
Yıl: 1995, aylardan: Mayıs…
Düşler Öyküler dergisinin 4. sayısıyla birlikte başlamıştı Ankara Öykü Günleri…
Düşler Öyküler bugün yok ama Ankara Öykü Günleri"nin bir yenisi daha geçtiğimiz hafta yapıldı.
Dünyanın Öyküsü dergisi (sahibi Ömer Asan) ile Çankaya Belediyesi"nin işbirliğiyle gerçekleşen 13. Ankara Öykü Günleri"nde değişmeyen tek şey onu başlatan ve sürdüren Özcan Karabulut"tu.
Dünyanın Öyküsü dergisinin yayın yönetmenliğini de yürüten Karabulut"un Türkiye"nin siyasi gündemini belirleyen ve asıl bu nedenle kendi içindeki her türlü sanatsal hareketliliği de perdeleyen Ankara gibi bir şehirde genelde edebiyat özelde öyküyü öne çıkarmak adına gösterdiği bu ısrarı gereğince anlayabilmek için biraz Ankaralı olmak gerekir.
Bu manada Ankaralı olmak iğneyle kuyu kazmak gibidir; Türkiye"nin Ankara merkezli olarak yaşadığı malum siyasi hareketlilikle, bireylerin de ağırlıklı olarak ek göstergeyi, torba kadroyu, yönetim kurulu üyeliklerini vb. konuştukları bir ortamda edebiyattan yana olmak onlara karşı "dur ve dinle" diyebilmektir biraz da…
Ankara"da "dur ve dinle" diyebilenler Özcan Karbulut"la Hüseyin Su"dan (Hece dergi ve Hece Öykü"den) ibaret olunca orada edebiyata hamilik etmenin, edebiyatın taşıyıcısı olmanın zorluğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
"Chavez Anısına" vurgusunu da taşıyan 13. Ankara Öykü Günleri"nin "ulusalararası"lığını altını çizerek belirtmeliyim. Yaklaşık 150 konuğu bünyesinde toplayan etkinlik Rusya, Venezuela, Kıbrıs, Bulgaristan, İtalya ve Suriye öykücülüğünü temsil eden yazarları da içeriyordu.
Ayşegül Tezören"in moderatörlüğünde Ömer Türkeş, Alper Akçam ve A. Galip"le birlikte gerçekleştirdiğimiz eleştiri konulu oturumda bulunmanın yanısıra, herbiri ayrı bir önem taşıyan diğer oturumlarda, bireysel konuşmalarda, atölyelerde de bulunmak isterdim. Ancak zamanın hızına yetişme zorluğum buna da mani oldu.
Yine de Füruzan"la yapılan söyleşiyi dinleyebilmiş, Dünyanın Öyküsü dergisince düzenlenen öykü yarışmasındaki ödüllerin sahiplerine verilişini izlemeyebilmiş olmakla kendimi kazançlı sayıyorum.
Konuşmacı olarak katıldığım oturum, mevcut öykü eleştirisindeki güzellemeci, şabloncu eğilime Dünyanın Öyküsü"nde yer alan itirazi yazılarıyla tanıdığım Ayşegül Tezören"in yine aynı bağlamda yaptığı çerçeve bir konuşmayla başladı.
Türkeş, günümüzde yayıncının da taraf olarak katıldığı eleştirinin eser-eleştiri-okur üçgeninde oluşan talebe göre şekillendiğini dolayısıyla kendine özgü bir zeminde, kendi şartlarıyla var olamayan eleştirinin kurumsallaşamadığını belirtti.
Her şeye rağmen eleştirinin var olduğunu ancak işleyiş, imkan ve etkilerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen A. Galip"ten sonra söz alan Akçam eleştirinin mevcut ve ideal kurgusu üzerine önemli belirlemelerde bulundu.
Bense Akçam"ın sunumunda sıkça tekrarladığı gotik ve post-modern kelimelerinden hareketle eleştiri dilinin yerli olmadığını, çeviri terimlerle yürütülen bir işten, kültürel karşılıkları oluşmamış bir güzellemeden ibaret kaldığını, dolayısıyla Türkeş"in eleştirinin kurumlaşmaması tespitine katıldığımı belirttim.
Etkinlik, kimi güzel buluşmalara vesile olması açısından da önemliydi benim için. Semaver Öykü dergisinden Deniz D. Şimşek ve kıymetli arkadaşlarıyla tanışmama vesile oldu örneğin.
13. Ankara Öykü Günleri"nin gür bir tonla yine "dur ve dinle" diyebildiğini, siyasi gündemin hareketliliğinde yorulan ilgili zihinler için güzel, değerli ve etkili bir berzah oluşturduğunu kaydetmeliyim son olarak.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.