Güney Kore’nin sürdürülebilir kalkınması (2)

04:0012/06/2020, Cuma
G: 12/06/2020, Cuma
Ahmet Ulusoy

1980 yılında Türkiye’den daha az bir refah seviyesine sahip Güney Kore’nin bir nesil içinde ekonomisini dünyanın en fakir ülkelerinden biri konumundan en zenginlerden birine dönüştürmeyi nasıl başardığını anlamaya çalışıyoruz. Kaldığımız yerden devam ediyoruz.Kore’nin bizden farklı olarak yaptığı birkaç önemli ekonomik politikayı burada vurgulamak isterim. En önemlisi Kore’de 60’lı yıllarda başlatılan planlı ekonominin devam ettiğini söylemeliyiz. Plan hedefleri kamu ve özel sektör tarafından önemsenmekte

1980 yılında Türkiye’den daha az bir refah seviyesine sahip Güney Kore’nin bir nesil içinde ekonomisini dünyanın en fakir ülkelerinden biri konumundan en zenginlerden birine dönüştürmeyi nasıl başardığını anlamaya çalışıyoruz. Kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Kore’nin bizden farklı olarak yaptığı birkaç önemli ekonomik politikayı burada vurgulamak isterim. En önemlisi Kore’de 60’lı yıllarda başlatılan planlı ekonominin devam ettiğini söylemeliyiz. Plan hedefleri kamu ve özel sektör tarafından önemsenmekte ve büyük ölçüde gerçekleşmektedir.

Bir başka önemli konu ise Cheabol denilen büyük ölçekli holdinglerin (özel sermayeli) devlet desteğiyle kurdurulması ve ölçek ekonomilerinden yararlanıp dünya ile rekabet edecek markalar çıkartılmasıdır (Samsung, LG ve Hyundai gibi çok uluslu şirketleri bu holdinglerin ürünüdür).

**

Güney Kore fakir, tarıma bağlı, yüzde 75’i kırsalda yaşayan bir toplumdan şehirli, sanayileşmiş, ileri teknoloji üreten topluma geçişte Türkiye gibi ithal ikameci bir anlayışla (ithal ettiği malların içeride üretilmesi) sanayileşme politikalarını başlatmıştır. Sonrasında ihracatı teşvik politikası ve üçüncü aşamada da ihracat ikamesine geçmiştir.

Türkiye’nin bir türlü yapamadığı ihracat ikamesi Kore’yi yüksek teknoloji üreten dünyanın sayılı ülkelerinden biri konumuna taşımıştır. İhracat ikamesi hammadde, tedarik ürünü, ara mal ağırlıklı bir ihracattan nihai ürün, yüksek teknolojili ürün içeren bir ihracata sıçrama durumudur.

Bugün Güney Kore dünyanın en fazla ihracat yapan 5. ülkesi konumundadır. 51 milyon nüfuslu bir ülkenin 600 milyar dolar civarında, 83 milyon nüfuslu Türkiye’nin 160 milyar dolar ihracat yaptığını karşılaştırırsak bir nesil boyunca yaşanılan gelişme farkını daha iyi anlarız.

**

Güney Kore kalkınmasının bir başka anahtar parametresi iş yapma kolaylığı ve yenilikçiliktir. Dünya Bankası’nın hazırladığı iş yapma kolaylığı endeksine göre Kore dünyanın 5. ülkesidir.

Yine Bloomberg tarafından hesaplanan en yenilikçi (inovasyon) ülkeler sıralamasında (patent, araştırma personeli, eğitim, teknoloji şirketi yoğunluğu, verimlilik, katma değer üretimi, ar-ge harcamaları gibi göstergeler alınarak endeks hesaplanıyor) 2019 yılında 6. kez 1. ülke, küresel lider seçilmiştir. Sadece bu gösterge bile ne derece yenilikçi bir ülke olduğunu ve bunu bir yaşam tarzı haline getirdiğini göstermektedir.

Yenilikçilik, yüksek teknolojili ürünler bu ülkenin hem yüksek ihracatının hem de ekonomik gelişme ve refahının en önemli ayağını oluşturur. Bunu sağlayan başlıca faktör ise nitelikli beşeri sermaye stokudur. Bu ise doğrudan nitelikli eğitim sisteminin sonucudur.

**

Güney Kore’nin gelişmesinde, yenilikçi ürün üretilmesine destek veren bir başka önemli faktör de Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) harcamalarıdır. Ar-Ge/GSYH harcamaları bakımından OECD ülkeleri arasında en yüksek orana sahip ülke yine Güney Kore’dir. Güney Kore’nin Ar-Ge/GSYH oranı yüzde 4,3 düzeyinde iken, Türkiye’nin yüzde 0,81 ile alt sıralarda yer aldığını söyleyelim. Benzer fark Ar-Ge yapan personel sayısı için de geçerlidir.

Türkiye’de Ar-Ge harcamalarının hem mutlak, hem de oran olarak düşüklüğü yanında, Ar-Ge harcaması neticesinde yeni ürün üretme, patent alma noktasında da (verimlilik-etkinlik) G. Kore’nin çok daha ileri bir konumda olduğu görülmektedir.

**

G. Kore kalkınmasıyla ilgili yazdıklarımızdan hareketle Türkiye’nin yapması gerekenleri noktasında bazı ipuçları verip konuyu bitirelim.

1- Devletin eli, kontrolü, piyasadaki sapmaları düzeltici işlevi; yenilik yapan, teknoloji geliştiren, Ar-Ge yapan, üniversite ile işbirliği kuran firmaları destekleyici ve yönlendirici konumu hissedilir şekilde devam etmeli. Devlet adil bir piyasa ekonomisi işleyişi için gerekli modern kuralları koyup onların kusursuz uygulanmasını temin etmeli.

2- Kamu ekonomisi ve serbest piyasa mutlaka gerçekçi kalkınma planları çerçevesinde yürümeli. Burada, DPT tecrübesi kenara atılmadan, yeniden daha dinamik ve piyasayla uyumlu bir yapıda devam ettirilme zorunluluğunu görmeliyiz.

3- İhracat ikamesi yapacak yeni bir anlayışı devreye sokmamız gerekiyor. Hammadde, aramalı ya da düşük teknolojili ürünler ihracatından katma değeri yüksek, ileri teknolojili nihai ürünlerle ihracatı ikame etmeliyiz.

4- İş yapma kolaylığı ve yatırım iklimini daha ileri düzeye taşımalı, iş yapmanın önündeki bürokrasi duvarını kaldırmalıyız (33. sıra bize yakışmıyor).

5- Eğitim sistemini ilkokuldan üniversiteye kadar yeniden revize edip daha nitelikli bir nesil yetiştirecek (beşeri sermaye stokunu artıracak) köklü reformlar yapmalıyız.

6- İş kurma kolaylığı- eğitim-Ar-Ge ve üniversite-sanayi işbirliğinin yeni ürün üretme, ileri teknolojiyi yakalama için gerekli zincirin parçaları olduğunu, parçalardan birinin eksik olması durumunda orta gelir tuzağına yakalanmış bir ülke konumunun devam edeceğini unutmayalım.

7- Orta gelir tuzağından kurtulmanın yolunun yüksek teknoloji ürünleri üretmekten geçtiğini, buna katkı sağlayacak en önemli unsurun Üniversite-Sanayi işbirliği olduğunu söyledik. Burada sanayicilerin bilimin eşliğinde Ar-Ge yapmanın kendilerine ve ülkeye sağlayacağı katma değeri görebilme vizyonu yanında, üniversite rektör-yönetimlerinin bu işbirliğinin öğretim üyelerine, öğrencilere ve ülkeye ne derece önemli katkı sağlayacağını anlayabilecek vizyona sahip olması gerektiğini yineleyerek bitirelim.

#Güney Kore
#Türkiye
#Ar-Ge
#Kalkınma
#Üniversite