Bir anne 4 çocuk doğurup büyütür; o anneye bakmak 4 çocuğa da zor gelir...

Ali Murat Güven
00:0019/03/2011, Cumartesi
G: 20/03/2011, Pazar
Yeni Şafak
Bir anne 4 çocuk doğurup büyütür; o anneye bakmak
Bir anne 4 çocuk doğurup büyütür; o anneye bakmak

Türk sinemasının az sayıdaki kadın yönetmenlerinden en yetenekli olanı, sevgili Handan İpekçi, son filmi 'Çınar Ağacı'nda, hangi ırktan, inançtan, mezhepten ve meşrepten olursak olalım hepimize geleneksel aile ilişkilerinin önemi ve değerini hatırlatan kocaman bir çuvaldız batırıyor. Fakat, bu hayırlı işi keşke hikâyesinin içine bir parça daha 'mâneviyat' katarak yapmış olsaydı!

alimuratg@yahoo.com

ÇINAR AĞACI

Yapım Yılı ve Ülkesi:
2011, Türkiye yapımı
Türü ve Süresi:
Aile odaklı duygusal drama / 121 dakika
Yönetmen:
Handan İpekçi
Senarist:
Handan İpekçi
Görüntü Yönetmeni:
Feza Çaldıran
Özgün Müzik Bestecileri:
Kemal S. Gürel, Ayşe Önder, Kalan Müzik arşivi
Kurgucu:
Aziz Günhan İmamoğlu
Oyuncular:
Celile Toyon (Adviye), Deniz Deha Lostar (Barış), Nurgül Yeşilçay (Sonay), Hüseyin Avni Danyal (Uğur), Ragıp Savaş (Murat), Suzan Aksoy (Feriha), Ebru Özkan (Berrin), Jülide Kural (Nihal), Settar Tanrıöğen (İhsan), Nejat İşler (Yağız) , Erol Keskin (Emekli hâkim Rıfat Bey)
Sanat Yönetmenleri:
Natali Yeres, Elif Taşçıoğlu
Makyaj Tasarımcıları:
Filiz Esen, Fatoş Yavuz
Saç Tasarımcıları
: Deniz Altuntaş, Doğukan Ünal
Yapımcı Şirketler:
BKM Film-Yeni Yapım Film ortaklığı
Dağıtıcı Şirket:
Medyavizyon Film
İçerik Uyarıları:
Her yaş grubundan izleyici için uygun bir yapımdır.
Ailece izlenebilir mi?
/ EVET
Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı:
Yeni Şafak-Sinema Puanı:
* * *

* * *

FİLMİN KONUSU:
Adviye Hanım
, kocası uzun yıllar önce vefât etmiş, bütünüyle farklı karakterler taşıyan (2'si kız 2'si de erkek) 4 çocuğunu kişisel çabalarıyla büyütmüş emekli bir öğretmendir. Ailenin özellikle erkekleri, onca özveriye rağmen
“yitik”
durumdadır. Eski bir sol devrimci olan büyük oğul
Uğur
, kapitalist sistem tarafından epeyce evcilleştirilmekle birlikte, girdiği ticarî hayatta bir türlü tutunamamış ve kurduğu beyaz eşya dükkanı iflasın eşiğine gelmiştir. Net bir işi gücü olmayan
Murat
ise karizması kökünden zedelenmiş olduğu için evinde karısı, karısının ailesi ve iki kızının ağzının içine bakar bir durumdadır.
İşin aslı, evlatların kızlar cephesinde de manzara aslında bundan pek farklı değildir. Büyük kız
Feriha
şeklen mutlu bir evlilik sürer gibi görünmesine rağmen, sinsi kocası
İhsan
tarafından aldatılmaktadır. Ki
Feriha
da aslında durumun farkındadır ve kendi kendisini yemektedir. Bu enkazın içinde kendisini en azından belli ölçüde kurtarabilmiş tek kişi ise
Adviye Hanım
'ın
“tekne kazıntım”
dediği
Sonay
'dır. Annesinin kolejde okuttuğu ve üç dil öğrenmesine vesile olduğu
Sonay
, büyük bir dış ticaret şirketine kapağı atarak paçayı kurtarmış gözükmektedir. Fakat, onda da evliliğini sona erdiren abartılı bir mükemmeliyetçilik ve yoğun bir asabiyet söz konusudur.
Gün gelir, annelerini ikişer aylık döngülerle evlerinde konuk eden bu dört evlat, onu kendilerince haklı gerekçelerle
“taşıyamaz”
duruma gelirler. Toplanan aile meclisi bu kararı
Adviye Hanım
'ın yüzüne okuduğunda
75
yaşındaki kahramanımızın da hayattaki yegane eşyaları, çerçeveli bir
Atatürk
fotoğrafı, bir adet taş plak gramofonu, bir sandık ve üç-beş saksı çiçeğiyle birlikte -parasını yine kendi emekli maaşıyla ödeyeceği- bir huzurevine gitmekten başka seçeneği kalmaz. Aile içinde karara tepki koyan tek kişi ise
Sonay
'ın küçük oğlu
Barış
'tır. Annelerini yük olarak gören dört evlat, onun hayatlarında ne denli stratejik bir rol üstlendiğini ise ancak yaşlı kadını huzurevine gönderdikten sonra anlayacaklardır.

* * *


FİLMİN EN İYİ OYUNCUSU:


En küçük evlat
Sonay
rolündeki
Nurgül Yeşilçay
ve (hemen ardından da) ayrıldığı eski eşi
Yağız
rolündeki
Nejat İşler
… Kadro genel olarak iyi; fakat bu ikili oyunculuk açısından bir gömlek daha yukarıda duruyor.

FİLMİN EN GÜZEL SAHNESİ:


1-
Sakinleri arasına katıldığı huzurevinde, çocuklarıyla birlikte yediği
“hoşgeldin yemeği”
sırasında, üzerindeki ekonomik boyunduruklardan kurtulup özgüveni tekrar yerine gelen
Adviye Hanım
'ın annelik otoritesini masaya yavaş yavaş yayması… Çok güzel ve çok gerçekçi bir sahne!

2-
Sonay
'ın çalıştığı şirkette terfî ettiğini öğrenişi ve bundan sonraki ruh hâli

FİLMİN EN GÜZEL SÖZÜ:


1- “Adviye Hanım, senden özür diliyorum! Beni koleje gönderdiğin için sana teşekkür ediyorum!”
(Sonay'ın terfî aldığını öğrendikten sonra gözyaşları içinde sarfettiği cümleler)
2- “Demek ki bu günleri de görecekmişiz Paşam!”
(Adviye Hanım'ın huzurevine gönderileceğini öğrendiği zaman, evdeki Atatürk fotoğrafına bakarak söylediği cümle)
FİLMİN EN KÖTÜ TARAFI:

Hikâye sonradan gitgide kıvamını bulup gayet anlamlı bir noktaya doğru evrilmesine rağmen, izleyiciyi bir türlü sarıp sarmalamayan, ana karakterle empati kurmayı zorlaştıran ve dahası
Adviye Hanım
'a illet olmamıza yol açan
“serme bölümü”
nün tamamı… Sanki filmin iki yarısını, tamamen farklı hâlet-i ruhiyedeki iki ayrı yönetmen çekmiş gibi!

* * *

YENİ ŞAFAK SİNEMA SAYFASI / YILDIZ PUANLAMA TABLOSU

* * * *
(4 Yıldız)
Sinemanın sanat kimliğini pekiştiren gerçek bir başyapıt… Kaçırmanız gerçekten de yazık olur.
* * * 1/2
(3,5 Yıldız)
Oldukça başarılı bir film. Şartlarınızı zorlamak pahasına mutlaka görmelisiniz.
* * *
(3 Yıldız)
Çoğu bölümüyle sanatsal bir derinlik ve lezzet yakalayabilen, kayıtsız kalınmayacak bir film. Ömrünüzden bir kaç saati vermeye değer…
* * 1/2
(2,5 Yıldız)
Bazı bölümlerinde iyi bir filmin kalite standartlarına erişmeyi başarabiliyor; fakat bir bütün olarak bakıldığında ise sorunlu ve tam olmamış.
* *
(2 Yıldız)
Hiç bir sanatsal değeri ve akılda kalıcılığı yok. Yalnızca zaman öldürmek için tüketilebilir. Ki zamanınıza önem verdiğimiz için bunu da pek önermiyoruz.
* 1/2
(1,5 Yıldız)
Kötü bir film ve neden çekildiğini anlamak zor… Görmemeniz yararınıza olacaktır.
*
(1 Yıldız)
Sinema sanatı adına utanç verici bir gösteri… Arkanıza bakmadan kaçın, sevdiklerinizi de uzak tutun!