Dezenflasyon süreci ve fedakarlığın paylaşılması

04:0019/02/2026, Perşembe
G: 19/02/2026, Perşembe
Erdal Tanas Karagöl

Dezenflasyon süreciyle birlikte ekonomik göstergelerde başta da Merkez Bankası rezervlerindeki artış, ülke risk primindeki (CDS) gerileme, cari açığın GSYH içindeki payının azalması, ekonomik büyümenin sürdürülebirliğinin sağlanması ve yüksek seviyelere rağmen enflasyondaki düşüş trendi öne çıkan temel kazanımlar oldu. Ancak dezenflasyon süreci sonucunda sağlanacak olan fiyat istikrarının ekonomik ve sosyal maliyeti de var. Bu maliyet hem reel sektör hem de hanehalkının katlandığı önemli bir fedakârlıktır.

Dezenflasyon süreciyle birlikte ekonomik göstergelerde başta da Merkez Bankası rezervlerindeki artış, ülke risk primindeki (CDS) gerileme, cari açığın GSYH içindeki payının azalması, ekonomik büyümenin sürdürülebirliğinin sağlanması ve yüksek seviyelere rağmen enflasyondaki düşüş trendi öne çıkan temel kazanımlar oldu.

Ancak dezenflasyon süreci sonucunda sağlanacak olan fiyat istikrarının ekonomik ve sosyal maliyeti de var.

Bu maliyet hem reel sektör hem de hanehalkının katlandığı önemli bir fedakârlıktır.

Özellikle yüksek faizlerin neden olduğu zorluklar başta da finansman koşullarındaki zorluklar, üretim için sıkıntıları beraberinde getiriyor.

Diğer yandan, hanehalkı ve özellikle orta sınıf açısından bakıldığında, gelir ile harcama dengesinde yaşanan zorluklar, gelir dağılımında bozulmalar ve dolayısıyla tasarruf imkânlarının azalması öne çıkan diğer önemli hususlardır.


DEZENFLASYON SÜRECİNİN BAŞARISI

Dezenflasyon sürecinin başarılı olması, bu sürecin hanehalkı ve reel sektör üzerindeki yükünü yani ekonomik ve sosyal maliyetini adil paylaşılması ile birebir ilişkilidir.

Bu nedenle, dezenflasyon sürecin kalıcı bir kazanıma dönüşebilmesi için, orta sınıfın üretim gücünü ve gelir kapasitesini destekleyecek politikaların hayat geçirilmesi olmazsa olmalardandır.

Orta sınıfın üretim gücünü ve gelir kapasitesini destekleyecek politikaların gecikmesi, makro ekonomik göstergelerde iyileşme ile gerçekleşen ekonomik refahın topluma yansımasını da engelleyecektir.

Bu da programın maliyetini artıracağı gibi programa olan güveni zedeler.

ORTA GELİRLİ ÜLKELER GRUBUNDAN YÜKSEK GELİRLİ ÜLKELER GRUBUNA ÇIKMAK

Dünya Bankası’nın her yıl 1 Temmuz’da güncellediği kişi başı gelir eşiklerine göre ülkeler gelirlerine göre sınıflandırılıyor.

Dünya Bankası tarafından 1 Temmuz tarihinde açıklanacak yeni kişi başı gelir eşikleri ile Türkiye büyük olasılıkla uzun süredir bulunduğu orta gelir grubunun üst diliminden artık yüksek gelirli ülkeler grubuna yükseleceği beklenmektedir.

Yani Türkiye artık yüksek gelirli ülkeler grubunda yer alacak.

Türkiye’nin kişi başı gelir grubunda gerçekleştireceği bu değişim her ne kadar ortalama kişi başı geliri veriyorsa da, orta sınıfın büyütülmesi, gelir eşitsizliklerinin azaltılması ve dolayısıyla ekonomik büyümenin kapsayıcı olması için de uygun bir zemin sağlamaktadır.

#Ekonomi
#Enflasyon
#Erdal Tanas Karagöl