PPK’nın ardından: Kredi faizleri artarken sadeleşme krediye erişimi kolaylaştırır mı?

04:0028/10/2023, Cumartesi
G: 28/10/2023, Cumartesi
Levent Yılmaz

Geçtiğimiz Perşembe günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun faiz kararını gördük. PPK aldığı kararla politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %30’dan %35 düzeyine yükseltti. Her ne kadar nasıl oluştuğunu izah etmek mümkün olmasa da oran piyasa beklentileri ile paralel bir artışa işaret ediyor. Bu kısım biraz daha açayım. Piyasalardaki beklentilerin medyanı 500 baz puanlık faiz artışına işaret ediyordu. Oysa bu 500 baz puanlık beklenti nasıl oluştu, bu beklentinin oluşmasında


Geçtiğimiz Perşembe günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun faiz kararını gördük. PPK aldığı kararla politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %30’dan %35 düzeyine yükseltti. Her ne kadar nasıl oluştuğunu izah etmek mümkün olmasa da oran piyasa beklentileri ile paralel bir artışa işaret ediyor. Bu kısım biraz daha açayım. Piyasalardaki beklentilerin medyanı 500 baz puanlık faiz artışına işaret ediyordu. Oysa bu 500 baz puanlık beklenti nasıl oluştu, bu beklentinin oluşmasında hangi yazılı veya açık sözlü yönlendirme yapıldı sanırım kimse bilmiyor. Her neyse metne bakarak bir sonraki aylarda ne olacağını öngörmeye çalışalım.

PPK üyeleri enflasyonun yılın üçüncü çeyreğinde öngörülerin üzerinde gerçekleştiğini ifade ediyorlar. Elbette kastettikleri Enflasyon Raporu’ndaki öngörüler. Oysa tıpkı bundan sonrası için de olduğu gibi piyasa öngörüleri zaten oldukça yüksekti. Ücretlerdeki artışın ve ekonomi yönetimi göreve gelir gelmez kurda yaşanan ciddi yükselişin enflasyona geçişinin tamamlanmaya yakın olduğu değerlendirilmiş.

Bu PPK metninde de 2023 yıl sonu enflasyonunun Enflasyon Raporu’ndaki tahmin aralığının üst sınırına yakın seyredeceği öngörüsü vurgulanmış. Oysa piyasalar o öngörünün 2 Kasım’daki yılın IV. Enflasyon Raporu’nda yukarı yönlü güncelleneceğini düşünüyor. Öte yandan son dönemde Gazze’de yaşananlar da “jeopolitik gelişmeler” şeklinde metne girmiş ve bu jeopolitik gelişmelerin petrol fiyatında risk oluşturduğu kayda geçirilmiş.

PPK metnindeki ifadelerden yol çıkarak sıkılaşmanın devam edeceğini anlamak güç değil. Öte yandan faiz artışları da devam edeceğe benziyor. Elbette faizlerin hangi seviyeye kadar çıkacağı ve orada ne süre kalacağına ilişkin herhangi bir yönlendirme yok. O noktada elimizde var olan tek yönlendirme Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “pozitif reel faize” yakın olunduğuna ilişkin verilen mesaj. Bir önceki yazımda belirtmiştim ama tekrar edeyim. Şimşek, pozitif reel faizi beklenen enflasyona göre çıpalamaya çalışıyor. Bu hali ile de politika faizi %37,5-%40 seviyelerine geldiğinde beklenen enflasyona göre reel faiz verilmiş olunuyor.

Bu adımın yabancı yatırımcının ilgisini çekeceğine ilişkin bir beklenti var. Ancak Şimşek’in görüşme yaptığı yabancı yatırımcılardan kaç tanesi ülke notu yatırım yapılabilir seviyesinin 3-4 kademe altındayken Türkiye’ye sermaye gönderir bunu bilmiyoruz. Dahası devam eden swap uygulamaları varken istenilen sonuç alınır mı ondan da emin değilim. Geçtiğimiz dönemde birkaç kez daha kaleme almıştım ama yeri gelmişken hatırlatayım. Eğer ekonominin ana ekseni yabancı girişi üzerine kurgulandıysa bunun yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğini bilerek hareket etmek gerekiyor.

Ayrıca zaten dış talep koşulları gün geçtikçe kötüleşirken içerideki sıkılaşmanın reel sektör ve istihdam piyasası üzerindeki etkilerinin de nasıl yönetileceği meselesi gün geçtikçe önem kazanıyor. PPK metnindeki “seçici kredi” ifadesinin temsil ettiği yaklaşımın banka uygulamalarındaki karşılığı metinde durduğu kadar sempatik değil. Her ne kadar kredi faizlerindeki artış çeşitli sınırlamalar olsa da bankaların son dönemde kredi verme iştahını artırıyor. Fakat müşterilerin artık söz konusu kredi maliyetleri ile işlerini çevirmeleri pek mümkün görünmüyor. Özellikle yıl başındaki asgari ücret artışının istihdam piyasası üzerindeki olası olumsuz etkilerini de şimdiden göz önüne almakta fayda var.

Bir de kısaca dün atılan sadeleşme adımlarına bakalım. Detaylarına girmeyeceğim ancak küçük bir hatırlatma ihtiyacı hissediyorum. Kredi tesisi karşılıklı bir işlem. Yani kredi isteyen bir taraf ile veren başka bir taraf var. Kredi vermek isteyen taraf için bazı makroihtiyati tedbirlerdeki sadeleşme işe yarayabilir. Mesela bankalar artık kredi faizlerini daha rahat bir şekilde yukarı seviyelerde belirleyebilecek. Fatura karşılığı kredi uygulanmasının son bulması da işlem kolaylığı sağlar. Öte yandan dış talebin daraldığı ve iç talebin daraltıldığı bir dönemde politika faizinin artmaya devam etmesi, buna bağlı olarak kredi faizlerinin de artması akla şu soruyu getiriyor: Ekonomide iç talebin daraltıldığı bir ortamda mevcut ve/veya daha yukarıdaki faiz seviyelerinden kredi talebi olur mu? Olsa bile bankalar söz konusu ortamda bu kredilerin geri dönüşü ile ilgili ne düşünür? Ayrıca gördüğüm kadarıyla halen ticari kredi büyümesinde aylık %2,5’luk sınır da duruyor.

Son olarak da hem finans piyasasındaki hem de reel sektördeki genel kanaatin krediye erişimde esas belirleyici olan değişkenin kredi faizi olduğunu hatırlatmak istiyorum.

#Ekonomi
#PPK
#Faiz
#Levent Yılmaz