Uluğbay olayı: Neden?

00:0027/07/1999, Salı
G: 9/09/2019, Pazartesi
Fehmi Koru

Başbakan Bülent Ecevit''in konunun açılmasından rahatsızlık duyduğunu biliyoruz; sormayı deneyenler, başbakanın, "Başka konularla ilgilenin" uyarısıyla karşılaştılar. Olayın üzerinden haftalar geçtiği halde, Hikmet Uluğbay''ın intihar girişiminin ilk günkü esrârını hâlâ koruması, bu nâhoş konuyu sıcak tutuyor.Hikmet Uluğbay bir politikacı olmasaydı intihar girişimi bizleri ilgilendirmezdi. Ancak bir politikacının, hele girişimde bulunduğu sırada IMF ile hassas müzâkereler yürüten ekonomiden sorumlu

Başbakan Bülent Ecevit''in konunun açılmasından rahatsızlık duyduğunu biliyoruz; sormayı deneyenler, başbakanın, "Başka konularla ilgilenin" uyarısıyla karşılaştılar. Olayın üzerinden haftalar geçtiği halde, Hikmet Uluğbay''ın intihar girişiminin ilk günkü esrârını hâlâ koruması, bu nâhoş konuyu sıcak tutuyor.

Hikmet Uluğbay bir politikacı olmasaydı intihar girişimi bizleri ilgilendirmezdi. Ancak bir politikacının, hele girişimde bulunduğu sırada IMF ile hassas müzâkereler yürüten ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı koltuğunda oturuyorsa ve olay öncesinde borsada kuşkulu alış-verişler yapıldığı şâyiâları ayyuka çıkmışsa, canına kıymak istemesi bir ülke sorunudur. Dünyanın hiçbir ülkesinde, konuya, şimdi bizde olduğu gibi, bakanın biraz sükûnete ihtiyacı varmış gibi yaklaşılmazdı.

İntihar girişimi sonrasında pek çok senaryo gazetelerde yer aldı. Bir senaryoya göre, bakanı intihara sürükleyen, borsadaki spekülatif oyunlar ve bazı önemli politikacıların o oyunlardaki payıydı. Üç güne yayıldığı halde en büyük volinin vurulduğu güne atfen ''karanlık cuma'' olarak adlandırılan şâibeli işlemlerle borsada gerçekleştirilen vurgunun çapını 1 ilâ 5 milyar dolar olarak hesap edenler çıktı. Bu iddiaları dile getirenlerle hedefteki politikacı önce restleştiler, sonra da mahkemeleştiler. İMKB yönetiminin açtırdığı ve bitince sonucunu açıklama sözü verdiği borsa araştırmasından bir şey çıkmadı. İyice meraksız bir toplum olduğumuz, kimsenin, "Araştırmanın sonucu ne oldu?" diye sormamasından belli.

Borsayla irtibatlı veya irtibatsız ailevî senaryolar yazanlar da çıktı. Ancak, ciddi bürokrat, tâvizsiz siyasetçi, titiz bakan görüntülü 60 yaşındaki bir insanın kendi eliyle hayatına kıymayı düşünecek kadar ruh sağlığını bozan sebebi bütün gerçeğiyle öğrenmek bir türlü mümkün olmadı.

Bir bakanı kendi canından vazgeçmeye sürükleyen şartları görmezden gelmeyi istemenin de, bunu bizlerden beklemenin de mantığı yok. Hikmet Uluğbay''ın neden intihara teşebbüs ettiğinin bütün açıklığıyla bilinmediği bir ortamda kimsenin rahat etmemesi gerekir. İntihar öyle basite alınacak bir sorun çözme yöntemi değildir çünkü.

Ekonomiyle ilgili yazılarda geçerken dokunduğum bir ''muhtemel sebep'' üzerinde duruyorum bir süredir. Bu ihtimali intihar girişiminden hemen sonra değil de şimdilerde dile getirmem, aradaki irtibatı kurmaya yarayacak bilgilere ancak zaman içerisinde sahip olabilmem yüzünden... Uluğbay''ı hayatına son vermeye sürükleyen ortam IMF ile müzâkerelerdi, müzâkerelerin ayrıntıları sonradan ortaya çıktı.

Emeklilik yaşının 58 - 60 olarak tespitini çalışma bakanı Yaşar Okuyan''ın fikri sananlar, IMF''nin Türkiye masası şefi Carlo Cottarelli''nin yabancı işadamlarıyla yaptığı tele-konferansın metnini okuyunca ayılmış olmalılar. Cottarelli, aynı tele-konferansta, özelleştirmelerde Danıştay onayı ve sadece Türk mahkemelerinin geçerli olduğu bugünkü düzenden vazgeçileceği müjdesini de veriyor. Memur maaşlarının enflasyona endeksleneceği haberini veren de IMF yetkilisi. O konuşmanın tonu ve konuşmadan edinilen ayrıntılar bütün kuşkuları yok edecek kadar açık: Türk ekonomisi, bugüne kadar hiçbir hükümetin razı olmadığı bir bütünlükte IMF yönetimine teslim edilmiş bulunuyor...

İntihar girişimi sonrasında kamuoyuna yansıtılan Uluğbay imajından, onun ne kadar ''klasik devletçi'' bir yapıya sahip olduğunu öğrenmiştik. Onun bu özelliğini paylaşan başkalarının, sözgelimi Mümtaz Soysal''ın, şu sıralarda yazdıkları okunduğunda, olan-bitene duyulan öfke kendini hemen belli ediyor. Elbette her öfke intihara sürüklemez, ama aldatılmışlık ve çaresizlik sürükler...

Hikmet Uluğbay''ın meş''um gün ve gece bazı siyaset arkadaşlarıyla görüşmeler yaptığı, itirazlarını en sorumlu kişiye iletmeye çalıştığı biliniyor. Fakat çabaları sonuçsuz kalmış, bu belli. O sırada dikkatini çekemediği, kendisine beş dakika ayırmasını sağlayamadığı Bülent Ecevit''in sonraki davranışı da, olaydan ''şahsen'' sorumluluk duyduğuna işaret ediyordu. Bilinenleri yanyana koyduğumuzda bilinmeyeni keşfedebiliriz: Uluğbay''ı intihara sürükleyen Türkiye''nin IMF''ye verdiği olağanüstü tâvizler olmalı...

Elbette gerçeği sadece Hikmet Uluğbay biliyor; gerçeği öğrenmek için Uluğbay''a kendini açıklama fırsatı tanımaktan başka bir yol yok. Aksi halde, toplum olarak paranoyak hale dönüşeceğiz.