Türkiye’nin deprem bölgesi olması nedeniyle tarihte çok sayıda yıkıcı depremlerin meydana geldiğini ve halen bu depremlerin devam ettiğini birebir yaşıyoruz.
6 Şubat Pazartesi günü Türkiye’de 10 ilimizi ve bu bölgede yaşayan yaklaşık 14 milyon insanımızı etkileyen Kahramanmaraş-Pazarcık ve Elbistan merkezli bu deprem son yılların en yıkıcı depremi oldu.
TARİHTEKİ EN BÜYÜK DEPREMLER
Şu bir gerçek ki Türkiye deprem ülkesi olması nedeniyle belli aralıklarla depremleri yaşıyoruz. Son yıllarda meydana gelen depremlere baktığımızda benim de hatırlayabildiğim birçok deprem meydana geldi.
Son 40-50 yıllık dönemde birçok deprem yaşandı. İlk olarak hatırladığım ve bizzat yaşadığım
1983 Erzurum-Narman depremi, 1992 Erzincan depremi, 1999 Gölcük ve Düzce depremi, 2003 Bingöl depremi, 2011 Van depremi, 2020 Elazığ ve İzmir depremi
ve yeni meydana gelen Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler yakın tarihte gerçekleşen yıkıcı depremler oldu.
Daha önceki yıllarda meydana gelen depremlere de bakıldığında yıkıcı bir çok depremin meydana geldiğini görüyoruz. Buna göre,
1939’da Erzincan, 1942’de Erbaa-Niksar, 1943’te Ladik, 1949’da Bingöl-Karlıova, 1966 Muş-Varto ve 1976 Van-Çaldıran depremleri öne çıkan yıkıcı depremler olmuş.
Depremlerin meydana geldiği sıklıklara bakıldığında, depremlerin sürekli olarak kendisini hatırlattığını ve belli sıklıklarla hep gündemimizde olduğunu ve bizim de deprem gerçeğini sürekli olarak hatırlamamız ve depreme hazırlıklı olmamız gerektiğini bize açıkça ifade etmektedir.
1999 yılında yaşanılan Gölcük depremi ile beraber, depremin sebep olduğu ekonomik ve sosyal maliyetler nedeniyle,
Türkiye’de depreme bakışta ve depreme hazırlıkta yeni bir dönem de başlamış oldu.
Bu amaçla, hem olası yeni bir depreme hazırlıklı olmak amacıyla
yapılar yenilendi ve yenileniyor, kentsel dönüşümler hayata geçiriliyor, kurumlarda yenilenme gerçekleşti ve ihtiyaç duyulan yeni kurum ve kuruluşlar oluşturuldu.
Diğer yandan,
depremde arama kurtarma faaliyetleri için insan kaynağının oluşturulması, deprem sonrası müdahalelerde ve yardımlarda koordinasyon
konularında ciddi hazırlıklar yapıldı.
Meydana gelen ve gelecek olası depremler için bu hazırlıkların sürekli ve etkin olmasının artık bir zorunluluk haline geldiği açıktır.
HER ZAMAN DAYANIŞMA VE YARDIMLAŞMA
Deprem olduğu andan itibaren yurtiçinde olsun, yurtdışında olsun deprem bölgesine yardım ulaştırma konusunda depremden etkilenen illerde yaşayan insanlarımız ile gerçekten tarif edilemez bir y
ardımlaşma ve dayanışma oldu.
Dünyanın her tarafından
nakdi ve ayni yardımların ulaştırılması konusunda eşi görülmemiş bir hassasiyetin oluştuğunu söyleyebiliriz.
Diğer yandan, dünyanın birçok ülkesinden gelen arama kurtarma ekiplerinin çabalarının da önemli olduğunu söylemekte fayda var.
Bu vesileyle hayatını kaybeden tüm kardeşlerime Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.