
Anadolu''nun tarihini incelediğiniz zaman, İstanbul''un hep beslendiğini görürsünüz. Bizans''da da, Osmanlı''da da, Anadolu İstanbul''u beslemiştir..
Cumhuriyet rejiminin kendine özgü, sağlıklı bir dengesi vardı. Bu denge, "devlet"i temsil eden "Ankara" ile "Toplum"u temsil eden "İstanbul" arasındaki dengeydi..
Tek parti döneminde de, çok partili dönemlerde de, ara rejimlerde de, "İstanbul", basını, üniversiteleri, iş adamları ve halkı ile, Ankara''ya hep eleştirel açıdan baktı..
"28 Şubat post-modern müdahalesi" bu dengeyi de bozdu..
"28 Şubat"ın en kötü yan ürünlerinden biri de, "İstanbul''un Ankara''lılaşması"dır..
Anadolu''nun tarihini incelediğiniz zaman, İstanbul''un hep beslendiğini görürsünüz. Bizans''da da, Osmanlı''da da, Anadolu İstanbul''u beslemiştir..
Bu süreç, son 40-50 yılda değişmeye başlamıştı.. İstanbul, ticari ve sınai üretimi ile, belki de tarihte ilk kez, tüm Anadolu''ya eşit bir "artı-değer"in yaratıldığı mekan olmaya başlamıştı..
"28 Şubat" İstanbul''u Ankara''lılaştırırken, bu olayı da durdurup, tersine çevirdi..
İstanbul, yine "besleme" olan bir konuma girdi..
Son "serbest pazar ekonomisi" döneminde hep tekrarlanan bir cümle vardı..
-Devlet köhnedi.. Bereket halk ve özel sektörün dinamizmi var.. Türkiye''yi bu dinamizm ayakta tutuyor ve gelişmemizi sağlıyor.
28 Şubat post-modern müdahalesi sürecindeki gelişmeler ile, İstanbul''un simgelediği "dinamizm" de öldürüldü.. İstanbul piyasası, içinden çıkılamayan "ekonomik kriz"lerle, "vergi reformu" adı altında sunulan "salma"lar arasında, bunalmış durumda şimdi.
Nasıl gerçekleştirildi bu karşı-devrim?
Türkiye''de, eleştirinin, özgür düşüncenin, dünyalılığın simgesi olan İstanbul nasıl ve kimler tarafından Ankaralılaştırıldı?
Bu olayın iki İstanbul''lu baş aktöründen biri "medya", diğeri de "sermaye"dir..
Ankara''nın "Ulus" gibi "Zafer" gibi devlet ve parti güdümlü gazetelerine karşı, özgür ve bağımsız medyayı temsil eden gazeteler, kartelleşme ertesinde, iktidar ve devlet güdümüne girmişlerdir..
İyi, bağımsız ve özgür gazeteler çıkartarak, bunları geniş halk kitlelerine satmak (tiraj) mücadelesi bitmiş, serbest rekabet ortamı terkedilmiştir..
Gazeteleri okurlara birer birer satmak yerine, yazarları susturup, gazete manşetlerini iktidara ve devlete kiralamak, tercih edilmiştir.. 28 Şubat sürecinde, medya sermayesi, gazetecilikten gelen gelir yerine, iktidarın ve devletin dağıttığı bahşişe razı olmuştur..
28 Şubat döneminde, basını satın alıp susturmak için mekanizmalar oluşturan Mesut Yılmaz ekibi ve pazarlığa girip, gazete satmak yerine yazar satmayı kabûl eden medya sermayesi, sorumludur.. Bu süreçte, bazı patronlar zenginleşmiştir. Ama medya yoksullaşmış ve devlet parasına alışmıştır..
İstanbul''un TÜSİAD tarafından temsil edilen "sermaye kesimi" de, İstanbul''un Ankaralılaşmasında önemli rol oynamıştır.
Bundan kaç yıl önce Koç''lar, Sabancı''lar, Ankara''yı, Adana''yı terkedip İstanbul''a gelirken, bu, sermayenin merkezden uzaklaşıp, halka ve dünyaya açılmasını ifade ediyordu..
Ama 28 Şubat sürecinde, İstanbul sermayesi de, yüzünü ve cebini, Ankara''ya döndürmüştür..
Özel uçakları ile Ankara ve İstanbul arasında mekik dokuyan devlet ve sermaye büyükleri, "10''uncu Yıl Marşı" söyleyerek, haksız bir rekabet ortamında, devlet ihalelerine, özelleştirmelere, yap-işletlere dönük bir yaşam kurmuşlardır..
Bu sürecin sonucu ortada..
İstanbul dinamizmini kaybedip, devlet gibi hantallaştı.. Medya, hem kimliğini, hem itibarını kaybetti..
Şimdi Türkiye, İstanbul''un eleştirel özerkliğine değil, ya Brüksel''e, ya Washington''a kulak veriyor.. İstanbul, saf dışı bırakıldı..
Sabah gazetesi iki gündür "İslamcı Basın"ın 2000''li yılbaşına dönük tutumunu haber yapıyor..
Acaba aynı zeka pırıltısını, "İslamcı Basın" da sergilese ne tür haberler yapardı.?
Bazı başlıkları hayal edebiliriz..
- Lüpçü basın, 2000''li yıllarda da devlet malına dönük yaşayacak.!
- Kartelci basın, yeni bin yılda da, gazetecilikle bankerliği, habercilikle ihale takipçiliğini birarada sürdürecek..
Ahmet Rasim''in "Hamamcı Ülfet" diye tanımladığı roman kahramanını, rahmetli Turan Güneş, demokrasiye alışamayan cumhuriyetçileri anlatmak için hatırlatırdı..
Ahmet Rasim''in Ülfet''i, eski İstanbul''da bir konağa evlatlık olarak girer.. Çocuk yaşından başlayarak, sadece kadınların arasında yaşar.. Kadın hamamındaki âlemler sonucu, lezbiyen olur..
Gelinlik, yaşa gelince, onu bir komşu konağın delikanlısına verirler.. Ama zifaf gecesi, Ülfet dayanamaz, hamama kaçar..
Çünkü alışmıştır..
Dün Hürriyet''te Ertuğrul Özkök''ü okurken hep rahmetli Turan Güneş''i hatırladım..
Özkök, önceki gün Yeni Şafak''ta yayınlanan Yalçın Çetinkaya''nın "Mihri Belli söyleşisi"ne dayanarak, 28 Şubat''ın haklılığını kendince vurgulamaya çalışıyordu..
Bunca deneyden, "meslek ilkeleri andı" içtikten, "Avrupa demokrasisi ile kaynaşıyoruz" diye bayram ettikten sonra, Mihri Belli''nin iki paragrafına sarılıp "28 Şubat"ı övmek, galiba, kurtulması zor bir bağımlılığı ifade ediyor..
Aynı söyleşide, Mihri Belli''nin Humeyni''yi övmesi ve "bizim Müslümanlar"ın teslimiyetçiliğini kınaması, tabii ki görülmüyor..
Bakalım 2000''li yılların ilk 28 Şubat''ında, Hürriyet''in manşeti, olayı yine kutlayacak mı?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.