Düştük mapus damlarına...

Seyfullah Aslan
00:0019/12/2012, Çarşamba
G: 19/12/2012, Çarşamba
Yeni Şafak
Düştük mapus damlarına...
Düştük mapus damlarına...

İnsanlık tarihi kadar eski olan tutsak alma, hapsetme eyleminin Osmanlı devletinin klasik döneminde uygulanma şekli daha çok belirsiz bir süre ıslah etmek üzere ve tövbe edene kadar zindana atmak iken, 19. yüzyılın sonlarına doğru yapılan ıslahatlarla hapishaneler suçun cezalandırılmasında önemli bir araç haline gelmiştir.

Osmanlı devletinin zorunlu askerliğe geçiş dönemini ele alan, bu dönemin bütün katmanlarını ve etkilerini ortaya koyan kapsamlı eseri ''Neferin Adı Yok''la da tanıdığımız Gültekin Yıldız'ın ''Mapushâne'' adlı yeni kitabı Kitabevi Yayınları arasından yayınlandı.

Osmanlı askerî tarihi alanında çalışmalarıyla akademik alana önemli katkılar sağlayan Yıldız'ın yüksek lisans tezinden hareketle uzun yıllar üzerinde çalıştığı Osmanlı mapushâneleri, Osmanlıların değişim döneminde konuyu nasıl ele aldıklarını göstermektedir. ''Osmanlı Hapishanelerinin Kuruluş Serüveni 1839-1908'' alt başlığıyla yayınlanan kitabın dikkat çeken bir diğer yönü ise sadece hapishanelerin kuruluşuna değil, Osmanlı devletinin değişim dinamiklerine ve toplumun reaksiyonlarına dair önemli veriler sunmasıdır. İnsanlık tarihi kadar eski olan tutsak alma, hapsetme eyleminin Osmanlı devletinin klasik döneminde uygulanma şekli daha çok belirsiz bir süre ıslah etmek üzere ve tövbe edene kadar zindana atmak iken, 19. yüzyılın sonlarına doğru yapılan ıslahatlarla hapishaneler suçun cezalandırılmasında önemli bir araç haline gelmiştir. Ayrıca klasik dönemde suçluları ya da esirleri az çok muhkem bir yerde tutmak da bir ceza yöntemi olarak kullanılmıştır. Saray, kale, hisar, kule, tersane gibi yapılar bu işlevi yüzyıllar boyunca görmüştür. Ancak bu yapılardaki cezalandırma sürecinde esirlerin / suçluların ''küreğe koyma'' suretiyle cezalandırıldıkları görülmekteydi. Öte yandan savaş esirleri ile elçi ve konsolosların anlaşmazlık halinde tersane, kule gibi yerlere gönderilmesi, kurtulanların yazdıklarıyla esaret anlatıları literatürünü zenginleştirmiştir.

Zindandan Hapishaneye

19. yüzyıl öncesinde suçluların tevkifi için daha çok Baba Cafer Zindanı ve Yedikule Zindanı kullanılıyordu. İnsanı ürperten ''kanlıkuyu''suyla Baba Cafer Zindanı, suçluların bütün hayattan soyutlandığı korkutucu bir yapıydı. Yedikule Zindanı'nda ise daha çok elçi, konsolos ve savaş esirleri tutulurdu. Hırsızlar, zina ve katil zanlıları, borçlular bu zindana atılır ve ''ıslah-ı nefs'' olana kadar burada tutulurdu. Zanlının tövbe etmesi ve ıslah olduğuna inandırması ya da borçlu ise borcunun ödenmesi buradan çıkmak için yeterli idi. 19. yüzyıl ortalarından sonra Osmanlı dünyasına girmeye başlayan hapishaneler ise zindan hayatının bütün unsurlarını zaman içinde değiştirmiştir. Hapishaneler sadece hukukî ve bürokratik bir değişim neticesinde ortaya çıkmamıştır. Aynı zamanda mimarî, kültürel ve siyasî değişimlerle Osmanlı ceza hukukunun önemli bir unsuru haline gelmiştir. Bütün bu geniş etkiler suç ve cezanın toplumsal katmanlarının genişliğinden kaynaklanmaktadır. Hapis hayatının zindandan en önemli farkı artık belirlenmiş bir süre suçlunun özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Zindanda ıslah olana kadar olan bu süre hapishanede hukukî olarak belirlenmiştir.Modernleşme girişimleri içinde hapishanelerde görülen değişimler mahkûmların hapis hayatının da değişmesini beraberinde getirmiştir. Zindanda cehennemi andıran bir halden hapishanedeki kontrol ve düzen yapısına geçiş söz konusudur. Ayrıca mahkûmlara verilen nisbî haklar hapishane hayatını değiştirmiştir. Örneğin mahkûmların ihtiyaçlarını karşılamak üzere çalışmalarına, yün eğirip eldiven, atkı gibi giysiler üretip satmalarına müsaade edilmiştir. Aynı zamanda hapishaneler modernleştirilirken hamamından mabedine kadar bir dizi yapıyı bünyesinde barındıran bir yapı konumuna dönüşmüştür.

Yazar, Osmanlı hapishanelerinin kuruluş serüvenini Avrupa örnekleriyle beraber inceleyerek önemli bir kıyas imkânı elde etmiş ve tespitleriyle Osmanlı hapishane modernleşmesini daha iyi ortaya koyma fırsatı bulmuş. Aynı zamanda suçun ve suçlunun cezalandırılması kültürünün değişimi de tafsilatlı bir şekilde anlatılmıştır.

Mapushane

Gültekin Yıldız

Kitabevi Yayınları

2012