İstanbul'un Ermeni kiliselerinden Üç Horan Ermeni Kilisesi'de bir pazar ayini. Kilise korosu Hz.İsa'yı yücelten ilahiler seslendiriyor. Bu koro çoğunlukla amatör gençlerden oluşuyor
Ağır balık kokusu, sokaktaki masalarda oturan insan kahkahalarıyla hafifliyor. Esnaflar bizi balık ziyafetine çekmeye çalışsa da nafile. Çünkü yetişmemiz gereken bir ayin var, Üç Horan Ermeni Kilisesi'nde.
Balıkçıların arasındaki kilise, şuh kadınların arasında eğlenen ama meşrebi gereği onlara ayak uydurmayan bir kadın gibi duruyor. Ermeni Kilisesi'nde her pazar saat 10:00'da tıpkı diğer kiliselerdeki gibi, ayin düzenleniyor. Ama bir farkla. Kilise korosunda gençler ağırlıkta.
Kilisenin Baş Mugannisi ve Koro Şefi Nişan Çalgıcıyan, gençlerin sebatla her pazar kiliseye gelmesinin ilk sebebi. Bundan tam 15 sene önce ilkokul çağındaki çocuklarını Çalgıcıyan'a emanet etmiş kilise cemaati.
Şimdi kapalı çarşıda zanaatkâr olan Murat Topçuoğlu, “15 sene önce ayinden çıkıp kilisenin arka bahçesine koşardık. Orada top oynamak için can atardık” diyor. Bugün de gençler hâlâ ayin çıkışlarında birlikte vakit geçirmekten zevk alıyor.
Ayindeki görevini ciddiyetle yerine getiren Ara Menekşe, ayin sonrası yaptığı espirilerle hepimizi güldürmeyi başarıyor. Menekşe'nin yemeklerle de arası çok iyi. 'Birlikte Yaşamak' konserlerinden dolayı tanıştıkları Kadir Topbaş'ın lokantalarında, kendilerine torpil yapılınca, daha da bir mutlu olduklarını söylüyor Ara.
Gençlerin Baron dediği koro şefi Nişan Çalgıcıyan, ünlü Fransız filmi 'Koro'daki müzik öğretmeni Clément Mathieu gibi. Çocukların dünyasına şarkılarla giren bu adamlar, o kadar içten ve nazikler ki. Hiçbir zaman meşhur olmayacaklar belki ama, çocuklardan ilham alıp beste yapmaya devam edecekler. Çalgıcıyan'ın ötekini anlama gayreti ve hoşgörünün ötesinde bir kavrayışı, kucaklayışı var. Ortak bir noktada buluşmuyoruz onunla. Çünkü o, asırlık iç içeliğimizi en iyi taşıyanlardan biri. Ayin esnasında Çalgıcıyan ve gençlerin dilini anlamıyoruz ama papazın altında dua ettiği tablodan çıkacakmış gibi duran güvercinin bir kanadı da bize değiyor sanki.
Ayinden sonra gençleri bir de sevdikleri mekanda fotoğraflamak istiyoruz. Gitmişken çay, kahve, sohbet derken, öğleden sonra kilisede Murat İçlinalça'nın abisinin düğünü olduğunu öğreniyoruz. Murat, 'bırakmam sizi düğüne de bekliyoruz' deyince, filmlerden aşina olduğumuz töreni görmek pek de fena olmaz düşüncesiyle takılıyoruz peşlerine. Kilisedeki düğün töreninin kamera arkasını kendimize saklıyor ve gidilip görülmesi gerektiğini vurguluyoruz sadece. Pazar günü, yeni insanlarla tanışmak için iyi bir fırsat ne de olsa.






