Yazarlar 2023ü beklemeyecekler Siyaset dışı saldırı gelecek -Tehlikeli bir hazırlık var Türkiyenin sinir sistemi, genetiği, haritası hedef

2023’ü beklemeyecekler. Siyaset dışı saldırı gelecek. -Tehlikeli bir hazırlık var. Türkiye’nin sinir sistemi, genetiği, haritası hedef.

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Özellikle son birkaç haftadır çok garip, çok tuhaf gelişmeler yaşanıyor.

İçeriden-dışarıdan dört koldan bir saldırıplanı uygulanıyor. Korkunç yıpratıcı, intikamcı bir organize saldırının ivmesi sistematik biçimde tırmandırılıyor.

Siyasi teamüllerin, arayışların, rekabetin, seçim hazırlıklarının, siyasi kültürün çok dışında, geniş bir çerçevede yürütülen “organize” bir çalışma bu.

Siyasi terör süreci başlatıldı. Türkiye’nin temeline ateş ediyorlar, farkında mıyız!

Türkiye’nin siyasi tarihinde hiç böyle bir dönem, böyle “yıkıcı” bir ortaklık olmadı. Darbelerde, olağanüstü dönemlerde bile siyasi dil hiç böylesine korkunç hal almamıştı.

Devletin, milletin bütün kutsalları aşılmış, bütün ilkeler silinmiş, acımasız “siyasi görünümlü terör” programı artık doğrudan ülkenin bütünlüğünü, geleceğini, milletimizin birliğini ve huzurunu tehdit eder hale gelmiştir.

Siyaset adı altında; Türkiye’nin temelleri hedef alınıyor. Bırakın duvardan bir tuğla çekmeyi, ülkenin varlığını imha etmeye dönük bir yol izleniyor.

Bu yol haritası çok sinsi.

Türkiye’nin ekonomisi hedef alınıyor. Ekonomik sorunlar silaha dönüştürülüp toplumsal çatışma zemini hazırlanıyor. ABD ve Avrupa ile ortak çalışıp bir isyan denemesi yapılıyor.

Türkiye’nin güvenliği hedef alınıyor. Yeniden eski terör günlerine döndürecek sinsi bir yol haritası izleniyor.

Dışarıdaki yükselen etkisi hedef alınıyor. Bu anlamda, bütün coğrafyada

Türkiye’nin karşısında hangi ülkeler varsa onlarla ittifaklar kuruluyor.

Siyaset adı altında korkunç bir içeriden saldırı var.

Türkiye’nin sinir sistemi, genetiği, haritası hedef. Bu tek ve ortak bir proje.

Muhalefet adı altında; Türkiye’nin milli bütünlüğü, toplumsal kardeşliği, sinir sistemi, genetiği hedef alınıyor. Hatta haritası hedef alınıyor.

Türkiye’nin varlığı ve geleceği hedef alınıyor.

ABD’den gelen saldırılar, Avrupa’dan gelen saldırılar, coğrafyada karşımıza diktikleri güçlerden gelen saldırılar ve içeride kurdukları “cephe” üzerinden yürütülen saldırılar tamamen aynı.

Dil aynı, argüman aynı, hedefler aynı. Hepsi organize biçimde belirlenen o hedefe yöneliyor. Sonra yeni bir hedef. Sonra yeni bir hedef…

Bir bakıyorsunuz; hepsi tek bir bütün. Aşama aşama, kademe kademe bir yıpratma, aşındırma, tüketme, yok etme planı. Hepsi tek bir program halinde yürütülüyor.

FETÖ ve PKK bu hazırlığın tam merkezine yerleştirildi.

FETÖ’cüler yeniden devreye alınıyor. Hukukta, siyasette, iş dünyasında, kurumlarda yeniden harekete geçiriliyor. Yeni hazırlığın sinir sistemine yine FETÖ’cüler yerleştiriliyor.

HDP (PKK) bu yeni hazırlığın tam merkezine yerleştiriliyor. İş HDP oylarından yararlanmanın çok ötesine taşmış durumda. Ülkenin kutsalları o kadar aşıldı ki, PKK ile gizli, dolaylı ortaklık bile kuruldu.

Adam PKK’ya açık sinyal gönderiyor. Kimse, “yahu sen ne yapıyorsun” demiyor?

Adam Diyarbakır’a gidiyor, HDP’lilerle toplanıyor. PKK’ya sinyaller gönderiyor. Başka ne bağlantı var, bilemeyiz. Ardından dönüp Türk Dünyası elçileri ile buluşuyor.

Siyasi kıvraklık değil bu, başka bir şey. Başından beri kendine yatırım yapanlara bakınca iş başkalaşıyor. İstanbul’a hizmet etmeyi bırakmış, bir gizli proje yürütüyor. Ortakları kim, destekçileri kim ayrı bir konu.

Ama iş, tehlikeli bir hal aldı. Yalan, kurgu, intikam hırsı birbirine karışmış, siyaset adı altında asla “Türkiyeli” olmayan bir ajanda uyguluyor.

Adam delirmiş. Ülkeyi tehdit ediyor. Konuşturan kim?

Adam devleti tehdit ediyor. Askeri, polisi tehdit ediyor. Memuru, bürokratı tehdit ediyor. Şantaj yapıyor. Onlara gelecek korkusu veriyor. Pervasız cümlelerle kontrolsüz bir öfke ve intikam hareketi yürütüyor.

Dokunduğu her yerin ülkenin bütünlüğü, milletin sinir uçları, siyasi tarihimizin genetik yapısı ve devletin kutsalları olması özellikle dikkat çekici.

Bir diğer parti lideri, tıpatıp aynı cümlelerle, aynı öfke ve intikam sözleriyle aynı hedeflere saldırıyor. Bugüne kadar tanık olduğumuz FETÖ argümanlarını bol bol, açık açık kullanıyor.

İş artık yalan-kurgu siyaset değil. Çok tehlikeli bir oyun oynuyorlar.

Tehdit dili, nefret dili ve kurgulanan şeyler dışında Türkiye’nin iyiliği için, daha güçlenmesi için tek bir kelime yok. Hiç olmadı. Olmayacak da. Tamamen yıkıma hazırlanmış bir cephe, tamamen Batı’nın çıkarlarına göre dizayn edilmiş bir yol haritası var.

Sanki bizden binlerce yılın intikamını almak istiyorlar. Ne garip; hepsi ülkeyi, milleti provoke etme, tahrik etme, sokağa salma, seçim dışı arayışlara ortam hazırlama, iç karışıklıklara zemin oluşturma, terörü yeniden şehirlere taşıyıp buhran oluşturma, bunun üzerinden iktidar devşirme peşinde.

İş; yalan ve kurgu siyasetinin çok ötesine geçti. İç politik arayışların çok ötesine geçti. Türkiye’yi tehdit eder hale geldi.

Türkiye’yi tehdit eden 10 büyükelçi ile birlikte çalışıyorlar.

ABD’yi, Avrupa’yı, terör örgütlerini, istihbarat uzantılarını, Batı başkentlerindeki etki merkezlerini, kısaca Türkiye ile bir hesabı olan herkesi yardıma çağırıyor, onlarla ortaklık kuruyorlar.

10 Batılı diplomatın Türkiye’yi tehdit etmesi de onların bu ortaklığının sonucudur. Bu yol haritasının parçasıdır. Bunu hep birlikte yapıyorlar. Terör finansmanı trafiğini yeniden açmak için yapılan bu saldırganlığı alkışlıyor hatta zorluyorlar.

Türkiye’ye kim zarar verse onun yanında yer alıyorlar. Onlarla birlikte çalışmaya başlıyorlar. Kim olursa olsun. Bu konuda “seçici” bile değiller.

Bu yol haritasının parçasıdır.

Bunu hep birlikte yapıyorlar. Terör finansmanı trafiğini yeniden açmak için yapılan bu saldırganlığı alkışlıyorlar hatta zorluyorlar.

Türkiye’ye kim zarar verse onun yanında yer alıyorlar. Onlarla birlikte çalışmaya başlıyorlar. Kim olursa olsun. Bu konuda “seçici” bile değiller.

Çok tehlikeli bir noktadayız.

Siyasi muhalefet, “Türkiye Ekseni”nden çıktı. “Çokuluslu müdahale” aşamasına geçti. Bütün hazırlıklar bu yönde.

Amaçları şu: Türkiye’yi durdurmak. Bu; ABD’nin, Avrupa’nın, bölgede Türkiye yükselişinden rahatsız olanların ajandası. Siyasi muhalefet şu an sadece buna yatırım yapıyor.

Muhalefette saldırganlık, iktidarda intikam kurgusu. Çok kötü kokular yükseliyor.

Kılıçdardorğlu’nun, kendi ölçeğinin çok üstünde bir özgüven patlaması yaşaması sizi şaşırtmıyor mu? Her konuşmasında herkese “muhtıra verir gibi” atıp tutması kendi gücü değil.

Daha muhalefetteyken bu tehditleri savuranların iktidara gelmeleri halinde ne yapacaklarını düşünün. Korkunç bir intikam, linç, tasfiye operasyonu yapacaklar. Muhtemelen memleketin yarısını tehdit ilan edecekler ve ezecekler.

Muhalefetteki saldırganlık, iktidarda intikama dönüşecek. Bunu kendileri söylüyor zaten.

Biz bunu 28 Şubat’ta gördük. 15 Temmuz’da gördük. Şu an içeride kurulan “cephe”nin kullandığı dilde bir kez daha görüyoruz. Çok kötü kokular yükseliyor. Asla siyaset çerçevesinde şeyler değil bunlar.

2023’ü beklemeyecekler. Siyaset dışı saldırı gelecek.

2023’ün normal bir seçim olmayacağını zaten biliyoruz. Çok sert bir hesaplaşma yaşanacağını zaten biliyoruz. “Çokuluslu irade”nin doğrudan müdahale edeceğini zaten biliyoruz.

Daha şimdiden bu müdahale açık hale geldi. Ama daha ötesi var. 2023 seçimini beklemezler. Şartları zamanında olgunlaştırabilirlerse, başka bir müdahale gelecek.

Siyaset dışı bir saldırı gelecek. Türkiye’yi altüst edip büyük bir karmaşaya sürüklemeyi göze almış bunlar.

Doğu, Güney, Batı cepheleri kuruldu. Cephenin en keskini içeride kuruldu.

Nasıl bir müdahale? Mesele bu. 15 Temmuz gibi mi? 28 Şubat gibi mi? Suikastlarla ülkeyi felç etmek gibi mi? Olağanüstü başka şeyler denemek gibi mi?

Şuan; ABD ve Avrupa, bütün birimleri ile Türkiye’ye saldırıyor. Doğu, Güney, Batı her yönde birer ‘Batı cephesi’ kuruldu. En keskin cephe de içeride kuruldu!

Biz bir şey tahmin etmiyoruz. İçeriden ve dışarıdan açıkça bunu söylüyorlar, gösteriyorlar zaten. “Türkiye’yi durduracağız” diyorlar. “Suriye ve Irak’tan asker çekeceğiz” diyorlar. “Libya’dan çekileceğiz” diyorlar. “Türkiye’yi yeniden içeriye kapatacağız” diyorlar.

Bütün bu cepheler onun için kuruluyor. “Bunu ne pahasına olursa olsun yapacağız” diyorlar.

Savunmada kalmak intihardır. Bu, bildiğimiz seçim hazırlığı değil.

Savunmada kalmak yenilmektir, intihardır. Türkiye, 21. yüzyıl için büyük bir çıkış yaptı. Her saldırıya karşı savunmada beklemedi, daha da ileriye gitti. Gücünü yaydı, artırdı. O saldırıları tek tek çökertti.

Aynen devam edecek.

Şimdi bir kez daha gelecekler. 2023 öncesi bir şok dalgası daha olacak. Hazırlık yapıyorlar.

Bu sadece seçime hazırlık değil. Türkiye’ye büyük bir darbe vurmaya, onu durdurmaya, sonra da küçültmeye ayarlı bir hazırlık.

Onlarca yıldır mücadele ettiğimiz şey nasıl sadece “terör” değilse, bugün tanık olduğumuz hazırlık da siyaset değil.

Aynı ajanda format değiştirerek devam ediyor.

“Olağanüstü” hazırlığa, “olağanüstü” cevaplar.

Bir tür “olağanüstülük” yaklaşıyor.

Siyasi parti kimliklerinizin hiçbir anlamı yok. Türkiye ölçekli, Türkiye’nin geleceği ölçekli, işin “çokuluslu boyutu” ile bakamayan herkes yanılacak. Hangi partiden olursanız olun Türkiye’nin yanında, sağlam durun!

Bu ajanda başarılı olursa, bir yüz yıl daha kaybedilecek. Bu ülkeyi, Batı’nın, yüzyıllardır yaptığı gibi, bir kez daha durdurmasına izin vermeyin.

Türkiye’nin direnç merkezleri uyanmalı, ayağa kalkmalı, harekete geçmeli. Bu “olağanüstü hazırlığa, olağanüstü cevaplar” üretilmeli.

Tehlikenin farkında mıyız!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.