Erdoğan karşıtı ittifak/iç dinamikler

00:0027/11/2013, Çarşamba
G: 9/09/2019, Pazartesi
Ali Nur Kutlu

Yurt dışında oluşan "çıkar politik" Erdoğan karşıtı ittifaka iç dinamikler de aynı sebeplerle dahil oldu.Erdoğan"ın uzun vadeli olarak kendi ekonomik ve siyasi çıkarlarına, elde ettikleri imtiyazlı ranta zarar verecek bir seyir izlediğine inandılar. Bunun önüne geçmek için de bir ittifak grubu oluştu ve Erdoğan"a karşı mücadele veriyor.-/-Gezi olaylarını değerlendiren yüzlerce makale, köşe yazısı ve televizyon programı oldu. Nedenleri, sonuçları, etkileri üzerine söylenmedik söz kalmadı sanırım.Kişisel

Yurt dışında oluşan "çıkar politik" Erdoğan karşıtı ittifaka iç dinamikler de aynı sebeplerle dahil oldu.

Erdoğan"ın uzun vadeli olarak kendi ekonomik ve siyasi çıkarlarına, elde ettikleri imtiyazlı ranta zarar verecek bir seyir izlediğine inandılar. Bunun önüne geçmek için de bir ittifak grubu oluştu ve Erdoğan"a karşı mücadele veriyor.

-/-

Gezi olaylarını değerlendiren yüzlerce makale, köşe yazısı ve televizyon programı oldu. Nedenleri, sonuçları, etkileri üzerine söylenmedik söz kalmadı sanırım.

Kişisel olarak benim merak ettiğim şey şuydu: Nasıl ve neden başlarsa başlasın, olay bir süre sonra Erdoğan karşıtı bir ittifaka dönüştü. Medya, büyük sermayedarlar, muhalefet, hükümet karşıtları, bazı marjinal Alevi grupları, radikal sol gruplar ve daha bir çok marjinal kesim Erdoğan karşıtı ittifakın içinde yer aldı ve gerçekten hükümeti devireceklerine inandılar. Onları buna inandıran şey neydi? Sermaye ve bazı medya gruplarına, Başbakan Erdoğan"dan daha güçlü bir merkez bir garanti vermeliydi ki bu ittifak oluşsun ve hükümeti devirmek için var güçleriyle uğraşsınlar. Kimdi bu garantiyi verenler?

Bu soru Aydın Doğan"ın en yakın adamlarından birine soruldu. O da doğal olarak hemen Aydın Doğan"a ulaştı. Doğan, Başbakan karşıtı bir grupta asla yer almadığını söyledi ve bunu anlatmak için Başbakan"a yakın isimlerle görüşmek istedi. Lakin bu isteğini ilettiği tarihlerde "Gezi ayaklanması" hükümeti deviremeyeceğini anlamış, Tweet hesaplarından meydan okuyan devrimci sloganlar silinmeye başlanmıştı. Yani randevu talebi için geç kalınmıştı. Başbakan hiçbir zaman bu görüşme talebine sıcak bakmadı ve yapılanlar not edildi. Başbakan"a yakın kişiler köşe yazarı yapılarak ara yumuşatılmaya çalışılsa da değişen bir şey olmadı. Doğan grubu gibi güçlü sermaye çevreleri de kendilerine verilen "Erdoğan düşecek" garantisinin boş olduğunu anladığında iş işten geçmişti.

Peki Türkiye"de iç dinamikleri harekete geçiren ve Erdoğan"ın devrileceği garantisini verenler kimlerdi? Bir önceki yazımda bahsettiğim "çıkar politik" Erdoğan karşıtı ittifak ile iç dinamiklerin bir ilişkisi olabilir mi? Elbette olabilir ama bu tahmin ettiğimiz organik ve örgütsel bir ittifak olmayabilir. Aslında burada Ortadoğu"da oluşan Erdoğan karşıtı ittifakın algoritması ile iç dinamiklerin oluşturduğu ittifakın algoritması aynı: "Çıkar politik".

Türkiye"de uluslar arası siyaset ve ekonomi çevreleriyle irtibatlı, kurulan büyük oyunlarda yer alabilen bir kaç tane sermaye grubu var. Bu grupların uluslar arası oyun kurucularla çıkarlarının çakışmasına neden olan şey Erdoğan karşıtlığıdır. Burada hepimizin aklına gelen soru Başbakan"ın da aklına geldi ve öfkeyle etrafındakilere sordu tahminimce. Ak Parti iktidarında daha da zenginleşen, güçlenen, çok para kazanan bu grup ya da gruplar ne oldu da bu ittifakta yer aldı? Bu "ihanetin" çok güçlü bir sebebi olması lazım. Nedir bu?

Bunun cevabının yine de ekonomik ve psikolojik olduğunu söylemeliyim. Evet bu gruplar büyüdü ama başkaları da büyüdü. Anadolu sermayesi denen şey güçlendi, hırslandı, gelişti. Bu sermayenin kaynağı, beslendiği kültürü, hayalleri çok farklı. On yıllık Ak Parti iktidarının önünü açtığı bu yeni "burjuva" kitlesinin bir on yıl sonra ne olacağını tahmin etmek güç değil. Aslında kişisel olarak Ak Parti iktidarının Türkiye"de ekonomi dengelerini etkileyecek güçte yeni sermaye grupları oluşturduğu kanaatinde değilim. Koç, Sabancı, Şahenk, Demirören grupları kadar güçlü ve etkili aileler oluşturulamadı. Bunu Türkiye içinde ekonomi politik bir denge olarak oluşturmaları gerekirdi ki kriz anlarında birbirini dengeleyebilsin. Sanırım bu yöndeki niyetin varlığı bile mevcut oyuncuları endişelendirmiş olmalı ki Erdoğan karşıtı ittifaka katıldılar. Bu gruplarının bazıları Erdoğan"ın uzun vadeli olarak kendi ekonomik çıkarlarına ve elde ettikleri imtiyazlı ranta zarar verecek bir seyir izlediğine inandılar. Bunun önüne geçmek için de bu ittifaka katılıp şanslarını denediler.

Ekonomik çıkarın haricinde bir de psikolojik bazı sebeplerin bu ittifaka katılımı teşvik ettiğini düşünüyorum. Yenemedikleri bir adam, bükemedikleri bir bilek, kontrol edemedikleri bir kişilik ve gittikçe Müslüman kimliğini hissettiren bir lider. Yani İmam Hatipli, Kasımpaşalı, dindar ve nihayetinde bir kaptanın oğlunun önünde eğilmek bu insanlar için kabul edilebilir bir psikoloji değildir. 90 yıldır süren hakimiyet, iktidar ve "sahiplik" duygusuyla büyütülmüş bir kişinin psikolojisini anlamak gerek. Sanatçısından, bankacısına, ressamından reklamcısına kadar çoğunda benzer psikoloji hakimdir. Hele bu adam şimdi bir de Cumhurbaşkanı olacak, daha da güçlenecek. Onlar için katlanılabilir bir duygu değil bu.

Kısacası yurt dışında oluşan "çıkar politik" Erdoğan karşıtı ittifaka iç dinamikler de aynı sebeplerle dahil oldu. Aralarında nasıl bir irtibat var, nasıl organik ilişki var bu biraz Cem Küçük"ün yazı alanına girer, benim değil.

Son olarak dershane tartışmasıyla artık gün yüzüne çıkan Cemaat/hükümet tartışması bu kapsamda değerlendirmeye alınabilir mi? İnsanın aklına bu soru doğal olarak geliyor. İzliyoruz ve yazılanlardan çok şey öğreniyoruz.

Twitter.com/alinurkutlu