'Bursa Defterleri'nde, Süheyl Ünver'in “intibâlarımı kalemime ve fırçama söylettim” dediği, mekânın ruhunu, iç aydınlığını çok net görebildiğimiz Bursa resimleri ve Bursa notları var
Kendilerini kuşatan mekâna sahip çıkma îtiyâdının, eskilerde, bir tür iman tezâhürü, bir tür ibadet telâkkîsi olduğunu, üniversite öğrencisi iken İncirli otobüs durağında tanıdığım yaşlı bir bilet satıcısını izlerken öğrenmiştim. Bu ihtiyarcık, otobüs durağına hergün, bir tabure, bir şişe su ve bir küçük süpürge ile gelirdi. Elindeki suyu etrafa serpiştirir, süpürür ve taburesini yerleştirir, oturup biletlerine müşteri beklemeye koyulurdu. Bu, basit bir işyeri temizliği değildi. Anadolu'nun kimbilir hangi şehrinden ya da kasabasından gelmiş bu adamcağızın genlerine yerleşmiş,üstüne bastığı toprakla, altında oturduğu ağaçla, yürüdüğü yolla, içinde yaşadığı evle, dinlendiği bahçeyle kısaca bütün bir mekânla kurmayı bilebildiği tek ilişki biçimiydi. Zamanla, bu ilişkinin değişik merhalelerini, çeşitli meslek erbâbı eski İstanbullularda da gördüm. Hele ki sanatla, edebiyatla iştigali olanlarda bu mekân telâkkîsi, bu mekânın emanetçisi olmak hâli, daima seyirlik bir ihtişâma sahib olarak dikkatimi çekti. Zîrâ mâlûm, sanatkârda mekân algısını yöneten, mekânın güzelini tesbit ve mahfuz arzusu… Güneş ve ayla aydınlanan(yapay ışığı onlara sonradan biz ekledik ve şüphesiz onun da doğurduğu hatırı sayılır sanatlar var) eşyanın bir üçüncü ışığını, iç aydınlığını, yani bir bakıma mekânın ruhunu keşfetme çabası…
Bu arzu ve çabayla eser vermiş, tekrar tekrar okumaktan haz duyduğum, iki büyük yazarımdan biri Ahmet Hamdi Tanpınar diğeri Abdülhak Şinasi Hisar oldu. 'Güzelimnâme'yi gördüğümde, güzelin peşinde bir ömür tüketmiş bir büyük sanatkârla daha tanıştım. Ord. Prof. Süheyl Ünver. 'Güzelimnâme', Ünver'in “geçmiş saadetlerimin intibâı, içimin sönmeyen bir gençlik ateşidir” diyerek anlattığı, çocukluğunun İbrahimağa mahallesi kitabı. Süheyl Ünver'in 20. vefat yıldönümünde (sene 2006) armağan kitap olarak İsmail Kara tarafından hazırlanmış 'Güzelimnâme'yi bana armağan eden ise, Kıymetli Hocam Hüseyin Kutlu. Kitapta var olan, birkaç güzel İbrahimağa resmi, bir duru çocukluk dönemi anıları ve bir dolu samimiyet, bir dolu içtenlik…
Prof. Süheyl Ünver, Kubbealtı Neşriyât tarfından yeni yayınlanmış 'Bursa Defterleri' ile, “gel ey vürûdunu bir ömr içinde beklediğim/bir âşinâyı hayâlîye ihtiyacım var” diyen şairin âşinâ hayallerinin peşine bir kez daha düşürüyor insanı. 'Bursa Defterleri'nde, Süheyl Ünver'in “intibâlarımı kalemime ve fırçama söylettim” dediği, mekânın ruhunu, iç aydınlığını çok net görebildiğimiz Bursa resimleri ve Bursa notları var.Yani ki bu da bir çeşit, adı öyle konmasa da, Süheyl Ünver 'Güzelimnâme'si. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın 'Beş Şehir'indeki 'Bursa'da Zaman' eşliğinde 'Bursa Defterleri'ni okumak, seyretmek, güzelim bir “hasretli lezzet” yaşatıyor meraklısına. Mâlûm, 'Beş Şehir' de bir güzelimnâmeler şâhı zaten.
Millet olarak mekânla ilişkimiz hızla değişirken, aramızda hâlâ, bizden bir nesil önceye aid olup, güzelim mekân yazıları yazan, birkaç güzel adam var.
Üsküdar'a yaklaşan vapurdan, her defasında içim kabararak uzanıp başını okşadığım Şemsi Paşa Camii var oldukça bildik mekâna ilişkin ümidlerim de henüz tükenmiş değil. Ancak bir tarafım bana, artık bundan böyle, yapay ışığın mekânına dair duyuşlara, zihinlerimizi ve yüreklerimizi ayarlama vaktinin gelip çattığını söylüyor. Tabi yüreklerimiz bu ayara ne kadar açıksa… Öyle ya fıtrat tabiatın bir parçası hâlâ






