Yedek subaylardan yapılan OYAK kesintilerinin akibetine ne oluyor?

00:003/09/2011, Cumartesi
G: 4/09/2019, Çarşamba
Ahmet Ünlü

205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu ile kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumu''nun başlıca gelirleri üyelerinden yapmış olduğu kesintilerdir. Bu çerçevede kurumun iki tür üyesi bulunmaktadır. Bunlar; 1- Daimi üyeler 2- Geçici üyeler. Muvazzaflık hizmetini yapmakta olan yedek subaylar kurumun geçici üyeleridir. Daimi üyelerden bazılarına isteğe bağlı üyelik mümkünken geçici üyelere getirilen zorunluluğu anlamak mümkün değildir.Yani daimi üyeliğin, uzman erbaşlar ile Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma

205 sayılı Ordu Yardımlaşma Kurumu Kanunu ile kurulan Ordu Yardımlaşma Kurumu''nun başlıca gelirleri üyelerinden yapmış olduğu kesintilerdir. Bu çerçevede kurumun iki tür üyesi bulunmaktadır. Bunlar; 1- Daimi üyeler 2- Geçici üyeler. Muvazzaflık hizmetini yapmakta olan yedek subaylar kurumun geçici üyeleridir. Daimi üyelerden bazılarına isteğe bağlı üyelik mümkünken geçici üyelere getirilen zorunluluğu anlamak mümkün değildir.

Yani daimi üyeliğin, uzman erbaşlar ile Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Kumandanlığı teşkilatında, Ordu Yardımlaşma Kurumu ve bu kurumun sermayesinin % 50''sinden fazlasına sahip olacağı veya iştirak edeceği şirketlerde çalışan bilumum maaşlı ve ücretli memur ve müstahdemler için isteğe bağlı olmasına rağmen geçici üye olan yedek subaylar için üyelik zorunludur. Doğrusu yedek subaylık süresi sona erdiği zaman üyeliğin bitmesine rağmen yedek subaylar için üyeliğin zorunlu olmasını anlamak doğrusu mümkün değildir. Acaba amaç OYAK için geri dönüşü olmayan bir gelir kaynağı oluşturmak olabilir mi?

Yedek subaylardan ne kadar kesinti yapılmaktadır?

205 sayılı Kanun''un 18''inci maddesine göre; Aylık (ek gösterge dâhil), taban aylığı ve kıdem aylığı toplam tutarına, 657 sayılı Kanun''a tâbi en yüksek devlet memuru aylığı (ek gösterge dâhil) brüt tutarının % 40''ının toplamının % 5 i tutarında yedek subaylardan OYAK kesintisi yapılmaktadır.

Bu kesintilerin karşılığında ise yedek subaylara veya ölümleri halinde mirasçılarına yapılacak yardımlar şunlardır: Yedek subaylara: (Aidat kesildiği müddetçe) 1-Maluliyet yardımı, 2- Ölüm yardımı yapılmaktadır.

Yedek subayın kuruma aidat ödediği müddet içinde ölmesi halinde, almakta olduğu son aylık tutarının 12 misli ölüm yardımı olarak ödenmektedir.

Yedek subayların ölümü veya maluliyet hali gerçekleşmezse geçici üyeliğin sona ermesi halinde hiçbir aidat iadesi yapılmamaktadır ve yapılan kesintiler kuruma kalmaktadır. Yani yedek subayların hiçbir hak talebinde bulunmaları mümkün değildir. Bu durumun adil olduğunu hiçbir kişi iddia edemez. En azından geçici üyelerin aidatlarının geri iade edilmesi gerekirdi. Yedek subaylar hem zorunlu üyeliğe tâbi tutulmaktadırlar hem de üyeliğin sona ermesinden sonra hiçbir ödemede bulunulmamaktadır. O zaman akla bu durumun güzel bir finansman kaynağı olduğu gerçeği gelmektedir. Aksi takdirde uzman erbaşlar gibi üyelik isteğe bağlı olurdu.

Milli Savunma Bakanlığı''nın bu duruma el atması gerektiğini düşünüyoruz. Ya üyelik isteğe bağlı hale getirilmeli ya da yedek subaylık süresince kullanılan aidatlar iade edilmelidir. Binlerce yedek subayın ödemiş olduğu aidatlarla ilgili haksızlık bir an önce sona erdirilmelidir. Ya da itiraz yoluyla ilgililerce Anayasa Mahkemesi''nde dava açılması halinde de soruna çözüm getirilebileceğini de buradan ifade etmek istiyorum.

Vergi müfettişi başka bir kuruma müfettiş olarak atanabilir mi?

Nişanlım Maliye Bakanlığı''nda 2007 yılında Stajyer Gelirler Kontrolörü olarak atandı. Zorlu bir süreç ve yeterlilik sınavı sonucunda gelirler kontrolörü unvanını aldı. Şuan vergi müfettişi oldu. Nişanlım başka kurumların teftiş kurulu başkanlığına, BDDK''ya SPK''ya ve benzeri kurumlara kurumlar arsı geçiş yoluyla başvurabiliyor mu?

Vergi müfettişinin veya herhangi bir kurumdaki bir müfettişin nakil yoluyla başka kurumların müfettişliklerine nakli mümkün değildir. Ancak, zamanla kurumların teşkilat kanunlarına geçici maddeler eklenerek belirli şarlara haiz olanların müfettiş olarak nakli yapılmıştır. Sağlık Bakanlığı örneğinde olduğu gibi. Bunun dışında başka bir yol bulunmamaktadır.

Vergi müfettişlerinin sorunu nasıl çözülür? Ya da samimi bir vergi müfettişine samimi bir cevap

Size eski Vergi Denetmeni, eski Maliye Müfettişi, eski Hesap Uzmanı ve eski Gelirler Kontrolörü nasıl mesleğe alınır, nasıl yetişir, nasıl hangi şartlarda görev yapar, memlekete yıllık katkıları ne kadardır gibi bilgiler vermeye gerek yok. Bunlar Bakanlık verilerinden elde edilebilir, Ancak (ben şahsen bu hususta eski denetmenlerin haklı olduğunu biliyorum ) aynı işi yapan aynı kariyere sahip aynı Bakanlığa doğrudan bağlı olan vergi müfettişlerinin aynı göstergede olmalarının ne sakıncası olduğunu sizden samimiyetle öğrenmek isterim?

Vergi müfettişlerinden 3600 ek göstergeden faydalanamayanların mağduriyetleri yapılacak küçük bir yasal değişiklikle sona erdirilebilir. Bu değişikliğin 657 sayılı Kanun''dan ziyade 5345 sayılı Kanun''da yapılası daha doğru olacaktır. Daha önce 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı''nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun''un geçici 3''üncü maddesi hükmüne göre ilave bir dereceden yararlanılması sağlanmıştı. Aynı düzeltme ek gösterge için de yapılabilir. 646 sayılı KHK ile Vergi Denetim Kurulu''nda Maliye Müfettişleri, Hesap Uzmanları, Gelirler Kontrolörleri ve Vergi Denetmenleri Vergi Müfettişi olarak tek çatı altında toplanmışsa ve bir hayali dahi tedirgin olmaya yetecek bir işlem gerçekleştirilmişse ek gösterge gibi basit bir işlem niçin çözülemesin? En azından adalet için bu yapılmalıdır. Yani makam tazminatı verilen bir Vergi Müfettişine 3600 ek gösterge de verilmelidir. Önemli olan doğru yöntemle sonuca ulaşmaya çalışmaktır.