teslim olmayın derim. Siz kendinizi tanıyorsunuz, sınırlarınızı biliyorsunuz ve onların da bunlara dikkat etmeleri gerektiğini açıkça belirtin. Çünkü moda dünyası değerleri olan pek çok insanın kendilerinden taviz vererek, sektör içinde kolayca kaybolmalarına neden olur. Kısaca önerim şu, sektöre girmeden önce sınırlarınızı kesin bir şekilde belirleyin.








