"Çıkar şu baklayı ağzından!"

00:006/10/2012, Cumartesi
G: 6/09/2019, Cuma
Ömer Lekesiz

İstanbul"un dışında bir edebiyat etkinliğine katılmak benim için nicedir görüşmediğim dostlarla hasbihal ederek hasret giderme, tanıdığım ama henüz tanışamadığım kişilerle yüzyüze görüşme imkanı sağlaması bakımından özel bir önem taşır.Hem benim hem de benim kuşağımdan birçok yazarın üzerinde emeği olan sevgili D. Mehmet Doğan, Keçiören Belediyesi"nin Kültürel faaliyetleri kapsamında ifa ettiği sohbetler için beni Ankara"ya çağırdığında bu yüzden hiç tereddüt etmediğim gibi sonuç da belirttiğim

İstanbul"un dışında bir edebiyat etkinliğine katılmak benim için nicedir görüşmediğim dostlarla hasbihal ederek hasret giderme, tanıdığım ama henüz tanışamadığım kişilerle yüzyüze görüşme imkanı sağlaması bakımından özel bir önem taşır.

Hem benim hem de benim kuşağımdan birçok yazarın üzerinde emeği olan sevgili D. Mehmet Doğan, Keçiören Belediyesi"nin Kültürel faaliyetleri kapsamında ifa ettiği sohbetler için beni Ankara"ya çağırdığında bu yüzden hiç tereddüt etmediğim gibi sonuç da belirttiğim şekilde tahakkuk etti:

Toplantı öncesinde, esnasında ve sonrasında İbrahim Ulvi Yavuz, Erbay Kücet, Ahmet Fidan, Muhsin Mete, Ragıp Karcı, Mustafa Atiker, Fatih Gökdağ, Teodora Doni, Veysel Karafilik, Durmuş Korkmaz, Ercan Yıldırım, Atilla Mülayim, Tarkan Zengin ve adlarını bu köşenin sınırları nedeniyle zikretmekten aciz bulunduğum diğer dost ve arkadaşlarla hem sanat ve edebiyatın hem de tatlı anıların ırmaklarında tadına doyulmaz bir seyre çıktık. Onlara ve günün yorgunluğuna aldırmaksızın sohbete teşrif eden tüm edebiyat severlere ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Edebiyat bilgisine, sessiz ve derin okumalarına her zaman gıpta ettiğim sevgili Muhsin Mete"nin sohbet sonrasında yönelttiği, polemik yazısının inançlarımızla uyumu konusundaki soruya burada bir parantez daha açmalıyım.

Bir yanıyla teknik bir cevaba ihtiyaç gösteren bu soruya, herkesçe anlaşılır karşılıklar verebilmenin yolu mecaza başvurmaktan, daha açık bir söyleyişle fıkra anlatmaktan geçiyordu. Orada özel nedenlerle (ki, zaten bu konuda adım çıkmış dokuza inmez sekize) şu fıkrayı anlatamadım:

Münasebetsiz işler karşısında kitabın ortasından konuşan ve bu yüzden birçoklarının kalbini kıran bir adam bu huyundan dolayı imam efendiye yakınır ve ondan yardım talep eder. O da ona ağzına bir bakla koymasını, olası durumlarda onu hatırlayarak susmasını salık verir. Adamcağız bir süre böyle idare eder. Bir gün imam efendi ile birlikte camiye giderlerken, bir kadın evinin kapısını açıp, sokağı kontrol etmeksizin leğendeki bulaşık suyunu ikisinin üstünde boca ediverince imam efendi bizimkine dönüp: "Çıkar şu baklayı ağzından" deyiverir.

Bizdeki polemik işi de biraz böyledir. Aslolan baklayı ağızda tutmaktır ama öyle durumlar olur ki baklayı ağızda tutamamak da hayırlı bir eyleme dönüşür.

"Baklayı ağzında tutmak" derken, bunun "ağzında bakla ıslanmamak"la aynı şey olmadığını da belirtmemde yarar var. Belki polemik, ağzında bakla ıslanmayana, o baklayı ıslatmayı öğretmek de olabilir ki, bunu ayrıca konuşmak gerekir.

Henüz okunmamış bir kitabın bilgisi:

Teamüldür, iyi bir kitap yayınlanır, ediniriz, okuruz, beğeniriz ve bu köşelerde bilgisini paylaşırız.

Bense şimdi bilgisini paylaşacağım kitabı henüz görmedim ve okumadım. Dolayısıyla onunla ilgili fiili bir beğeniden hareket ediyor değilim. Fakat beğenmem bir yana kitabın adı bile beni heyecanlandırdığı için ilk bilgilerini şimdiden paylaşmaya ihtiyaç duydum:

Kitabın Adı: İslam Sanatında Geometrik Desenler. Yazarı: Eric Broug. Yasemin Darbaz Karaca tarafından dilimize kazandırılan kitabı, Klasik Yayınları Turgut Cansever Kitapları Dizisi"nden sunmuş.

İslam mimarisinde geometrik desen, nakkaş ruhunun matematiksel resmi olmak ve süslemede bitimsiz bir yarışı temsil etmek bakımından özel bir yere sahiptir. Bu nedenle her tür yapıda, mümkün olabilen her malzeme üzerine uygulanmıştır.

Geometrik desenlerin beni asıl ilgilendiren yanı ise sanatta gelenek ve yenilik çabasının müştereken göründükleri bir uygulama olmasıdır. Hem bu öyle bir uygulamadır ki, Yıldız Demiriz"in kelimeleriyle taçkapılarından minyatürlerin arkaka planlarına; tuğlaların dizilişinden yazma kitapların süslemelerine kadar her yerde bulunur. Hatta konuyla ilgili okumalarım arttıkça, onların sadece geniş yüzeylerde ve kitaplarda kalmadığına, musikiye ve edebiyata da sirayet ettiğine inandığım gibi sanat edebiyat adına yeni zamana söyleyebileceğimiz sözlerin de onlarda saklı olduklarına hükmediyorum.

"İslam Sanatında Geometrik Desenler" adlı kitap beni bu yüzden heyecanlandırdı.

Kurtuba"dan Bağdat"a, Şam"dan Herat"a, Harakan"dan Kayseri"ye birçok tarihi cami, külliye, türbe ve medreseden seçilmiş geometrik desenlerin yer alması bile eserin önemini ele vermeye yetiyor.

Bu vesileyle merkalıları için Yıldız Demiriz"in 2004 yılında siyah-beyaz olarak basılmış "İslam Sanatında Geometrik Süsleme" kitabını da yeniden hatırlatayım.

Demiriz, söz konusu çalışmasını hazırlarken "İslam Sanatında Geometrik Desenler"i görmemiş.

Bu da Klasik Yayınları"nın ciddiyetini ve bize uzmanlarınca bile bilinmeyen hazineler kazandırmaya devam ettiğini göstermeye yetse gerektir.