Kurban olmak ve feda etmek...

00:0013/11/2010, Cumartesi
G: 4/09/2019, Çarşamba
Ahmet Evren - Cumartesi

Hz. İbrahim''e indirilen koçu bilirsiniz! Allah''tan bir oğlu olmasını dilemiş ve eğer olursa onu Allah için kurban edeceğini de dile getirmiş. Dileği gerçek olmuş ve o da sözünü tutmak için tam oğlunu kurban edecekken…Benim bildiğim ve okuduğuma göre bıçak ters dönüp kesmez olmuş! Bıçağa sinirlenen Hz. İbrahim''e şöyle bir ses duyurulmuş:“Sana kurban etmeni söyleyen, bana da kesme diyor” diye...Gökyüzünden indirilen koçu Hz. İbrahim yakalar yakalamaz, oğlu Hz. İsmail''in ayakları çözülüvermiş…Bu

Hz. İbrahim''e indirilen koçu bilirsiniz! Allah''tan bir oğlu olmasını dilemiş ve eğer olursa onu Allah için kurban edeceğini de dile getirmiş. Dileği gerçek olmuş ve o da sözünü tutmak için tam oğlunu kurban edecekken…

Benim bildiğim ve okuduğuma göre bıçak ters dönüp kesmez olmuş! Bıçağa sinirlenen Hz. İbrahim''e şöyle bir ses duyurulmuş:

“Sana kurban etmeni söyleyen, bana da kesme diyor” diye...

Gökyüzünden indirilen koçu Hz. İbrahim yakalar yakalamaz, oğlu Hz. İsmail''in ayakları çözülüvermiş…

Bu açık imtihanı geçmek Hz. İbrahim ve Hz. İsmail''e nasip olmuş…

İşte benim her kurban bayramında ve duyduğum her tekbirde boğazıma bir şeyler düğümlenir. Hani evin en büyük oğlu benim ya! Şükürle gurur arasında yaşarım o saniyeleri… Kuvvetlice eşlik ederken tekbire elim hep boğazıma gider, gözlerim dolar. Ama pek de bakamam oldum olası kana da, kurbana da! Hep aklıma gelir bu okuduklarım, bildiklerim ve sorarım kendi kendime;

“Acaba kurban etmek ve kurban vermek bir imtihan mıydı, yoksa bir vesile miydi?” diye…

İmtihan ise;

“O nasıl bir inanç ve sözünün eri olmaktır?” diye dalar giderim çoğunca…

Eğer kendimce düşündüğüm bir vesile ise bu;

“Ne güzel bir sebeptir o öyle!”

İnsanı canıyla, kanıyla yüz yüze ve kalbiyle baş başa bırakan…

Kurban olmakla feda etmeyi bir arada yaşatan!

O günden bu günlere…

Dünya değişti elbet ama sözler yine aynı değil mi? Merak ediyorum, acaba kaç sözün tutulmadığı görüldü? Ne dilekler duyuldu, ne niyetler söylendi ve gerçekleşince neler oldu? Nasıl ve neden, yan yattı, çamura battı?

Hepsi biliniyor elbette ama bizim bilmemiz imkansız tabii! Benimki de merak işte!

Herkes kendinden sorumlu elbet ama ben O''na ne kadar yakınım merak ediyorum işte…

Etrafıma bakıyorum, okuyorum, duyuyorum da;

Kimi “Ablan kurban olsun sana” diyor üst tontan… Millet alkışlıyor, kırmızı koltuklara oturtuyor!

Kimi “Kurban olayım, bir sadaka” diyor… Kimse yüzüne bakmıyor!

Bazen kurbanlık koyun kadar değer etmiyoruz işte…

Kendini feda etmek

Takdir-i ilahi, kurbanı koyundan seçmiş!

Feda kelimesi de insana yakışmış işte…

Hadi anladım… Kurban olayım, kurban olsun lafın gelişi! Peki ya gidişi?

İşte o lafların gidişi; feda etmek, feda olsun diyebilmek…

Sanırım önce, vatan için can feda…

Hem de yıllardır, binlerce!

Peki ya sonra, nelere verilir bu can acaba?

Bir canın değeri, ne ile ölçülebilir bu hayatta…

Siz ne için canınızı verirsiniz?

Senin için her şeyi yaparım derken; “Her şey” ne demek sizce?

Ölmek, onu onsuz bırakmaktan başka neye yarar ki..

Benim için her şey, onun ihtiyacı olan ne varsa demek!

Olan kadar para pul, araba, yat, kat ama..

Allah sağlık, sıhhat verdiği sürece de bir gönül dolusu sevgi aslında…

Eee… Madem o sevgiler bu kalpte, inşallah son nefeste nasip olurlar görmeye...

Hepimiz için öyle değil mi, sizce de?

Öyle ya, bir canımız var şu hayatta!

Bir koyundan farkımız olan aklımız ve kalbindeki inanç ve sevgiyle…

Neye ihtiyacınız varsa, hayat boyu yaşamanız ve yaşatmanız dileğiyle…

Nice mutlu bayramlar dilerim!

Evrensel; “El öpenlerin çok olsun!” demenin anlamını, en iyi söyleyen bilir…