Yazarlar Gözler Merkez Bankasında

Gözler Merkez Bankası’nda

Erdal Tanas Karagöl
Erdal Tanas Karagöl Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında alınan 100 baz puanlık faiz indirimi kararından sonra politika faiz oranı yüzde 19’dan yüzde 18’e düşmüştü. Bugün ise Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun yeni bir toplantısı var.

Bugün gerçekleşecek PPK toplantısında çıkacak faiz kararı merakla bekleniyor.

Piyasa beklentilerine göre, bugünkü toplantıda da faiz indiriminin olacağı düşünülmekte ancak faiz indiriminin miktarı konusunda farklı tahminler bulunmakta. Merkez Bankası’nın 50-100 baz puan aralığında bir faiz indirimi kararı alacağı öngörülmekte.

Diğer yandan, Merkez Bankası tarafından Eylül ayında alınan faiz indirimi kararının sadece Ekim ayı için değil, 2021 yılının kalan diğer ayları olan Kasım ve Aralık’ta da devam edeceği konusunda bir beklenti var.

Bununla beraber, Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini gerçekleştirmesinin önemli gerekçeleri olduğu gibi bu indirimlerin önünde duran bazı engeller de bulunmakta. Faiz indiriminin gerekçeleri arasından öne çıkan en önemli husus salgın sonrasında başlayan normalleşme döneminde ekonomilerin hızlı bir şekilde toparlanmasıdır. Ayrıca, olası faiz indirimleri ekonomik büyüme hedefinin gerçekleşmesi ve özellikle istihdamın arttırılması için kritik derecede önemli.

Diğer yandan, dünya ekonomilerini etkileyen enflasyon dalgası, enerji fiyatlarındaki değişimler, kur hareketliliği, enflasyon-kur geçişkenliği ve artan ülke risk primi Merkez Bankası’nın faiz indirimi kararlarını olumsuz etkileyebilecek önemli göstergelerdir.

Bu nedenle, bugün yapılacak Merkez Bankası PPK toplantısında çıkacak karar, faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceğini de belirleyecektir.

AB ÜLKELERİ MALİ KURALLARI KARŞILAMAKTA ZORLANIYOR

AB ülkeleri için borç ve bütçe açığı oranları konusunda eşik değer olarak kabul edilen göstergeler bulunmakta.

AB tarafından kabul edilen Maastricht kriterlerine göre bütçe açığının GSYH içindeki payının yüzde 3’ü, kamu borcunun GSYH içindeki payının da yüzde 60’ı geçmemesi gerekiyor.

Hem 2008 yılında yaşadığımız küresel ekonomik kriz hem de 2019 yılı son çeyreğinden beri dünya ekonomilerini derinden etkileyen Kovid-19 salgını ile serbest bırakılan kamu harcamaları neredeyse tüm makro ekonomik göstergeleri olumsuz etkilediği gibi kamu borçlarını ve bütçe açıklarını da olumsuz etkiledi.

Mevcut durumda kamu borcunun GSYH’ye oranı yüzde 92,9 seviyesine yükselmişken, bu oran Avro Bölgesi’nde ise yüzde 100’ü geçmiş durumda. Ülke bazlı bakıldığında, birçok AB ülkesinde yüksek kamu borcu/GSYH oranına ulaşıldığı görülmekte.

Örneğin, kamu borcunun GSYH içindeki pay çok artan ülkelerden Yunanistan’da bu oran yüzde 209,3, İtalya’da yüzde 160, Portekiz’de ise yüzde 137,2 seviyelerine ulaşmış durumda.

AB ülkelerinin yarısından fazlasının mali kriterleri karşılamakta zorlandıklarını görüyoruz.

Kamu borcu için ortaya çıkan olumsuz tablo bütçe açığı için de geçerli durumda. Hatta bütçe açığının GSYH içindeki payı eşik değer olan yüzde 3’ün altında olan ülke sayısı oldukça sınırlı sayıda. AB ülkelerinden İtalya’da bütçe açığının GSYH içindeki payı yüzde 9,5 iken bu oran Yunanistan’da yüzde 9,7, Belçika’da ise 9,4 seviyelerinde.

Dolaysıyla, AB ülkelerinin kendileri için belirledikleri mali kriterleri karşılamakta çok zorlandıkları görülüyor. Yeni dönemde bu kuralların AB tarafından esnetilip esnetilmeyeceği, bu göstergeler için yeni eşik değerler getirilip getirilmeyeceği ya da bu sorunlar için nasıl bir yol haritası belirleneceği konuları AB ekonomileri için kritik öneme sahip olacaktır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.