
Hukukun üstün olması gereken düzende, kartel oluşturmak, "rutin dışı"dır. Bir de, özgürlükler ve basın özgürlüğü meselesi var..
Bizim "derin medya" da dediğimiz "kartel medyası", her konuyu, "kendince" tartışıyor..
Kartel sermayesinin devlete bağımlı olmasından ötürü, yasaklı olan konular elbet var.. Bankası olan, devlet ihalelerine, özelleştirmelere katılan bir işadamı, iktidarı eleştirebilir mi?
Ama bu tür yasakların dışında, kartel medyası, "Siyasi İslam"ı, "Batmangate"i, "Adnan Hoca olayı"nı falan, enine-boyuna irdeliyor..
Fakat kesinlikle değinilemeyen bir konu var..
Bu da "kartel medyası" denilen olgudur..
Medyada dağıtımın, ilanların, emeğin, "kartel kuralları" içinde dağıtılıp, değerlendirilmesi, "derin medya"nın en büyük tabusudur..
En yürekli bir yazar, "Bülent Ecevit genç değil" diye yazabilir belki..
Ama, "gazete ve televizyon sahiplerinin bankası olunca, basın özgürlüğü kalmaz" demek, kimsenin haddi değil..
Ya da, kartelde çalışan hiçbir basın emekçisi, "bizim kaderimiz, kartel patronlarının anlaşmasına bağlı.. Onlar izin vermezse, iş yerimizi değiştiremeyiz" diyemiyor..
Ve zannediliyor ki, "kartel olayı" medyanın bir "iç meselesi"dir..
Oysa, nasıl "Siyasal İslam" tartışması, sadece Fazilet''in veya İslamcı aydınların bir iç-meselesi olamaz ve tüm toplumu ilgilendirirse, "kartel medyası" da, bir ülke sorunudur..
Siyaseti, hukuku, ekonomiyi ve toplumu derinine etkileyip, ilgilendiren bir "Türkiye meselesi"dir medya karteli..
Öncelikle, yasal düzenin çiğnenmesidir "kartelleşme" denilen olay..
Bakın Rekabetin Korunması Hakkındaki 4054 Sayılı Kanun''un gerekçesine..
Ne deniliyor orada?
-...Bugün ülkemizde var olan sistem, piyasa veya pazar ekonomisidir.. Bunun etkin şekilde işleyebilmesi için, sağlıklı bir rekabet sürecinin varlığı gereklidir.
"Rekabet Kurumu"nun oluşumunu ve işlemesini sağlayan kanun, 1''inci ve 20''nci maddelerinde de, şu hükümleri vurguluyor..
-...Mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin, bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek için..
Bu konuda daha geniş bilgi edinmek isteyenler, Türkiye Barolar Birliği yayını olan "Av. Dr. Faruk Erem''e Armağan" kitabındaki Prof. Dr. Ejder Yılmaz''ın "Rekabet Kurulu" başlıklı makalesini okuyabilirler..
Yani "Hukuk Devleti" falan diyoruz ya.. Demirel''in "Rutin dışına çıkılabilir" cümlesine takılıyoruz ya..
Medyada veya herhangi bir mal ve hizmet piyasasında, rekabeti engelleyici kartel anlaşmaları yapmak, yazılı hukuka aykırıdır..
Hukukun üstün olması gereken düzende, kartel oluşturmak, "rutin dışı"dır.
Bir de, özgürlükler ve basın özgürlüğü meselesi var..
Medyanın kartelleştiği ve kartelin de, bankacılığa, devlet müteahhitliğine girdiği bir düzende, "basın özgür değil"dir..
Basın, ya iktidar, ya da devlet güdümlüdür bu düzende..
Eğer medya, bu şekilde iktidara ve devlete bağımlı olursa, bu modelin eski Sovyetler''den, bugünkü Irak''tan farkı kalmaz..
Medya, toplum adına gözlemlemek, kamuoyunu yansız biçimde aydınlatmak, özgürce eleştirmek görevini yapamaz..
Aynı zamanda banka yöneticisi de olan gazeteciler, devlet yetkilileri ile konuştukları zaman, elde ettikleri bilgileri, "haber" olarak değil, "iş"leri için kullanabilir..
Sonuçta, "basın kavramı" da, "demokrasi" de, "siyaset" de, "ticaret" de kirlenir..
Kamuoyu, "objektif gerçek"lere göre değil, "subjektif çıkar" hesaplarına göre şekillendirilir..
"Medya kartel"i, bir hukuka aykırılıktır. Medya sermayesinin, devlet mal ve parası ile haşır neşir olması, ahlak dışıdır..
Yani, "kartel medyası", basının bir iç meselesi değildir.. Bir "Türkiye sorunu"dur.
Sabah gazetesi, "yanlışlıkla", MÜSİAD''cı "Erol Yarar''ın düğünü" diye dans edilen, alkollü içki içilen Lions''un davetinin fotoğraflarını basmış..
Bunda garip olan şu..
İçki içen ve dans edenler, Erol Yarar''ın düğününe gidemez mi?
Hem "toplum kamplaşmasın" denilecek, hem de herkes, "benim gibi yaşamayan benden uzak dursun" diyecek..
Bu ayıp, "iki taraf"a da yeter!..
Dünkü Sabah ön sayfası ve içi, "Sabah"çıların, Demirel ve bazı parti liderleri ile yaptıkları görüşmelerin fotoğrafları, haberleri ile doluydu..
Beni en fazla etkileyen görüntü, Etibank Yönetim Kurulu Üyesi ve Yayın Grubu Başkanı Zafer Mutlu''nun, Başbakan Bülent Ecevit''e, eşi Rahşan Ecevit''in çerçevelenmiş bir fotoğrafını armağan olarak sunmasıydı..
Bu fotoğrafı sunarken de, Dinç Bilgin ve diğerleri, sanki Mutlu Ecevit''e, Hülya Avşar''ın fotoğrafını vermiş gibi, ağızları kulaklarında gülüyorlardı..
Haldun Simavi ekolünden yetişmiş Zafer Mutlu''nun, sonunda, ülkenin başbakanına, eşinin çerçeveli fotoğrafını sunacak duruma gelmesine, açıkçası üzüldüm..
Acaba herhangi bir "Sevgililer Günü"nde, patronu Dinç Bilgin''e, Bilgin''in eşinin çerçeveli fotoğrafını hediye etseydi, Dinç Bey ne yapardı?..
-Bu Zafer bir garipleşmiş, derdi herhalde..
İşte gazetecilik ile bankacılık ve devlet müteahhitliği birbirine karışınca, gazetecinin durumu da böyle garipleşir..
Gazeteci, işadamlarının söyleyemediklerini söyleyebilen, düşünülenleri seslendirebilen mesleğin sahibidir..
Bakarsınız şimdi, Zafer Mutlu''nun odasının duvarında bir Rahşan Ecevit ve Dinç Bilgin''in duvarında da Nazmiye Demirel fotoğrafları asılmıştır..
Daha önce de, Zafer Mutlu Ecevit''e, ATV''nin ödülü olan "yılın politikacısı" şiltini vermişti..
Bakarsınız Ecevit de onlara, "POAŞ ihalesini siz kazandınız" müjdesini verir yarın.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.