Hepimizin severek halay çektiği Şemmame türküsü, Kürt düğünlerinin olmazsa olmazlarından. Açık havada, davul, zurna, yüzlerce metreye varan halayları, kazanlarla pişen yemekleri de unutmamak lazım.
Osmanlı İmparatorluğu'nda pek çok millet kardeşçe ve birbirinin değerlerine saygı göstererek yaşadık. Sonra ne olduysa oldu, Türk kimliğini önceledik. Diğer farklılıklarımızı reddettik, yok saydık. Halbuki Kürt kökenli Türk vatandaşları, yani Kürtler hep oradaydı. Yok sayılan dilleri, kültürleri ve varlıkları ile yaşayıp durmaktaydılar. Şimdi olduğu gibi. Yok sayılan bir şeyi tanıma noktasında eksikliklerimizin olması normal. Ben de Kürt halk kültürü konusunda pek bir şey bilmediğimi görünce biraz araştırma yaptım. Birlikte Kürt halkının Nevruz, kofi, tirgal, düğün, yas, sıra gecesi, dengbej ve dövme geleneklerini okuyalım mı?
Kürtlerin çok derin ve çok zengin bir sözlü kültürü var. Bunun sebebi Kürt halkının Mezopotamya merkezli, Ortadoğu'nun en eski halklarından biri olması. Kürtler tarih boyunca yayıldıkları Arap ülkeleri, İran, Rusya'ya kadar olan coğrafyadaki kültürlerden ve yaşadıkları zorlu, dağlık, sarp coğrafyalardan etkilenerek büyük bir kültürel birikim edinmişler. Destanlar, öykülere, efsanelere dayanan çok yoğun bir sözlü kültürün varlığından söz edebiliriz. Tarihsel destanları, öyküleri melodilerle ezgili bir biçimde söyleme geleneği olan Dengbej hala devam ediyor. Kürtlerin bulunduğu her yerde Dengbej varlığını sürdürüyor. Dengbej gelecek kuşakları da gelenekler konusunda eğitmek için çok iyi bir yöntem. Çünkü Dengbej meclislerinde büyüklerle birlikte çocuklar da öyküleri ve destanları ilginç bir şekilde dinliyor. Böylece yaşanmışlıklar aktarılıyor.
Sıra gecesini hangimiz bilmez? Kazancı Bedih hepimizin gönül telini titretmiştir. Sıra gecesi genellikle kış gecelerinde yapılır. Birbirine yakın yaş grubundaki gençler veya orta yaşlardaki arkadaş grupları, her hafta başka birinin evinde toplanarak haftada bir gece toplantılar düzenlerler. Sıra gecesini sadece bir eğlence olarak değerlendirmek yanlış olur. Gençlerin katılarak, cemaatle oturup kalkmayı, gelenek ve göreneklerini, adâb-ı muâşeret kurallarını, cemaatte konuşmanın adabını, yeri geldiği zaman konuşmayı, yeri geldiğinde dinlemesini bilmeyi, büyüğüne saygıyı öğrendiği bir meclistir Sıra geceleri. Sıra gecelerinde zaman zaman çeşitli kitaplar okunur ve yorumları yapılır. Bu yönüyle 'sıra gecesi' bir eğitim-öğretim müessesidir.
Bahar bayramı olan Nevruz Persler, Hintliler, Araplar, Türkler, Kürtler ve hatta Avrupa'nın bazı kesimlerindeki halklar kutluyor. Kürtler için Nevruz tüm insanlığın bayramı olarak kabul ediliyor. Nevruz kutsal bir bayram sayılıyor çünkü insan olmak ve insanlık kutsal. Nevruz kutlamalarında ateşler yakılıyor, yemekler yapılıyor. Yerel giysiler giyiliyor, halaylar çekiliyor ve tabi dengbejler de sazlarıyla ortamı şenlendiriyor. Nevruz günü yalnızca yetişkin kadınlar Kofi adı verilen bir başlık takıyor. Yetişkin erkekler ise poşularını Tirgal denilen özel bir biçimde bağlıyorlar.
Kürt düğünlerinde yerelliğe çok önem veriliyor. Düğünlerin en belirgin özelliği halay ve kalabalık. Mutlaka açık havada, büyük meydanlarda yapılan düğünlerde yüzlerce metreden oluşan halaylar oluşuyor. Mutlaka yerel ulusal giysiler giyiliyor, yöresel yemekler yapılıyor. Davul, zurna, halay ve Kürtçe türküler olmazsa olmazlardan. Kazanlarda yemekler pişiyor. Düğünlere uzak yakın bütün akrabalar hiçbir bahane öne sürmeksizin geliyorlar. Uzak yakın herkes, buluşup, görüşüyor. Tıpkı bayramlardaki gibi küskünler barışıyor. Düğünler genelde 3 gün sürüyor. Ancak ağa düğünleri bir haftaya kadar uzayabiliyor.
Kürtlerde yaşamı paylaşma geleneği çok önde. Düğünlerde olduğu gibi cenazelerde de mutlak bir araya toplanılıyor. Taziye çadırları kuruluyor. Taziyeler de düğünler gibi ortalama 3 gün sürüyor. Cenaze ortamı paylaşılıyor. Erkekler daha çok taziye çadırlarında, kadınlar ise evde bulunuyor. Çadıra gelen her yeni ziyaretçi ile birlikte ölenin ruhuna Fatiha okunuyor. Herkes evden yemek getiriyor. Ölüsü olan aile günlerce yalnız bırakılmamaya ve bir şekilde avutulmaya teselli edilmeye çalışılıyor. Evde de sürekli Kur'an okunup dua ediliyor. 7 hafta Perşembe günleri mezarlığa gidilerek, burada Kur'an okunuyor ve ölenin hayrına yiyecek dağıtılıyor. Hiç yalnız bırakılmayan aile böylece depresyon ve acının en yoğun yaşanacağı günleri kalabalık içinde atlatmış oluyor.
Dövme âdetini özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşlı teyze ve amcalarımızda görebilirsiniz. Artık pek yapılmıyor. Bu dövmelere 'dövün' adı veriliyor. Dövün, kadınlar tarafından özellikle çene, çene altı, ayak bileği, boyun, göğüs ve el üstlerine, erkeklerde ise burun üzeri ve alın ortasına, el üstlerine, el bileği ve kollara yaptırılmış.
Bilinen dövme motifleri arasında, kadınlarda tarak ve ayna; yüze yapılan yıldız ve ayak bileklerinde halka motifleri önemli yer tutuyor. Erkeklerde daha çok sakaklarda ve kollarda yoğunlaşan Arap harfleriyle yazılmış isim ve ibarelere, aslan, yılan, ay gibi şekillere rastlanıyor.
Kürt toplumunda kast ya da sınıf ayrımcılığına dayalı bir katmanlaşma yok ancak Feodal sisteme yakın bir aşiret sistemi var. Bu da soy birlikteliğini sağlamak için, yardımlaşmayı sağlamak için, insancıl gereksinimlerini kolayca sağlamak için oluşturulmuş. Daha kolay yaşamak hayatı daha kolay paylaşmak ve sıkıntıları gidermek için. Türkiye'nin farklı coğrafyalarında yaşayan Türklerin farklı olması gibi, farklı coğrafyalarda yaşayan Kürtlerde de kültürel farklılıklar var. Diyarbakır, Van, Adıyaman, Tunceli Kürtleri arasında yöresel farklılıklar bulunuyor. Günümüzde Kürtlerin yaşadığı coğrafyalarda Kürtçenin çok farklı lehçeleri konuşuluyor. Bir Hakkari Kürdü, bir Diyarbakır Kürdünün Kürtçesini anlamakta zorluk çekiyor bazen.
Başlık parasına "nağbavır" deniyor. Bazı bölgelerde gelin evden çıkarken ayakkabısının içine uğur parası konuyor. Ayakkabıyı çıkardığı anda yanında kim varsa onun şansının açılacağına inanılıyor. Baba, gelinin beline kırmızı kuşağı üç kere doluyor. Bu kurdele kızın bekaretinin simgesi. Kızın çeyizindeki eşyalar tek tek yazılıyor ve maddi karşılıkları toplanıyor. Bu liste imam nikahı kıyılırken hoca ve şahitler tarafından imzalanıp yine kızın annesine veriliyor. Kimi yörelerde gelin, yeni evinin kapısından içeri girmeden önce kayınvalide, bolluk-bereket olsun diye içinde para ve şeker olan bir testiyi gelinin ayaklarının dibinde kırıyor. Damat yüksek bir yerden gelinin ayaklarının dibine toprak atıyor.
Haberi hazırlarken kendisine danıştığım Yüzüncü Yıl Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Prof. Sedat Cereci, halk kültürü ve sosyal yaşam üzerine araştırmalar yapan bir bilim adamı. Yıllarca Kürt Kültürü üzerine de araştırmalar yapmış. Çektiği 'Adam's Festival' (İnsanın Bayramı) adlı belgesel filmde de bir Nevruz gününden hareketle Nevruz, Kofi giyme, Tirgal bağlama gibi Kürt gelenekleri anlatılıyor. İngilizce hazırlanan film yurt dışındaki festivallerde gösterime girdi.






