
1. Son Bursa seyahatimde arkadaşlardan biri İtibar"ı nasıl bulduğumu sordu.
"İtibar, iyi bir dergi, beğenerek okuyorum; kısa sürede de merkeze oturdu zaten" dedim.
"Merkeze oturmanın şartı nedir?" diye sordu bu kez.
"Merkeze oturmanın şartı, gerek yazarı gerek okuyucusuyla edebi kamuya -kendi biricikliğini ihlal etmeksizin- açık olabilmek, en azından bu potansiyeli taşıyabilmektir" dedim.
Merkez dergileri denince her nedense İstanbul dergileri akla gelir. Bence yanlış bir kanaattir bu. Dergah ile birlikte Hece"nin ilk sayısından beri merkezde yer almasına, İstanbul"da yayınlandıkları halde birçok derginin taşra dergileri kadar bile edebi kamuya açık olmamalarına bakarak yapabiliyorum bu tanımı.
18. sayısıyla bir buçuk yılı geride bırakan İtibar, söz konusu tanıma uygun olarak ilk sayısından beri edebi meşrebi, ekolü ne olursa olsun Müslüman yazarlara ve yazma eylemini ciddiye alan gençlere hep açık olmakla kalmadı, velev ki Müslüman olmasalar bile edebiyatta niteliği gözeten, sözün namusuna ve Müslümanların hassasiyetlerine saygılı olan edebiyatçılara açık olduğunu da ima etti.
Bu vesileyle İtibar"ın Mart 2013 sayısında İhsan Fazlıoğlu ile yapılan konuşmaya ve Sait Yavuz"un Sezai Karakoç şiiriyle ilgili yazısına dikkatlerinizi çekmek isterim.
2. İki aylık sanat ve edebiyat dergisi Karabatak 7. sayısına ulaştı.
Mevcut yayın ortamında emsalleri içinde en fazla dergi çıkarma tecrübesine sahip olan Ali Ural"ın yönetiminde çıkan bir dergi Karabatak.
Karabatak da kuşak çatışmasından beslenmeyen bir dergi; birikime değer vererek doğru istikameti işaret edebilen akil insanlara açık olduğu kadar, has bir birikime yaslanmaya çalışan gençlere de açık tutuyor sayfalarını.
Sadettin Ökten Hoca"yla yapılan söyleşinin tadı damağımda kaldı.
Gönül istiyor ki, Ökten Hoca"nın sözleri su gibi hep aksın, biz de ondan kana kana içelim. Dinden sanata, şehirden medeniyete ideal bir zihniyetin kilometre taşlarını işaret ediyor çünkü Ökten Hoca.
Diyor ki örneğin mensubiyet planında:
"(Mensubiyet) şart, hiçbir yere gidemezsiniz, bir batılı gibi olamazsınız. Suna Kan, İdil Biret gibi bir keman veya piyano cambazı olabilirsiniz. Ama sanat o değil ki. Arthur Miller diye bir adam var "Biz Shakespeare"i sadece tekrarlayabiliyoruz, esas sanatkar Shakespeare" diyor. Ferdi Özbeğen mesela, Allah rahmet eylesin yaptığı neydi? Türkiye"nin lümpen zenginine müzik yapmak. Bu adamın pop müziğinde bir yeri var. Caz mesela Avrupa"da çıksaydı ki çıkması mümkün değildi, bu kadar popülize olmazdı. Çünkü bir red müziğidir. Ama para gelmeye başlayınca caz da kalitesinden kaybetti. Mesela Orhan Gencebay bana göre enteresan bir adam. Geciken, (…) yarım gelişmiş sanayi devriminin kırsaldan kente getirdiği insanların ümitsizlik, yeis ve başkaldırı müziği ama İslami çizgide."
3. İki aylık kültür ve sanat dergisi Bugünden, Atilla Polat yönetiminde Eskişehir"de çıkan bir dergi.
O da 11. sayısına ulaşmış. İstanbul"daki dergilerin çoğunu utandıracak bir içerik zenginliğine ve biçim güzelliğine sahip bir dergi Bugünden.
Mehmet Ali Kılıçbay"ın "Galiba Artık Entelektüel Yok!" başlıklı yazısıyla açılan dergide yayın sırasına göre Said, Afşar Timuçin, Kaya Özsezgin, Turgut Çeviker, Ali Budak, Feridun Andaç, Yalçın Yusufoğlu, Yeşim Eyüboğlu, Hülya Soyşekerci, Özgür Soylu, Bahadır Gülmez, A. Suna Göynük, İ. Serhat Sağsöz, Zeynep Ünal imzaları yer alıyor.
Yagane mizah tarihçimiz Turgut Çeviker"in mizah kültürü, Hülya Soyşekerci"nin Nursel Duruel öyküsü üzerine yazdığı metini mutlaka okumanızı isterdim.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.