Hayat Türkiyede sendikal örgütlenme

Türkiye’de sendikal örgütlenme

Uzun yıllardır azalan sendikalı sayısı 5 yıldır düzenli bir artış trendine girmiştir. İşçilerde örgütlenme oranı ise son 5 yılda düzenli bir biçimde artmasına rağmen yeterli değil. Örgütlenme oranı 2013 Ocak ayında yüzde 9,21’den, 2018 Temmuz ayında yüzde 12,38’e çıkmıştır. Son beş yılda örgütlenme oranı 3 puan artmasına rağmen halen yüzde 12’ler seviyesindedir. Bir başka anlatımla her 100 işçiden sadece 12’si sendikalıdır.

Haber Merkezi Yeni Şafak

Tarkan Zengin / Yazar

2012’de yapılan değişiklikle 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ile 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu birleştirilerek 6356 sayılı “Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası” çıkarıldı. Bu yasayla işçilerin sendikalara üye olmalarının önündeki engellerden biri olan “noter şartı” kaldırıldı. Yasal değişiklikten önce işçilerin sendikaya üye olması için mesai saatleri içinde notere gitmesi ve belli bir ücret ödemesi gerekiyordu. Yeni düzenlemeyle işçilere, istediği yerde e-devlet üzerinden ve hiçbir ücret ödemeden sendikaya üye olabilme imkanı sağlandı. İşçi evinde, işyerinde, parkta ve hangi saatte olursa olsun sendikaya e-devlet üzerinden üye olabiliyor.

Çalışma Bakanlığı yasa gereği her yıl Ocak ve Temmuz aylarında çalışma hayatına ilişkin istatistikler yayınlıyor. Bu istatistiklerde hangi iş kolunda ne kadar işçi çalıştığı, sendikaların ne kadar üyesi olduğu, toplu sözleşmelerde kimlerin yetki olduğu gibi birçok bilgi yer alıyor. Eskiden Çalışma Bakanlığı hangi işçi sendikasının ne kadar üyesi olduğunu sendikaların bakanlığa bildirdiği verileri dikkate alarak yayınlıyordu. Sendikalar da ölmüş, emekli olmuş ve benzeri nedenlerle sendikayla üyelik ilişkisi kalmamış olan üyelerini, Çalışma Bakanlığa bildirmeyerek resmî kayıtlarda üye gösteriyordu. Çünkü yine eski yasaya göre sendikalar, toplu sözleşme yapmak için “iş kolunda çalışanların en az yüzde 10’unu” üye yapmak zorundaydı. Buna “ülke barajı” deniyordu. Örneğin bir iş kolunda çalışan sayısı 800 bin ise, o iş kolunda bir sendikanın toplu sözleşme yapabilmesi için en az 80 bin üyesinin olması gerekiyordu. Sendikalar çok yüksek olan ülke barajını aşmak için üye sayısını olduğundan çok gösteriyordu. Bu durumu işçi sendikaları da Çalışma Bakanlığı da bilmesine rağmen gerçek dışı işçi istatistikleri uzun yıllar sürdü.

REKLAM

100 İŞÇİDEN 12’Sİ SENDİKALI

2009’da yapılan yasal değişiklik ile ülkemizde işçi sendikalarının üye sayılarının tespitinde artık sendikaların bildirimleri yerine, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının esas alınması kararlaştırıldı. Böylelikle artık sanal üyeler değil gerçek üyeler ortaya çıktı. Ancak bu süreçte Çalışma Bakanlığı istatistikleri yayınlamayı defalarca erteledi. 2012’de 6356 sayılı yasanın çıkarılmasından sonra ilk çalışma hayatı istatistikleri 2013 Ocak ayında yayınlandı. Gerçek rakamlar üzerinden yayınlanan verilere göre son 5 yılda sendikalı sayısının ve sendikalaşma oranının oldukça yüksek düzeyde arttığı görülmektedir. Tablodan görüldüğü üzere 2013’te 1 milyon 1 bin olan sendikalı sayısı 5 yılda 1 milyon 802 bine çıktı. Sendikalı sayısında son 5 yılda 801 bin kişilik bir artış olması oldukça önemli. Mevcut sendikalı sayısının 5 yılda yüzde 79,91 oranında artması örgütlenmede büyük bir başarı hikayesidir. Uzun yıllardır azalan sendikalı sayısı 5 yıldır düzenli bir artış trendine girmiştir. İşçilerde örgütlenme oranı ise son 5 yılda düzenli bir biçimde artmasına rağmen yeterli değil. Örgütlenme oranı 2013 Ocak ayında yüzde 9,21’den, 2018 Temmuz ayında yüzde 12,38’e çıkmıştır. Son beş yılda örgütlenme oranı 3 puan artmasına rağmen halen yüzde 12’ler seviyesindedir. Bir başka anlatımla her 100 işçiden sadece 12’si sendikalıdır. Bu nedenle işçilerde örgütlenme oranı yeterli değil. Örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, 900 bin taşerona kadro verilmesi ve işçi sendikaları teşkilatlarının çalışmaları işçi sendikalarının üye sayısını artıran en önemli nedenlerdir. Üç işçi konfederasyonu da son 5 yılda üye sayısını artırmıştır. Bundan sonra belli bir dönem daha sendikalı işçi sayısında ve örgütlenme oranında artışın süreceğini düşünüyoruz.

REKLAM

MEMURLARDA SON DURUM

Memurlarda ise örgütlenme oranı birçok gelişmiş Avrupa ülkesinden daha iyi düzeydedir. İşçi sendikacılığında sendikalaşma oranı bakımından iyi olmayan durum memur sendikalaşması bakımından son derece iyi bir noktadadır. Kamu görevlileri sendikaları yasası 2001’de çıktı ve ilk veriler 2002 yılında yayınlandı. 2002 yılı verilerine göre ülkemizde memur sendikalarına üye olabilecek kamu görevlilerinin sayısı 1 milyon 357 bin 326 kişi, sendikalara üye olanların sayısı 650 bin 770 kişi ve sendikalılık oranı ise %47.95 olarak yayınlandı. Son resmi veriler 2018’te yayınlandı. 2018 yılı verilerine göre ülkemizde memur sendikalarına üye olabilecek kamu görevlilerinin sayısı 2 milyon 484 bin 580 kişi, sendikalara üye olanların sayısı 1 milyon 673 bin 318 kişi ve sendikalılık oranı ise %67.34 olarak yayınlandı. 2016 yılına kadar 14 yıl boyunca kamu görevlileri sendikalı sayısı ve oranı sürekli bir artış gösterirken son iki yılda düşüş yaşanmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri FETÖ’nün diğer alanları zehirlediği gibi sendikacılık alanını da zehirlemek için kurduğu sendikalardır. Amaçları sendikacılık yapmak olmayan örgütün kurduğu sendikalar kapatıldı. Bu durum kamu sendikalarına güvenin ve ilginin sınırlı da olsa azalmasına neden oldu.

Ülkemizde kamu çalışanlarının her 100 kişiden yaklaşık 67’si sendikalı. Türkiye, dünyada birçok ülkeden daha yüksek sendikalaşma oranına ulaştı. Memur sendikacılığının toplu sözleşme ve grev hakkı gibi birçok sorunu olmasına rağmen örgütlenme oranında önemli bir seviyeye ulaşıldı. Avrupa Birliği ülkelerinde sendikalaşma oranı ortalamasının %23, OECD ülkelerinde ise ortalamanın %16.7 olduğu düşünüldüğünde ülkemizin kamu görevlileri sendikalılık oranı bakımından çok iyi olduğunu söyleyebiliriz. Ancak memur sendikaları nicel büyümeyi nitel büyümeye dönüştürecek çalışmalara yoğunlaşmalılar. Yoksa yönetemeyecekleri bir “sendikal krizle” baş başa kalabilirler.

REKLAM

Memur örgütlenmesinde dikkat çeken bir diğer husus kuruluş döneminde var olan sendikal sıklet merkezinin değişmesidir. Tabloda görüldüğü üzere Memur-Sen hem üye sayısını hem de memurlar içindeki temsil oranını önemli ölçüde artırmıştır. İlk resmi verilerin yayınlandığı 2002’de sendikalara üye olanların %50.56’sı Türkiye Kamu-Sen’e, %40.31’i KESK’e ve %7.35’i Memur-Sen’e üye iken, son verilerin yayınlandığı 2018’de ise sendikalara üye olanların %60,37’si Memur-Sen’e, %23.57’si Türkiye Kamu-Sen’e ve %8.74’ü ise KESK’e üyedir. Sendika üyesi her 10 kişiden 6’sı Memur-Sen üyesidir. KESK dramatik düşüş yaşamıştır. 2002’de sendikalı memurların %40.31’ini temsil ederken bugün bu oran %8.74’e düşmüştür. 2018’de sendikalara üye olabilecek kamu görevlilerinin %40.66’sının Memur-Sen’e, %15.87’sinin Türkiye Kamu-Sen’e, %5.88’inin ise KESK’e üye olduğunu görmekteyiz. Sendika üyesi olabilecek her 10 kamu çalışanından 4’ünün Memur-Sen üyesi olduğunu görmekteyiz. KESK ise sendikalara üye olabilecek 20 kamu görevlisinden ancak birini üye yapabilmiştir.

Memur-Sen’in örgütlenmede gösterdiği başarının en önemli nedenlerinden biri teşkilatlarının çalışmalarıdır. Memur sendikalarında liderliğin yer değiştirmesini sadece “yandaşlık” gibi kavramlarla açıklamaya çalışmak gerçekçi analiz olmaz. Üye sayısı azalan sendikalar neden üye kaybettikleri üzerine çalışmalar yapmalılar. Oysa bizde sendikalar genellikle üyelerini artıran sendikaların başarılarını, temelsiz isnatlarla gerekçelendirme yolunu tercih ediyorlar. Unutulmamalı ki hiçbir gerekçe başarının yerini tutamaz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.