
Hürriyet''ten Fatih Çekirge''nin dünkü yazısının başlığı; “Ecevit Gladio''yu araştırsaydı”..
“Gladio”, Soğuk Savaş döneminde “NATO” bünyesinde kurulan, içinde asker ve sivillerin yer aldığı gizli bir yapılanma..
Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bu örgüte gerek kalmadığından Avrupa''daki Gladio''lar tasfiye edildi.
Bizde Gladio, “Kontrgerilla” olarak biliniyor.
Merhum Bülent Ecevit 1970''lerde Kontrgerilla''yı sıkça gündeme getirdi ama kendisi Başbakan olduğu halde üzerine gidemedi.
Aşılmaz duvarlar çıkmıştı önüne.
Çekirge''ye göre Kontrgerilla araştırılsaydı “12 Eylül” öncesinde işlenen pekçok cinayet gerçekleşmeyebilirdi.
Haklıdır, o dönemdeki siyasi irade Kontrgerilla''nın üzerine gitme cesareti gösterememiştir.
Çekirge şöyle tarif etmiş Kontgerilla''yı:
“ABD, Sovyetler Birliği''ne karşı NATO üzerinden gizli bir askeri yeraltı teşkilatı kurdurtmuştur. Tam anlamıyla antikomünist bir örgütlenmedir. Ve elbette Türkiye de bu örgütlenmeye dahildir.”
Antikomünist bir örgütlenme olduğu doğrudur da, lakin tümüyle antikomünistlerden oluştuğu düşünülmesin.
Bazı Maocu sol gruplar da açıktan açığa Sovyetler Birliği''ne karşı NATO''yu destekliyorlardı.
Karışıklık çıkarmak suretiyle siyasi gelişmeleri belli bir istikamete yönlendirebilmek için çatışan taraflar lazımdı.
Bilerek veya bilmeyerek Kontrgerilla''ya alet olanlar arasında hiç kuşkusuz solcu kimlikliler de vardı.
“12 Mart” öncesinde Ordu''dan atılan eski “Dev-Genç” liderlerinden Sarp Kuray 1993''te “Milliyet”e bir röportaj vermişti.
Kuray 12 Mart öncesinde yaşanan bazı olayların arkasında CIA''nın olduğuna ve devrimcilerin de kullanıldığına dikkat çekiyordu.
Kuray bildiklerini bir kasete anlatarak Uğur Mumcu''ya vermiş ve olayların arkasının aydınlatılmasını istemiş.
Mumcu''nun ne cevap verdiğini merak ediyorsunuzdur..
“Onun arkasına kudretimiz yetmez Sarp.”
Bakın bugün her türlü iddia, bilgi ve belge yayımlanabiliyor.
On beş yirmi yıl önce böyle bir gelişme tasavvur bile edilemezdi.
Bugün kışkırtmalarla meydana gelen pekçok olay münferit kalabiliyorsa bunda siyasi iradenin büyük rolü var.
Çekirge haklı olarak “Kontgerilla araştırılsaydı bugün pek çok insan hayatta olacaktı” demiş.
Mevcut siyasi irade kararlılık göstermeseydi, acaba kaçımız bugün hayatta olacaktık?
Ortaya saçılıp dökülen belgelere bakılırsa, gayet ucuz atlatmışız.
CHP Ankara Milletvekili Eşref Erdem, referandumda “Evet vereceğim” dediği için parti suçu işlemiş..
Genel Sekreter Önder Sav, 1 yıl uzaklaştırma cezasına çarptırılması için Erdem''in Yüksek Disiplin Kurulu''na sevkedilmesini istemiş..
Erdem de maruz kaldığı muameleyi içine sindiremediği için partisinden istifa etmiş.
Elbette bir partinin temel ilkeleri vardır, kişiler de bu ilkelere uygunluk içerisinde olmalıdır.
Ama bu, parti yönetiminin aldığı bütün kararlara itirazsız katılmak anlamına gelmiyor.
Alman “Sosyaldemokrat Parti” içerisinde çeşitli kanatların bulunduğunu ve birtakım reformlar konusunda farklı görüşlerin ortaya çıktığını, uzlaşmazlık konularının çeşitli platformlarda tartışılarak çözümlenmeye çalışıldığını Gerhard Schröder''in “Siyasi hayatım” kitabında okumuştum.
2003 Haziran''ın da Schröder''in reform programını olağanüstü parti kurultayında kabul ettirmek için büyük bir çaba harcadığını hatırlatmalıyım.
Reform programının Federal Meclis''te oylanması sırasında son ana kadar kararsız kalan bazı sosyal-demokrat milletvekillerinin, SPD Fraksiyon Başkanı Franz Müntefering tarafından kararlılıkla ve bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle yürütülen ikna çalışmasıyla “evet” oyu kullanmaları sağlanabilmişti.
Bizde ise farklı görüş öne süren bir milletvekili kendi idam hükmünü vermiş sayılıyor.
Eşref Erdem gibi parti yönetiminin referandum kararını doğru bulmayan bir milletvekili büyük bir suç işlemiş gibi ihraç kararıyla disipline sevkedilmek yerine hoşgörüyle karşılanabilmeliydi.
Önder Sav “kafa kopartan adam” edasıyla parti içinde terör estiren bir “Robespiyer” görünümü veriyor.
Şimdi hangi milletvekili doğru bulmadığı parti kararları karşısında sesini yükseltebilir?
Bunun için adamın “Danton” olması ve kafasını giyotine uzatacak kadar cesur olması lazım.
Ülkemizde kitap okuma oranlarının düştüğü bir gerçek sevgili okurlar. Bu yüzden Sivas''ın Altınyayla İlçesi''nden Mücahit Gündoğdu isimli okurumdan gelen mesajı sizinle paylaşmak istiyorum:
“Biz ülkesi, milleti adına birşeyler yapmak isteyen bir grup genciz. Uzun zamandır kendi çapımızda neler yapabiliriz diye düşünüyoruz.. Okuma oranının düşük olması ülkemiz ve insanımız adına en büyük sıkıntılardan biri. Bu yüzden okuma oranlarını nasıl artırabiliriz diye düşündük ve ülkemizdeki kütüphane kıtlığı dikkatimizi çekti. Hemen hemen hiç bir köyümüzde kütüphane yok, bu durum çok vahim. Bunu nasıl değiştirebiliriz dedik ve önce kendi köyümüzden başlamanın en doğru adım olacağını düşündük. Şu anda Başyayla Köyü Kütüphanesi için kitap toplama faaliyeti yapıyoruz ama gerekli desteği görmediğimizi düşünüyoruz. Yardıma ihtiyacımız var.”
Zaman zaman sohbetlerinden istifade ettiğim Avukat Müşir Kaya Canpolat ağabeyimizin, kardeşleriyle birlikte Kadirli ve Andırın civarındaki Çığşar/Şeritbeleği Mezrası''nda babasının adına zengin bir kütüphane kurduğunu “Tirşik” dergisine verdiği röportajda okumuştum geçenlerde. Şeritbeleği''ndeki çocuklar o kütüphaneden yararlanıyorlar.
Taşra kökenli işadamlarımızın Müşir Abi''nin sergilediği güzel örnekliği kendi yörelerinde hayata geçireceklerini umuyorum. Bu vesileyle Mücahit kardeşimizin ilettiği kitap yardımı konusunda desteklerini bekliyorum. Yardım yapmak isteyenler, kitaplarını “Faruk Tokuş” adına, “Birlik Ticaret/Öçten Mah/Altınyayla/Sivas” adresine gönderebilirler. Telefonları bende mevcuttur.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.