Hiç banka kredisi kullanmadan büyük işlere imza atan Çetinkaya Mağazaları'nın sahibi Fehmi Çetinkaya, bir kalemle başladığı üretimi şimdilerde binlerce metrekareye sığdıramıyor.
Bize babam şu 3 şeyi çok iyi öğretti; bereket azdadır, israf haramdır, iktisat bitmek bilmez hazinedir. Alırken aza kanaat eden insanın bereketi artar. Müşteri sizden memnun ise, Çetinkaya bizi kandırmıyor diyorsa satarken az kara bile kanaat ediyoruz. Böylelikle bereketimiz artıyor. Fakat bunun yanında kaliteli ve ucuz ürün satabilmek çok önemli.
Sırf marka alabilmek için borca harca giren tüketiciler de var. Fakat kalite demek çok pahalılık demek değildir. Biz de piyasada ki aynı kumaştan gömlek satıyoruz, fakat dörtte bir fiyatına. Tüketici enayi değil, mutlaka anlıyor.
Maalesef bu da işin bir diğer acı yüzü. Ben bir takım elbiseyi yüz kırk liraya mal edebiliyorum, dışarıda aynı ürünü farklı marka altında bin liraya da bulabilirsin. Burada iş tüketicinin akıllı davranmasına düşüyor.
Tabi ki fark ediyor. Çetinkaya'dan 3 çeşit müşteri alışveriş yapar; kaliteden anlayan, akıllı adam, bir de bize inanan adam. Akıllı adam bizde bulunan ürünü dışarıdan yedi katı fazla fiyata almaz.
Ben terziliği annemden, ticareti de babamdan öğrendim. Annem köyümüzde ki neredeyse bütün insanların kıyafetlerini dikerdi. Yani ben terziliği iyi bilirim, kumaştan anlarım. Parayı yönetmesini, kar etmesini de iyi bilirim. Şimdi nasıl yüksek fiyata kaliteli ürün satayım?
Şöyle söyleyeyim şimdi dünyanın her yerine gitmek kolay ama 1960'larda İstanbul'a gitmek bile büyük bir olaydı. İstanbul'a gitmek gibi bir şansım olmadığımdan, on dokuz yaşımda Adana'da küçük bir atölyede gömlek dikerek işe koyuldum. İlk günlerde üç beş adet dikerken, sonrasında günde bin adet üretime geçtim. Günde 18 saat çalıştım. Daha sonra İstanbul'a geldim, Ermeni zanaatkârların yanında kendimi pişirdim. 1980' de ise Taksim' de ilk mağazamı açtım. Açılışımız çok büyük olay olmuştu, trafik bile işlemez hale gelmişti. O gün bugündür kaliteli ve ucuz mal satmak bizim işimizdir. Çünkü temelimizi babamdan öyle aldık.
Tekstil sektöründe bilhassa gömlek üretiminde en geniş kapasiteye biz sahibiz. Günde dört-beş bin gömlek üretiyoruz, bu rakam senede iki milyon adedi buluyor. Üretimimizi genelde Adana'da ki fabrikamızda yapıyoruz. Bunun yanında dışarıdan tedarik ettiğimiz ürünler de oluyor.
Elli yıl önce ilk defa Adana'da ev almak için banka kredisi almak için başvurdum. Baktım bir sürü prosedür var daha en başından ikrah ettim. Devletin hiçbir teşvikinden de yararlanmadım.
Çünkü temelimiz çok güçlü, hiç ihtiyacımız olmadı. Her yıl Türkiye'de ilk 500 şirketin içerisine giriyoruz. Bir gün olsun az kazanıyorum diye şikâyet etmedim, hep şükrümü bildim. Babam para kazanmanın anlamını şöyle özetlerdi; temiz yemek, temiz giymek, temiz gezmek. Temiz gezmekten kastı ise, toplumda onurlu ve vakarlı bir şekilde var olmak.
Babam gerçek bir liderdi
Bana göre yeni bir iş sahası açan ve burada istihdam sağlayan kişi girişimcidir. İlle de bir yenilik yapan kişi değildir, çünkü başarısız da olabilir. Her şeyi devlet yapamaz ki devletçilikte yavaş yavaş tasfiye oluyor. Elindekileri özel sektöre devrediyor. Onun için yatırım yapan fedakârlık yapıyor ve kazanıyor.
Benim babam bizim gözümüzde çok güçlü bir görüntü çizdi. Gerçek bir lider gibiydi. Bu benim de kişiliğime yansıdı, benim çocuklarıma da yansıdı. Mutlaka bir yeni iş girişimi yapacakken, kafalarına takılan bir sorun olduğunda bana danışırlar.
Evet benimle birlikte çalışıyorlar.
Direkt olarak iki bin altı yüz kişi var, fasoncularla birlikte toplamda on bine yakın çalışanım var.
Olur mu öyle şey canım. Bağırıp çağırmak onları sadece pasifize eder. Ben nasihat ederim, ikna yöntemini kullanırım. Her gün mutlaka birkaç mağazayı teftiş ederim, genel bir konuşma yaparım, onların sıkıntılarını dinlerim.
Otuz sekiz senedir bir fiil çalışıyorum. Planlı ve programlı yaşarım. Neredeyse 365 gün spor yaparım. Sağlam kafa sağlam vücutta, sağlam vücut ise spor yapanda olur.
Para hem araçtır hem amaçtır. Para ile itibar kazanılır belki ama bunu hak etmek lazım. Amaçtır çünkü kaliteli yaşamak insanın ömrünü uzatıyor. Zamanında param yoktu 3 sene adana kebap yiyemedim, şimdi ise tüm kapılar açılıyor. Yeri geliyor gittiğim yerde hesap bile ödemediğim oluyor. Bunlar itibar ile kazanılır sadece para ile değil.
Bu sadece akılla ve çok çalışmayla olacak iş değil. Şeytan da çok akıllı idi. Hz. Adem' de hata işledi ama hatasını bildi tövbe etti. Bende insan olarak hatalar işlemiş olabilirim ama durmam gerektiği yeri bildim. Müşterilerimiz Çetinkaya'dan çok memnun. Çünkü hizmette sınır tanımıyoruz.
Risk: mantık,
para: araç,
girişim: akıl,
gelecek: umut,
reklam: kazanç,
kriz: ölçülü,
küreselleşme: muvaffakiyet,
yönetim: ikna,
lider: yetenek,
evlilik: mukaddes,
çocuk: istikbal,
kalite: Çetinkaya






