Recep Tayyip Erdoğan filmi ve başaşağı diziler

04:0012/10/2016, Çarşamba
G: 16/09/2019, Pazartesi
Mustafa Kutlu

Sayın Reisicumhur'un hayatı ve dönemini anlatan bir filim çekildiğini duydum. Çok sevindim, heyecanlandım.


Bu bir başyapıt olabilir.



Sonra beni bir endişe kapladı. Bildiğimiz kişilerin hayatını anlatan bir filim yapmak hayli zordur. Kim oynayacak, kim çekecek? Endişeliyim.



“Atatürk” filmi gündeme geldiğinde rahmetli Metin Erksan'a sormuşlar, o da şöyle cevap vermişti: “Bu filmi ancak Amerikalılar çekebilir.”



R.T. Erdoğan filmini de Amerika'ya sipariş edelim demiyorum.

Erdoğan, Cumhuriyet tarihimizin en önemli lideridir. Bir başka Erdoğan yok. Dönemi de fevkalade zor geçmiştir. Ortaya bir karton film çıkacağından korkarım.

Dönem anlatmak için para bir o kadar emek, bilgi, estetik ister. Olumlu örnek: “Hanımın Çiftliği” (Halen TV2'de gösteriliyor, isteyen izleyebilir). Olumsuz örnek: “Sevda Kuşun Kanadında”.



TV dizileri sezona hiç de iyi giremedi. Gün birincisi olanlar dahi almaları gereken reytingin ancak yarısını alıyor. Geçen sezondan kalan diziler her ne kadar bıktırıcı olsalar da karşılarında ciddi bir rakip olmadığından yine ilk sırada yer buluyor. Örnek: “

Paramparça

”. Açıkçası dizi sektörü bindiği dalı kesiyor, işine gerekli önemi vermiyor, acele kotarılan projeler ile yetiniyor.



Bu projelerin bir şablonu var.


Günümüzün (güya) zengin ailelerinin hikâyeleri. Bunlar çok mu ilgi çekiyor? Yoo!



Muhteşem villalar, yüzme havuzları, bahçeler, lüks arabalar, kıyafetler, eşyalar. Genç yaşta şirket sahibi olmuş, holding kurmuş adamlar.

Bunlar arasındaki rekabet, düşmanlık vb. Yetmedi biraz karanlık işler, biraz polisiye, biraz mafya. Bu sezon işin içine çıtır kızları da katmışlar. Aşk zaten baş köşede.



Bu sert bakışlı delikanlılar oyuncu değil; bu manken vücutlu kızlar oyuncu değil, bu senaryolar sürükleyici değil, bu bildik mekanlar kalıplaştı artık.


Diziler için iyi hikâye, iyi senaryo ihtiyacı sürüyor. Ülkenin ve halkın yaklaşımları, hissiyatı cevap bekliyor. Bırakın derde dermanı, bu filimler eğlendirmiyorlar bile.



Belki “Familya” eğlenceli bir dizi olur diye düşünülmüş ama, onun içinde “Hayırdır inşallah” diyen bir Şebnem Bozoklu yok. “Canım Ailem” daha inandırıcı bir iş idi. Uğur Yücel'e de yazık olmuş.



Geçen sezonda kalan (umarız ısıtıp yeniden servis etmezler) “

Poyraz Karayel

” mafya ile flört eden polis, polis ile flört eden mafya ve yer yer absürd mizah sahneleri ile bir değişik deneme idi ve karşılığını da aldı. Sinemamız ve dizi sektörü edebiyatımızı bir baştan bir başa taramıştır. El atılmadık eser kalmadı denebilir. İstisnalar hariç. Mesela Peyami Safa'nın “

Matmazel Noraliya'nın Koltuğu

” gibi.



Bir de heves edilenler var. A.H. Tanpınar'ın “

Huzur

”u gibi. Seneler önce gelen bir teklif üzerine rahmetli Ayşe Şasa ile beraber romanın senaryosunu yazmak istedik. Ayşe Hanım rahatsızlığı sebebi ile katkıda bulunamadı. Ben altı bölüm yazdım. Bu müsvette bendedir.



“Huzur” edebiyatımızın en güzel aşk romanı olmasına rağmen gerek akışı gerek aksiyon yüzdesi ile günümüz sinema ve TV dizi seyircisine hitap eden bir roman değil.

O, bilindiği gibi aynı zamanda bir “İstanbul romanı”dır.



Bir başka zorluk da burası. O İstanbul yok artık. Kenarda köşede kalmış bazı adacıklardan bir kolaj yaparak “Huzur” romanı sinemaya aktarılamaz.



Yeri gelmişken yarım kalan bir projeyi de zikretmeliyim.

Osman Sınav yıllar önce benim “Kapıları Açmak” kitabını TV dizisi yaptı.

Ancak anlaştığı “Kanal D” televizyonu bu diziye karşı hasmane tutum takınınca Osman dördüncü bölümde diziyi geri çekti. Proje böylece yarım kaldı. Hemen her şeyi ile dört dörtlük olan bu proje yeniden bir ortak-yapım olarak ele alınabilir. Meraklısına duyurulur.



Bir de geçmişte filmi yapılan ama bugün de aynen devam eden toplumsal meseleleri işlemek var. Mesela “

Gurbet Kuşları

”. Filmin çekiminden (1964) bu yana onca yıl geçti, lakin büyük şehre göç devam ediyor.



Olayı bugünün şartlarında değerlendirerek televizyona aktarmak, sade suya tirit dizilerin yanında bambaşka bir çıkış olabilir.


#Atatürk
#Huzur
#Poyraz Karayel