Yazarlar Alparslan ve Ertuğrul tarih, harita değiştirdi Dünyanın güç haritası bir kez daha değişecektir Çünkü Türkiye Düşüncesi böyle bir coğrafya uyanışıdır

Alparslan ve Ertuğrul tarih, harita değiştirdi: Dünyanın güç haritası bir kez daha değişecektir. Çünkü “Türkiye Düşüncesi” böyle bir coğrafya uyanışıdır.

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül Gazete Yazarı

Kim ne derse desin, hangi rüzgâr eserse essin, saldırılar ne yönden gelirse gelsin, içeride ne tür karamsarlık ve itibarsızlık pazarlanırsa pazarlansın Türkiye, büyüyen, güçlenen, yükselen, yıldızlaşan bir ülkedir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
İbrahim Karagül : Alparslan ve Ertuğrul tarih, harita değiştirdi: Dünyanın güç haritası bir kez daha değişecektir. Çünkü “Türkiye Düşüncesi” böyle bir coğrafya uyanışıdır.
Haber Merkezi 03 Eylül 2018, Pazartesi Yeni Şafak
Alparslan ve Ertuğrul tarih, harita değiştirdi: Dünyanın güç haritası bir kez daha değişecektir. Çünkü “Türkiye Düşüncesi” böyle bir coğrafya uyanışıdır. yazısının sesli anlatımı ve tüm İbrahim Karagül yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Ekonomik saldırılar, ABD ile gerilim, İdlib’de yalnız kaldık söylemi, FETÖ ve benzerlerinin dayattığı toplumsal yılgınlığı, bir gelecek umutsuzluğuna dönüştürme girişimleri, bazı çevrelerin yükseliş dönemi fırsatçılığı ile bütün değerleri ve idealleri aşındırma girişimleri, devletin ve ülkenin ötesinde dar iktidar alanları oluşturmaya dönük “yeni” yapılanmalar, Atlantik ötesi müdahaleler için ihale kovalayanlar ve rol üstlenenler, “Türkiye Düşüncesi”ni sarsmaya ve “Türkiye Ekseni”ni dağıtmaya dönük gizli koalisyonlara rağmen bu ülke, yüzyıllarca yıllık siyasi tarihinin parçası olarak yeni bir yükseliş evresine girmiştir.

Kim inanıyorsa zafer yine onun olacak. Diğerleri yine kaybedecek, unutulacak.

Son dönemde yeni bir toplumsal yılgınlık psikolojisi işleyenlere inat, yerli ve dışarıdan bu çerçevede yürütülen sistemik çalışmalara inat bir direnç, bir yükseliştir bu. Gezi olayları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz öncesi aynı toplumsal reaksiyonlar oluşturulmaya çalışıldı. Umutsuzluk, gelecek korkusu, “artık bitti” söylemleri pazarlanmaya başlandı. Bunlar da etkisiz kalacaktır.

Kim inanıyorsa, kim o yola çıkmışsa, kim bedel ödemeyi göze almışsa, kim ayaklarına takılanlara bakıp durmuyorsa, kim kendini küçük hesaplara göre kurmuyorsa, kim bu güçlü dalgayı fırsatçılık olarak görmüyorsa onlar tarihi değiştirecek, coğrafya değiştirecek, onlar bu yolculuktan zaferle çıkacak.

Diğerleri yolda dökülecek, kaybolacak, unutulacak, tarihin yanlış sayfalarında küçük notlar olarak kalacak. Nitekim on yıldır “Türkiye’yi durdurmak” için roller üstlenenlerin, ihale alanların tamamı bu şekilde kaybetti, bundan sonrakiler de aynı şekilde kaybedecek.

Alparslan ve Ertuğrul, Malazgirt ve Söğüt: Dünyanın güç haritası işte böyle değiştirildi..

Günübirlik, aylık, yıllık, sadece yaş aralığımıza sığmayacak bir yükseliştir, bir uzun yolculuktur bu. Büyük düşüncelerimiz, inançlarımız var. İmkânlarımızı zorluyoruz, bu büyük hesap için bize direnç verecek güç toplamaya çalışıyoruz. Hem saldırılara direniyor, onları bertaraf ediyor hem de ileri, çok daha ileri adımlar atıyoruz.

Daha dün Malazgirt’i andık, bugün Ertuğrul’u anıyoruz. Büyük projelere imza atıyor, onlara bin yıllık tarihimizin kutup yıldızlarının isimlerini veriyoruz.

Malazgirt’ten Anadolu’ya giren Alparslan bu yürüyüşün Anadolu’yu “biz” yapacağını, Viyana kapılarına dayanacağını, bir küresel gücün temelini atacağını bilmiyordu. Söğüt’te mücadele başlatanlar üç kıtaya hâkim olacaklarını, dünyanın güç haritasını değiştireceklerini, yeryüzünün kadim coğrafyasını tek bir haritada toplayacaklarını, Avrupa’yı yeni yurtlar aramaya zorlayacağını bilmiyorlardı.

Bugünün “Türkiye Düşüncesi” budur. Bir coğrafya meselesi, meydan okumasıdır..

Bugünün “Türkiye Düşüncesi” budur işte. Hepsinin çok büyük idealleri vardı, niyetleri, hedefleri vardı ama bu sonuçları bilmiyordu. Onlar için esas olan mücadeleydi, davaydı. Bunlarla mükelleftiler, sonuç onların tayin edeceği bir şey değildi. Alpaslan’la yeni bir tarih başladı, coğrafya değişti. Söğüt’te yeni bir tarih başladı, coğrafya değişti, Avrupa değişti, dünya değişti, yüzlerce yıllık bir küresel iktidar gücü ortaya çıktı.

Bugünün “Türkiye Düşüncesi” budur işte. Artık “Türkiye Düşüncesi” bir iç politik inanç değildir, içeride ayakta durma meselesi değildir. Artık “Türkiye Düşüncesi” Doğu’nun da Batı’nın da merak ettiği, öğrenmeye çalıştığı, ona göre pozisyon belirlediği bir küresel gerçekliktir. “Türkiye Düşüncesi” Türkiye’nin çok ötesinde bir coğrafya meselesidir. Basra Körfezi’nden Kızıldeniz’e, Afrika derinliğinden Orta ve Güney Asya’ya, Balkanlar’dan Kafkaslar’a kadar en etkili dildir, siyasi çıkıştır, gelecek hesabıdır, bir meydan okumadır.

Türkiye’nin küçülmesi üzerine hesap yapanlar kaybedecektir

Türkiye’nin küçülmesi, küçültülmesi üzerine hesap yapan herkes kaybedecektir. Hem içerideki örtülü operasyon aparatları, hem bu yönde Batı’dan talimatlar alan bölge ülkeleri, hem de o oyunları kuran merkez ülkelerin tamamı kaybedecektir.

Bu yükselişin yüzlerce yıllık siyasi tarihin neresine denk geldiğine, beraberinde ne tür değişimlere yol açacağına, hangi siyasi genetiği uyandırdığına bakamayanlar da, onu kavrayamayanlar da kaybedecektir.

Son on yılda, bu yönde çaba harcayan, “Türkiye’yi durdurma” hesaplarına inanan, bu amaçla çokuluslu saldırılara ve operasyonlara ortak olan herkes kaybetmiştir.

Gezi’de kaybetmiştir, 17-25 Aralık’ta kaybetmiştir, 15 Temmuz imha saldırısında kaybetmiştir. Terörle içeriden vurmaya dönük bütün girişimlerde kaybetmiştir. Suriye üzerinden çevreleme planlarında kaybetmiştir. Bunların tamamı çokuluslu müdahalelerdir.

Türkiye’yi küçültme, durdurma imkânı ve ihtimali kalmamıştır

Bu müdahalelerde yol alan, Türkiye’nin karşısında yer alan, bu planlara destek olan herkes bir dış müdahaleye, işgal girişimine, iç savaş planlarına destek olmuştur. Çünkü bunların hepsi, Türkiye’yi Anadolu’ya sıkıştırıp küçültmeye, 21. Yüzyıl yükselişinin önüne geçmeye dönük “açık” saldırılardır.

Artık bu ülkeyi küçültme imkânı herkes için, her güç için, içerideki her kötü niyetli için ortadan kalkmıştır. Batı’nın bu umudu olağanüstü zayıflamıştır ve ellerindeki imkânlar azalmıştır. Onlar büyümeyi, yükselişi durduramayacaklarını anladılar. Şimdi yavaşlatmaya, Türkiye’nin daha az büyümesini sağlamaya, yürüyüş temposunu düşürmeye çalışıyorlar.

Cumhuriyet’le korunduk, şimdi yeniden başlıyoruz

Alparslan gibi, Ertuğrul gibi, yeni başlangıçlar, yeni yükselişler dönemindeyiz. Bu da tarihi dönüştürecek, bu da coğrafyayı biçimlendirecek, bu da küresel güç haritasını sarsacak. İşte buna inanın. Biz inanıyoruz. Böyle bir inançla hareket ediyoruz.

Biz 20. yüzyılın başında dağıldıktan sonra toparlandık. Anadolu’da gücümüzü koruduk. Cumhuriyet döneminde hiç gerilemedik, yavaş yavaş ilerledik, güç biriktirdik. Şimdi bunu hızlandırıyoruz. Tarihimizin kritik dönüşlerinden birini daha başlatıyoruz. Bunu yaparken imkânlarımızı, gücümüzü, dünyanın içinde bulunduğu durumun bize sunduğu fırsatları, zorlukları biliyoruz.

Türkiye içeriye çekilmiyor, Dışarıya doğru genişliyor.. İşte bu büyüme, yükseliştir

Ekonomik saldırılardan daha büyüklerini de görürüz. Moralimiz daha fazla da bozulabilir. Ama inancımızı, azmimizi yitirmeyeceğiz. Bunlar, yükselişi durdurmaya dönük saldırılar. Hepsini atlattık, yine atlatacağız. Bizim için tarihin, zamanın sayfaları yeniden açıldı, bunu biliyoruz. Suriye’den kuşatanlara Afrin’den, el Bab‘dan nasıl cevap verdiysek yeni tehditlere daha fazla, yeni çıkışlarla cevap vereceğiz.

Sadece şuna dikkat edin; Türkiye içeriye çekilmiyor, içe doğru daralmıyor, dışa doğru etki alanları kuruyor. Kendini Anadolu’da savunmuyor, bütün coğrafyada savunuyor. İşte bu büyümedir, güç biriktirmedir. Dar aralıklarda bize dayatılan yılgınlık operasyonlarına değil, geniş zamanlarda nasıl adımlar attığımıza bakın.

Kutup yıldızlarına bakın. Onlar size yol gösterecek.

Bize düşen, yükseliş dönemi düşüncesine, öncüsüne, kadrolarına, o coşkuyu içinde hissedenlere omuz vermektir. “Türkiye Düşüncesi”ne, “Türkiye Ekseni”ne inanmak, sahip çıkmak, ona göre iddialarımızı diri tutmaktır. İnanmayanların nasıl parça parça yolda kaldığını hep birlikte gördük. Yine öyle olacaktır.

Bu coğrafyada yüzlerce yıllık siyasi tarihimizin kutup yıldızlarına bakın. Onlar yolunuzu aydınlatacak, geçmişimizi inşa edenler size geleceğin haritasını sunacaktır. İşte Türkiye tam da burada, böyle bir tarih kavşağındadır.

İddialarımız büyüdükçe mücadele de, hesaplaşma da büyüyecektir. Biz hep iddialı olduk, hep büyük mücadeleler verdik. Yüzlerce yıllık tarih böyle yapıldı, yine öyle yapılacaktır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.