Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Hayırlı geceler kolektif anlamı besler ve sosyal muhabbeti yeniler

Hayırlı geceler kolektif anlamı besler ve sosyal muhabbeti yeniler

Ergün Yıldırım
Ergün Yıldırım Gazete Yazarı

Kandil gecelerini “uyduruk din” diye tanımlayanlar, dinin farklı veçhelerini, tezahürlerini ve pratik var oluşlarını görmüyorlar. Dini salt akideye indirgiyorlar. Orada yer almayan her şey din dışı kabul ediliyor. Hatta “uyduruk din” deniyor. Bu yaklaşım dine en dar bakan zihniyetlerden biri. Aslınsa selefi-vehhabi tutuma da yakın. Bu dar zihniyet, dinin tarih ve toplum hayatındaki açılımlarını, neşvelerini ve insani var oluşlarla çiçeklenmelerini görmüyor. Elbette din, akide olarak en temel biçimiyle var olur. Burada sapma olmaz. Tevhit inancı budur. Ama dinin ameli dediğimiz gündelik hayattaki açılımı ise çok farklı zenginliklerle ve meşreplerle ortaya çıkar.

Din kültürü diye de tanımlayabileceğimiz bir boyut var. Yani dinin asıl kaynak ve ilkelerinden ilham alarak gelişen anlamlar dünyası. Özellikle Müslüman edipler, arifler ve sanatkarlar dinin özünden aldıkları ilhamlarla çeşitli “anlam açılımları”nda bulunmuşlar. Hatta toplumun kendisi de böyle bir arayış içinde olmuştur. Dinin bu kültürel tezahürleriyle İslam estetiğe bürünmüş, şiir olmuş, hal olmuş, mübarek geceler olmuş, kutlamalar olmuş. Edebiyat veyahut asıl adıyla şiir bunu sağlayan en büyük menbaa halini almıştır.

Hayırlı gecelerimiz var. Regaip Kandili, Miraç Kandili ve Kadir Gecesi. Hepsi de dinin özünden ilham alan alimlerimizin, ariflerimizin ve ediplerimizin öncülüğünde toplumun yaşadığı muhabbetleşmedir. Bu sosyal muhabbeti naatlar, ilahiler, kasideler, münacaatlar kaynatır. Regaip Kandili, Peygamber’in anne rahmine düşüşü anlatır. Temiz gençlerin evlenmesi, ahlaki nitelikleri ve kainat için Peygamber’in varlığa gelişinin anlamı topluma aktarılır. Varlığı yeniden muhabbetle tohumlanmadır. Hz. Muhammed, insanlığın aydınlanması ve muhabbetleşmesi için Allah tarafından yer yüzüne atılan bir tohumdur. Regaip Gecesi, bunu karşılamanın ve bunu selamlamanın adıdır. Kasideler okunur, mevlitler okunur, miraciyeler okunur. Musiki ile muhabbet bir sesle yankılanır tekke ve camilerin kubbelerinde. Regaibiyye denilen bir anlatım tarzı ortaya çıkar. Yazılarak tekkelerde okunur. Tıpkı mevlit’in Miraç Kandili’nde okunması gibi. 18. yüzyılda Üsküdar Doğancılar’da Nasuhi Tekkesi’nde, regaibiyye yazılıp okunmasına karar verilir. Edirne Müftüsü Fevzi Efendi de 19. yüzyılda regaibiyye yazar.

Kadir Gecesi, Kuran’ın indirildiği gecedir. Hüküm, kudret, şeref gecesi anlamlarına gelir. Kadir Gecesi( Leyle’tül Kadr), (Kuran’da ifade edildiği gibi) bin geceden daha hayırlıdır. Fiziksel dünyada bütün geceler eşittir. Ama ruhani düzlemde zamanlar var, zamanlar içinde. Geceler var geceler içinde. Neden farklı bir gece? Çünkü bütün varlığa ışıyan bir aydınlığın doğuş gecesidir. Karanlığın bütün biçimlerini yerinden eden bir aydınlık… Allah’ın kelamında ” hikmetli gece” diye anılan bir gece.

Miraç Kandili, son gecedir. Atılan tohum, inen nur ve yükseliş. Hz. Muhammed miraca çıkmıştır. Ruhani seyahatin zirvesinde büyük müjdelerle ümmetine döner. Her Miraç Gecesi’nde ümmeti de ona bilinç ve ruh olarak eşlik eder. Miracı yeniden yaşar. Peygamber’in seyr-u süluk’u ümmet toplumu da tamamlamak arzusundadır.

Bütün hayırlı geceler hayırdır, muhabbettir, hafızadır. Toplum, kendisini geceler içinden geçirerek tövbe eder, arınır, kendisiyle yüzleşir. Toplum, muhabbetleşir. Büyük yaratılışın, büyük yaratıcının, büyük resulün, büyük kelamın, büyük seyahatin dünyasıyla zevklenir. Bunun içinde muhabbetini ve büyüklüğünü hisseder. Toplum, hafızasını canlandırarak yenilenir.

Onu nesilden nesile aktarır. Toplu öğrenmenin, toplu sevmenin, toplu anmanın psikolojisini yaşar. Ne olduğunu yeniden hisseder.

Bu hayır gecelerinin anlam dünyasını ören, pekiştiren, yenileyen ve can suyu veren nice edipler, sufiler, şairler, tekkeler var. Fahrettin-i Attar, Mevlana, Süleyman Çelebi, Mola Cami, Nizami Gencevi… Yazdıkları mevlitler, miraçnameler, ilahiler ile milletin nefesi olurlar. Bunlara eşlik eden sesler ve makamlarla muhabbetin ve çilenin beraberliğinde insan benliğini ihya ederler. Bu hayırlı gecelerle hat sanatlarımız, musiki sanatlarımız, minyatür sanatlarımız zirve yapmış. Bir âlemde, bir alem olmuşuz. Halk cem olmuş, cemiyete dönmüş.

Bu anlam dünyamıza yönelen “kültürel tekfircilik”, bütün bu büyük mirasımıza “uyduruk din” diyor. Ne cüretkârlık! Son otuz yılın ümmetine nice kutlamalar ve günler taşınıyor. Doğum günü, evlilik günü, sevgililer günü… Bütün bunlar moderniteyle gelen anlamlar. Bizim anlamlarımızı yerinden eden materyalist ve bencil ritüeller. Kültürel varlığımızı tekfir edenlerin bunlara tek bir sözü yok. Neden yok? Çünkü ağızlarında dini düşürmeseler de kendi anlam dünyalarına, kültür dünyalarına, miraslarına yabancılaşmışlar. Zahiriliğin dar bilincine mahkûm olmuşlar. Peygamber’e muhabbetin anlamsal dünyasından kopmuşlar. Cemiyetin muhabbetinden firar etmişler.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.