Cehennem boş, bütün şeytanlar burada…

04:0025/02/2023, Cumartesi
G: 26/02/2023, Pazar
Nedret Ersanel

Şöyle bir cümleyle okumanıza başlamak nasıl duygular uyandırır acaba sizde…“Çin-Rusya stratejik ortaklığında yeni dinamikler gözlemleniyor. Bunun,Türkiye dahil ‘aradaki’ ülkelerin iç siyasetindeki yansımaları nasıl olur?”İki süper gücün ‘tek olma’ ihtimali Türkiye’de ‘ilgilileri ve uzmanları’ tarafından hep küçümsendi ve kabul etmek gerekir bunun tarih içinden gelen haklı ve mümbit nedenleri vardı. Yine de, pandemi sürecinin evvelinden başlayarak gelişen süreç, Moskova-Pekin ilişkisinde tarafların

Şöyle bir cümleyle okumanıza başlamak nasıl duygular uyandırır acaba sizde…

“Çin-Rusya stratejik ortaklığında yeni dinamikler gözlemleniyor. Bunun,
Türkiye dahil ‘aradaki’ ülkelerin iç siyasetindeki yansımaları nasıl olur?”

İki süper gücün ‘tek olma’ ihtimali Türkiye’de ‘ilgilileri ve uzmanları’ tarafından hep küçümsendi ve kabul etmek gerekir bunun tarih içinden gelen haklı ve mümbit nedenleri vardı. Yine de, pandemi sürecinin evvelinden başlayarak gelişen süreç, Moskova-Pekin ilişkisinde tarafların karşılıklı riskleri de hesap ettiği ‘yeni bir dönem’ başlatmıştı. İki ülkenin olası handikapları hesap edip-etmediğine yönelik düşünce de yine ‘uzmanlar’ tarafından gerçekçi bulunmadı. Bugün ise yukarıdaki soruyu onlar soruyor…

Ne oldu da korkutucu kara delikleri olan soru düşünülmeye başladı acaba?..

***

Ukrayna savaşının birinci yıldönümü geçildi. Devamı da gelecek görünüyor…

Bu aşamada tarafların-ki bu krizin birincil, ikincil etkileri açısından dünyada taraf olmayan yok-davranışlarında dikkat çekici değişiklikler var. Hayra mı şerre mi tartmak gerekiyor…

ABD Başkanı Biden’in önce Ukrayna-Kiev ardından da Polonya-Varşova’ya yaptığı ziyaret, eş zamanlı Münih Güvenlik Konferansı’nda Batı’nın alacalı duruşu, Rusya Devlet Başkanı Putin’in yine üst üste yaptığı iki konuşma-ilki uzun ve detaylı bir küresel okuma ile Batı kritiği içerir-Çin Dışişleri Bakanı’nın Münih Konferansı’ndaki görüşmeleri ve çıkar çıkmaz Moskova’ya gitmesi, Mart ayında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Putin ile bir süper zirvede buluşacak olması, bitmedi, dünyayı nükleer çılgınlıktan koruyacak elde kalan son anlaşma START’ın da askıya alınması irkiltici bir küresel iklimi kapımıza getirmiş durumda.

Rusya’nın yeni bir anlaşma için Fransa ve İngiltere’nin de masada olması şartı, Avrupa’yı da nükleer tehlikeye dahil ediyor…

***

Rusya ve Amerika’nın iç dengelerinin dışa vurumu da var bu öncü depremlerde. ABD olmasa Kiev yönetiminin bir gün dahi ayakta kalamayacağı herkesin ve makûl kanaati. Ancak Amerika’da savaşın sürdürülmesinden hoşnutsuz kesimlerin daha yüksekten konuşmaya başladıkları, pek kısa sürede Başkanlık seçimleri gündeminin siyasi hayatı belirleyeceği, hatta beğenirsiniz-beğenmezsiniz Trump’un, “tüm tarih boyunca 3’üncü dünya savaşına en yakın dönemdeyiz” açıklaması, Avrupa’nın kerhen katıldığı bu savaşın idamesini gittikçe zorlaştırıyor.
Düşünün ki bugün Amerikan silahlı kuvvetleri kamuoyuna gücünü “balon patlatarak” gösteriyor.

Moskova’da da durum biraz farklı. Rusya savaşın getirdiği külfetlere tahminlerin ötesinde dayandı ve Putin halk nezdindeki popülaritesini koruyor ama 2024 Mart ayında orada da seçim var. Ve Rus resmi dili bundan sonra yeni ve Batı’dan gayrı bir dünyanın kurulması yönünde irade kullanacağını çoktan ilan etti.

Sahadaki durum üzerine çok konuşmaya gerek yok; önümüzdeki ay silah altına alınan on binlerin eğitiminin tamamlanıp sahaya daha iyi düşünülmüş bir planla sürüleceği tahminleri yapılıyor. Fakat herkes biliyor ki, Rusya’nın ele geçirdiği topraklardan tamamen çekilmesi, hele Kırım’ı da bırakması mümkün gözükmüyor…

Savaşın sürüm sürüm sürdürüleceği tezleri daha hakim. Bu, “kaybet-kaybet”in ta kendisi.
İşte burada yeni ve dönüştürücü etken olarak Çin’in devreye girip, Rusya ile “stratejik ortaklığının” hakkını “tam” verme ihtimalinin belirginleşmesi devreye giriyor…

Şu anlaşılmasın, Çin, savaşta askerî ağırlığını Rusya’nın yanına koyacak değil. Resmi açıklamalarında bu tona hiç rastlanmıyor. Ama illa böyle olması da gerekmiyor…

***

Çin’in siyaseten konumlanışı anlaşılır biçimde ve “bu artık bir ittifaktır” şeklinde tarif edilecek biçimde dünyaya sunması taşları yerinden oynatmaz, söker…

Avrupa’nın, özellikle Fransa ve Almanya’nın böylesi dünyada zaten ikircikli devam eden tutumumun ne olacağı da ayrı belirsizlik/istikrarsızlık alanı yaratır. Kuzey Akım Hattı’nın bizzat ABD tarafından sabote edildiği Amerika’nın en saygın gazetecileri tarafından delillendirilerek yazıldı. Dünya bunları görüyor…

Biden Avrupa gezisinde, aylar önce bu köşede ilk kez yazılan, “Bükreş Dokuzlusu” ile müttefik alanını genişletmeye çalışıyor ama ne Ukrayna ne Polonya ve ne de bu zirvede Avrupa yoktu?!

Batı’nın Ukrayna’daki nihai hedefinin ne olduğu da belirsiz. “Böyle bir hedef falan yok” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Uzatmayalım.. Böylece geliyoruz “aradakilere”…

***

“Batı’da yaptıklarına bakın; çocuk istismarı kabul görmeye başlıyor. Rahipler eşcinsel evlilikleri onaylıyor. Anglikan Kilisesi cinsiyetsiz bir tanrı düşüncesini değerlendiriyor.
Onları bağışla tanrım ne yaptıklarını bilmiyorlar”…
Putin’in bu sözleri sıradan bir Batı eleştirisi değildir. İsa’ya atıf yapan son cümle aslında cephenin genişliği denli nitelikleri üzerinden bir dünya tarifi yapıyor.
İsa’ya işkence edip çarmıha gerenlerin günümüzde kimler olduğunu işaretliyor.
Alt başlıklarını incelemeye ömür yetmez…
“Çok kutuplu dünya” denilen ve özünde hedefe ABD’yi koyan
yeni jeopolitiğin “ideal” haritası
, Rusya-Çin-İran-Türkiye gibi bir ön hattı tarif eder. Arkasına, sağına-soluna bir düzine ülke daha koyabilirsiniz. Hindistan bile dahildir.
Şu an böyle bir cephe yok. Olurunu-olmazını sabaha kadar tartışabiliriz. Gelgelelim Çin-Rusya ilişkilerinde yeni/olası aşama,
Batı ile Doğu arasındaki stratejik ülkeleri farklı bir boyutta düşünmeye davet/mahkûm edecektir. O ülkelerin içinde tartışmalara da yol açarak…

Türkiye’de kısa süre sonra gerçekleşecek seçimler bu boyutun getirdiği yeni gerçeklik konusunda da bir şey söyleyecek. Ve bu, günlük siyasetin vasat hay-huyundan çok daha büyük ve yakın meseledir.

#Çin
#Rusya
#ABD
#Türkiye
#Nedret Ersanel