Uzun zamandır parti hizmetinde olduklarından veya siyaset karşıtlığından siyaset sevdasına tutulu verişlerinden habersiz oluşumla haklarında hayretle (“öğrenmenin yaşı yoktur” esasınca) yukarıdaki soruları sormama neden olan arkadaşların, kendi durumlarını aydınlatan makul cevaplarının olabileceğini de elbette göz ardı etmiyorum.
Ancak bu cevabın dava gayreti içeren değil, doğrudan doğruya selden kütük kapmakla ilgili bir cevap olacağını umuyorum.
Çünkü cevap böyle olmazsa sekülerleşme, siyasetle mesafe ve mevcut tercih arasındaki çelişkileri büyüyeceğinden, muhataplarını ikna etmeleri de zorlaşacaktır.
Bu arada, ağabey emriyle siyasete giriyormuş gibi bir intiba verenlerin ve dolayısıyla ağabey durumundan aday adayıymış gibi görünenlerin ise durumlarının her türlü sorudan, meraktan, mantıktan ve izahtan vareste olduğunu da belirtmeliyim.
Bir okurum bana onlardan birinin adaylık beyannamesini özetleyerek gönderip, sormuş.
“Abi, bu nedir:
-Falan ağabeyin dergisinde çalışmaya başladı ve ilk yazısını o ağabeyin dergisinde yazdı.
-Matbaasında o ağabeyin kitaplarını bastı.
-Matbaayı satıp kendini o ağabeyin hizmetine verdi.
-Şimdi o ağabeyle Türkiye’yi dolaşıyor.”
Okuruma diyebileceğim tek şey şudur: “Bu sence neyse, bence de odur! Partili olmak ya da olmamak! Bütün mesele budur!”
twitter.com/OmerLekesiz