
Sadece dünyanın en büyük ekonomilerinin değil, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin de söz sahibi olmaları G20 Zirve’sini daha da önemli kılmakta.
Ülke devlet başkanları düzeyinde toplanan zirvede, önemli başlıklar sonuç bildirgesinde yer aldı. 31 maddeden oluşan bu bildirgede özellikle kurallara bağlı bir uluslararası ekonomik düzene vurgu yapıldı.
Öne çıkan başlıklarda uluslararası düzene atıf yapılarak, Dünya Ticaret Örgütü’nün işlevsel hale gelmesi, iklim değişikliği ile mücadele, sağlık alanında sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir gıda geleceği ve teknolojinin getirdiği yeni düzene çalışma hayatının nasıl adapte edileceği tartışıldı.
1995 yılında Cenevre şehrinde kurularak faaliyetine devam eden Dünya Ticaret Örgütü, günümüzde işlevini yitirmeye başlamıştır.
Şöyle ki, kuruluşunda ticari anlaşmazlıklara çözüm getirmek, ulusal ticaret politikalarını yaygınlaştırmak ve uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak gibi amaçlarla kurulan bu örgüt, geçtiğimiz aylarda ABD tarafından başlatılan “ticaret savaşları” konusunda yetersiz ve işlevsiz kaldığı görüldü.
G20 sonuç bildirgesinde Dünya Ticaret Örgütü’nün reforma tabi tutulması öne çıkan önemli vurgu olsa da, Amerika Birleşik Devletleri’nin sebep olduğu “ticaret savaşları” na pek değinilmedi.
Oysa ki, ABD’nin başlatmış olduğu ticaret savaşları, dünyanın en büyük ekonomilerinden olan başta Çin, Avrupa Birliği ülkeleri ve dolayısıyla dünya ekonomisini olumsuz etkileyeceği açık. Hatta dünya ticaret hacmini olumsuz etkileyeceği beklentisiyle 2019 dünya ekonomisi ekonomik büyüme beklentilerini de olumsuz etkileyeceği beklenmektedir.
Dolayısıyla, dünya ticaretinin artık kuralları olmayan ve öngörülebilir bir yapıdan uzaklaşarak kaotik bir şekle dönüştüğü bir ortamda, Dünya Ticaret Örgütü’nün yapısında reformun yapılması zaruri.
Bu reform eski alışkanlıklar nedeniyle yalnız gelişmiş ülkeleri koruyan değil, dünya ekonomik güç dengesinin değiştiği gelişmekte olan ülkelerin beklentilerini de karşılayacak bir şekilde gerçekleşmelidir.
Beklentimiz bu reform talebinin tüm uluslararası kurum ve kuruluşlarda hayatta geçmesi.
G20 başlıklarından biri de Paris İklim Anlaşması idi. ABD’nin itirazlarına rağmen bu anlaşma “geri döndürülemez” olduğuna vurgu yapılarak iklim değişikliği ile mücadele ve anlaşmanın bütünüyle uygulanmasının üzerinde titizlikle duruldu.
Diğer bir önemli başlık ise mülteci sorunu oldu. Mülteciler için geliştirilecek yeni yol haritası için Türkiye’nin Suriyeli mülteciler konusunda attığı adımlar örnek alınmalı. Dünyada var olan güvenlik ve korku eksenli yaklaşım yerine, insani değerleri merkeze alan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini Türkiye sürekli her ortamda dile getirmekte.
Türkiye, Suriye’den gelen büyük göç dalgası ile mücadele ederken tek başına bırakılmasına rağmen Suriyeli mülteciler için insani yaşama şartlarından vazgeçmeden yani mültecileri kamplara hapsetmeyerek, çadır kentler ve konteynır kentler kurarak önemli bir fedakarlıkta bulundu. Yani, yaptığı yardımlarla önemli miktarda bir maliyet üstlendi.
Halen bu cömert yardımları yapmaya devam etmekte.
Bunun aslında G20 ülkeleri için de tüm dünya ülkeleri için de önemli bir yol haritası olduğu açık.
Tüm bunlar ışığında, hak ve adaletin gözetilerek, kuralların etkin ve eşit bir biçimde uygulandığı ve tüm kurum ve kuruluşlarda adil bir temsiliyetin olduğu bir dünya sisteminin hayata geçirilebilmesi umuduyla…
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.