Yazarlar Biden yönetimi ve Amerikan müdahaleciliği

Biden yönetimi ve Amerikan müdahaleciliği..

Abdullah Muradoğlu
Abdullah Muradoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

“ABD Kongresi”nde George W. Bush Yönetimi’nin 2002’de Irak’a askeri müdahalesine izin veren “Askeri Güç Kullanma Yetki Yasası”nın iptal edilmesi için hazırlanan bir yasa tasarısı gündemde. Demokratlar tarafından hazırlanan tasarı Perşembe günü Temsilciler Meclisi Dış İşleri Komitesi’nde kabul edildi. Komite’deki Cumhuriyetçi üyelerden sadece 2’si tasarıya destek verdi. Tasarı’nın Demokratlar’ın dar bir farkla çoğunluğu kontrol ettiği Genel Kurul’da yapılacak oylamada da kabul edilmesi bekleniyor. Kezâ benzer bir girişim Senato’nun da gündeminde. 2019’da da ‘2002 Yasası’nın kaldırılmasına ilişkin bir tasarı Meclis’ten geçmiş, ancak Cumhuriyetçiler’in kontrol ettiği Senato’da yeterli oyu alamayarak akamete uğramıştı.

2002’den bu yana ABD Başkanları “Askeri Güç Kullanma Yetki Yasası”nı Ortadoğu’daki askeri müdahaleleri meşrulaştırmak için tepe tepe kullandılar. Aslında savaşa karar verme yetkisi “ABD Kongresi”ne ait. Kongre bu yetkisini geçici olarak ABD Başkanlarına devretmiş idi. Böylece Kongre, askerî müdahalelerin siyasi sorumluğunu kendi üzerinden atmış oluyordu. Bu yüzden “Askeri Güç Kullanma Yetki Yasası”, 20 yıldır ABD Başkanlarının ‘savaş eğlenceleri’ için kullandıkları bir kılıf. Yasaya dayanak olarak gösterilen Saddam Rejimi yıkıldı ve Irak ABD’nin sözde güvenlik ortağı. Gerekçeleri ortadan kalkmasına rağmen ‘Yasa’ yerinde kaldı.

Demokrat Parti’nin ABD’nin “Sonsuz Savaşlar”dan çıkması gerektiğini savunan kanatları Biden Yönetimi’ni “Askeri Güç Kullanma Yetkisi”ni daraltması için tazyik ediyorlar. Ancak ABD Başkanları daha başka gerekçelerle de askeri müdahalelerde bulunabiliyorlar. Nitekim Biden, 26 Şubat’ta Suriye’nin Doğusunda İran yanlısı milis güçlere yönelik hava saldırılarına ABD Başkanlarının Amerikan personelini koruma yetkisine dayanarak izin verdiğini savunmuştu.

“Amerikan Müdahaleciliği”, Amerikan Derin Devleti’nin iliklerine kadar işlemiş durumda. “Amerikan Askeri Endüstriyel Kompleksi”nin çıkarları da müdahaleciliğin sürmesiyle yakından ilgili tabii. ABD ve Çin arasındaki süper jeopolitik güç rekabeti hiç kuşkusuz jeo-ekonomi rekabetiyle bağlantılı. Askeri güç rekabeti “jeo-ekonomi” bağlantısını gizleme çabalarına hizmet ediyor. ‘Çin tehdidi’ne vurgu yapılması Hint-Pasifikler ve Afrika’daki ABD kuvvetlerinin yerinde kalmaları bir tarafa daha da güçlendirilmeleri yönünde işlev görüyor.

Trump Somali’deki 700 Amerikan askerinin çekilmesi için emir vermişti. Bu askerler Cibuti ve Kenya’da konuşlandırılmış idi. Ancak ABD, Somali’de operasyon yapmaya da devam etmişti. Geçenlerde Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde bilgi veren Savunma Bakanlığı Müsteşar Vekili Christopher Maier, Somali’den çekilmenin olumsuz sonuçlara yol açtığına dikkat çekti. Afrika’da giderek büyüyen ‘Çin nüfuzu’nun bu yorumlarda bir hayli etkili olduğu anlaşılıyor.

ABD’nin “Hint-Pasifik Komutanlığı” için aday olarak gösterilen Amiral John Aquilino ise geçtiğimiz Salı günü “Senato Silahlı Hizmetler Komitesi”nde verdiği ifadede Çin’in Tayvan’ı işgal etme ihtimalinin çoğu kişinin düşündüğünden çok daha yakın bir tehdit olduğunu öne sürmüştü. Aquilino, bölgedeki ABD savunmasının acil olarak yakın vadede güçlendirilmesi için önerilen 27 milyar dolarlık bir plânın uygulamaya konulması gerektiğini de savunmuştu.

“Tayvan meselesi” yakın gelecekte ABD-Çin ilişkileri bağlamında çok önemli bir kırılma noktası. Cuma günü 20 Çin savaş uçağının “Bashi Kanalı” üzerinden Tayvan hava sahasına girmesi gerginliği artırdı. Analizciler Çin’in nükleer saldırı kabiliyetine sahip dört uçağın da yer aldığı bir filo ile “Bashi Kanalı”nda tatbikat yapmasının, belli aralıklarla bu kanaldan geçen ABD savaş gemilerine misilleme amacı taşıdığına dikkat çekiyorlar. Tatbikatın zamanlaması manidar. Çin Yönetimi Sahil Güvenlik güçlerine yabancı gemilere ateş açma izni veren bir yasa çıkarmıştı. ABD medyasında yer alan bilgilere göre Biden Yönetimi ve Tayvan Yönetimi Cuma günü bir sahil güvenlik çalışma grubunun kurulmasına ilişkin anlaşma imzaladılar.

Resmi diplomatik bağları bulunmamasına rağmen ABD’nin Tayvan’ın ana silah tedarikçisi olduğunu hatırlatalım. Çin’in yumuşak karnı olan Tayvan’daki bu gelişmeler, ABD-Çin arasındaki ‘Yeni Soğuk Savaş’ın önümüzdeki süreçte hararetleneceğinin de işaretleri.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.