Sanat ortamındaki yarış

00:0013/02/2013, Çarşamba
G: 6/09/2019, Cuma
Ömer Lekesiz

Sanat, son tahlilde seçkinlerin (zanaata, özel yeteneğe sahip olanların) uğraşısıdır ve muhatabı da yine (zevki, düşüncesi incelmiş; müreffeh) seçkinlerdir.Fakat konu toplumsal kültürün ve kimliğin inşası olunca lokomotif işlevi görür sanat. İçeride yeni nesillerin görel belleğini, estetik beğenisini geçmişten geleceğe doğu kurarken, dışarıda ise büyüklüğün ve zarafetin imgesini oluşturur.Her iki manada da bizim Tanzimat"tan bugüne kadar geçen zamanımız tam bir kayıp zamandır. Ne Batılılaşma ne

Sanat, son tahlilde seçkinlerin (zanaata, özel yeteneğe sahip olanların) uğraşısıdır ve muhatabı da yine (zevki, düşüncesi incelmiş; müreffeh) seçkinlerdir.

Fakat konu toplumsal kültürün ve kimliğin inşası olunca lokomotif işlevi görür sanat. İçeride yeni nesillerin görel belleğini, estetik beğenisini geçmişten geleceğe doğu kurarken, dışarıda ise büyüklüğün ve zarafetin imgesini oluşturur.

Her iki manada da bizim Tanzimat"tan bugüne kadar geçen zamanımız tam bir kayıp zamandır. Ne Batılılaşma ne de uluslaşma süreci içinde net olarak tanımlanabilir bir sanatla temsil imkanına sahip olamadık. Az biraz olanı da açlıktan nefesleri kokan, akademilerde "bizim evin beslemesi" muamelesi gören birkaç özel yeteneğin sayesinde oldu.

Şimdi bu bir buçuk asırlık kayıp zamanın üretttiği psikolojik bozgunda, "şanlı medeniyetimiz" ve "biz adam olmayız" klişelerinin çatışması içinde sanat da birbirleriyle yarış halindeki üç farklı tutumla bu bozgundan bir çıkış yolu bulmaya çalışıyor.

Birinci tutumda her devirde sarayın özel desteğine mazhar olmuş, resmi ideolojiyle barışık hatta simgelerini çoğaltmak şartıyla resmi ideoloji sayesinde var olabilen sanat yer alıyor.

Yıllar yılı özündeki muhalefeti yaşatmak adına halkın inancına saldıran bu sanatın hedefinde yer alan Batı"yla bütünleşme çabası elit kesim tarafından alkışlansa da halk tarafından benimsenmediği için bu sanat sadece kendilerini övmek ve alkışlamakla tatmin olanların uğraşısına dönüşerek kısırlaşmıştı.

İkinci tutumda, birinci tutumdakilerin alanlarında yetiştikleri halde oradaki kısırlaşmayı nedenleriyle birlikte farkederek "gelenek de önemlidir" diyenlerle, geleneksel sanatları ya doğrudan taklit ederek ya da biraz gelenekten biraz modernden aldıklarını (sentez bile değil) protez mantığı içinde birleştirenlerin oluşturdukları sanat yer almaktadır.

Burada birincisindeki gibi bir kısırlıktan değil aksine enflasyondan, öznesiz biriktirmeden söz edilebilir.

Resmi ideolojinin yaklaşık altmış yıl unutulması için baskı altında tuttuğu bu sanat son otuz yıldır elifbayı bilmedikleri halde hat"la, resimden farkını bilmedikleri halde minyatürle, tarihi birikiminden habersiz oldukları halde tezhiple, tekneyi leğen sandıkları halde ebru ile, tekke tozu yutmadıkları halde mistik musiki ile, derviş olmadıkları halde tasavvuf düşüncesiyle uğraşanların ve "buradan ekmek yiyebiliriz" umudundaki kimi uyanık tüccarların da fing attıkları bir alan durumundadır.

Resmi ve özel atölyelerden, işliklerden, kurslardan, İstanbul"u sıkıcı bulup Paris"e New York"a kapağı atmış olanlardan ha bire duvara çakılacak, televiyonda oynatılacak, müzik setine konulacak işler yağıyor.

Üçüncü tutumda ise adeta "siz bu işi başaramadınız, bari kendimiz halledelim" dercesine Batılı ajansların Türkiye"ye getirdikleri Çinli, Perulu, Amerikalı, Danimarkalı, ilh… sanatçıların işlerinden oluşan sanat bulunmaktadır.

Buradan da bırakın duvar süslemesini yaygı diye ayak altına serilmeyecek, göz nuru akıtılıp izlenmeyecek, iş yerine götürülemeyecek ama çoluk çocuğa zarar verir korkusuyla ortalık yerde de bırakılmayacak beton bloklar, enstalasyonlar, video-artlar henüz tam akmasa da damlamaya başlamış durumda.

Üç tutum da -haklarını yemeyelim- sanat adına yeni bir arayışın ürünüdür ki, aynı zamanda üçü de hem kendi aralarında, hem de grup çatışmalarıyla kendi içlerinde sorunludurlar.

Şu şartlarda ipi kimin göğüsleyeceği belli değil ama benim temennim odur ki kazanan sadece bir Pirus zaferi kazanmış olsun ki, bu sayede illetli olan üçünden de kurtulup yep yeni bir sanatı başlatmanın gayretine düşelim.